Canım Kadın,
Bir gün geriye dönüp baktığında, hayatının en güzel anlarını hatırlamak isteyeceksin.
Kiminle güldüğünü, kimin elini tuttuğunu, hangi sohbetin sana iyi geldiğini, hangi sabahın kokusunu, hangi akşamın huzurunu…
Ama telefon ekranında ne kadar zaman geçirdiğini hatırlamayacaksın.
Çünkü hayat, ekranda biriken dakikalardan değil; gerçekten içinde olduğun anlardan oluşuyor.
Bazen telefon elimizde sadece bir araç değildir. Düşünmekten, hissetmekten, yalnız kalmaktan ya da hayatın gerçekliğiyle yüzleşmekten kaçtığımız bir alan haline gelebilir.
Bir bildirim gelir, ona bakarız.
Bir video açarız, diğerine geçeriz.
Birinin hayatını izlerken kendi hayatımızdan birkaç dakika daha eksilir.
Ve fark etmeden, yaşamak yerine seyretmeye başlarız.
Oysa hayat senden sürekli daha fazlasını değil, bazen sadece orada olmanı istiyor.
Bir sofradaysan sofrada ol.
Sevdiğin biri konuşuyorsa gerçekten dinle.
Bir çiçek açtıysa bak.
Bir kahve içiyorsan tadını hisset.
Kendinle baş başaysan hemen bir ekranla o sessizliği doldurma.
Çünkü zihnin sürekli uyarana maruz kaldığında, kendi iç sesini duymak zorlaşabilir.
Belki de bugün ihtiyacın olan şey yeni bir video, yeni bir mesaj ya da yeni bir bildirim değildir.
Belki biraz sessizliktir.
KÜÇÜK BİR EGZERSİZ
Bugün kendine 30 dakikalık bir “ekransız alan” aç.
Telefonunu başka bir odaya bırak.
Bu yarım saat içinde hiçbir şey paylaşma, hiçbir şey kontrol etme, kim ne yapmış diye bakma.
Sadece bulunduğun yere dikkat et.
Kendine şu üç soruyu sor:
“Şu anda bedenimde ne hissediyorum?”
“Şu an gerçekten neye ihtiyacım var?”
“Telefon elimde olmasaydı, bu zamanı ne yaparak geçirmek isterdim?”
Cevaplarını değiştirmeye çalışma. Sadece fark et.
Çünkü farkındalık, hayatını değiştirmeye çalışmadan önce hayatının içinde gerçekten nerede olduğunu görebilmektir.
Canım Kadın,
Bir gün yaşlandığında keşke daha fazla ekrana baksaydım demeyeceksin.
Keşke daha çok sevseydim diyeceksin.
Daha çok sarılsaydım.
Daha çok konuşsaydım.
Daha çok gülseydim.
Daha çok gezseydim.
Daha çok kendim olsaydım.
O yüzden bugün telefonu biraz daha az tut.
Hayatı biraz daha fazla tut.
Çünkü bazı anların tekrarı yok.
Ve hayat, sen ona gerçekten baktığında başlıyor.
Bugün bu yazıyı ihtiyacı olan ya da sevdiğin bir kadına gönder. Belki onun da telefonu bırakıp kendi hayatına yeniden bakmaya ihtiyacı vardır.