İsviçre'nin Cenevre kentinde 5 Ağustos 2025'te başlayan ve 170’ten fazla ülke temsilcisini bir araya getiren küresel toplantıda, plastik kirliliğini önlemeye yönelik yasal bağlayıcılığı olan küresel bir anlaşma müzakere ediliyor. Küresel gündemin önemli başlıklarından biri haline gelen bu toplantı, Türk plastik sektörü tarafından da yakından izleniyor.
Ege Plastik Sanayicileri Derneği (EGEPLASDER) Yönetim Kurulu Başkanı ve Plastik Sanayicileri Federasyonu (PLASFED) Başkan Yardımcısı Şener Gençer, toplantıya dair yaptığı değerlendirmede, başta AB ülkeleri olmak üzere gelişmiş ülkelerin geri dönüştürülmüş hammaddeleri stratejik kaynak olarak gördüğünü ifade etti.
Termoplastik malzemeler çevreci özellikler taşıyor
Gençer, termoplastik malzemelerin cam, kağıt, metal gibi muadillerine göre çevreye daha duyarlı olduğunu ve birçok sektörde temel hammadde olarak kullanıldığını belirtti. Petrol tüketiminin büyük çoğunluğunun yakıt olarak gerçekleştiğini söyleyen Gençer, plastik üretiminin bu tüketim içinde yalnızca %2 gibi düşük bir paya sahip olduğunu vurguladı.
Ambalaj sektöründe plastiklerin sağladığı faydalara dikkat çeken Gençer, “Alternatif ambalajlara göre plastikler 4 kat daha hafif, 2 kat daha düşük maliyetli ve %50 oranında daha az atık oluşturuyor. Ayrıca içerdikleri gizli enerji, hem geri dönüşümde hem de enerjiye dönüştürme sistemlerinde yeniden kazanılabilir” dedi.
Türkiye, plastik üretiminde Avrupa’da ikinci sırada
Türkiye’nin plastik mamul üretiminde Avrupa’da ikinci, dünyada ise altıncı sırada yer aldığını hatırlatan Gençer, yıllık 11 milyon tonluk üretimin yaklaşık %40’ının ambalaj sektöründe kullanıldığını kaydetti. Geri dönüşümde de dünyanın önde gelen üreticileri arasında yer alan Türkiye’nin, Cenevre’de alınacak kararlarda etkili olması gerektiğini ifade etti.
“Türkiye küresel müzakerelerde söz sahibi olmalı”
Gençer, Avrupa Birliği’nin yürürlüğe koyduğu Tek Kullanımlık Plastikler Direktifi doğrultusunda, PET şişelerde %25 geri dönüştürülmüş malzeme kullanımına başlandığını ve bu oranın 2030’da %30’a, 2040’ta ise %50’ye çıkacağını hatırlattı. Diğer plastik ambalajlarda ise bu oranlar sırasıyla %35 ve %65 olacak.
Bu hedeflerin, hammaddesi büyük oranda ithal edilen ancak yüksek ihracat hacmiyle Türkiye ekonomisine katkı sağlayan plastik sektörünü doğrudan etkilediğini belirten Gençer, “Masada söz ve karar sahibi olmamız, sektörel sürdürülebilirlik ve ihracat kapasitemiz açısından hayati önem taşıyor” ifadelerini kullandı.




