Yıldırım: Ekonomik sıkıntılar moral bozmasın!

TBMM Başkanı Yıldırım, “Ekonomik sıkıntılar asla moral bozmasın. Türkiye bu sınamalardan çok geçti. Hepsinden de yüzünün akıyla çıktı” dedi

Yıldırım: Ekonomik sıkıntılar moral bozmasın!
22 Kasım 2018 Perşembe 14:09

Şefika Bal- Ege Ekonomik Forumu, EGEV’in (Ege Ekonomiyi Geliştirme Vakfı) bölge ortaklığı ve NTV & Özgencil işbirliğinde, 'Küresel Gelişmeler Işığında Bölgesel Vizyon' yaratmak amacıyla ikinci defa İzmir'de düzenleniyor. İki gün sürecek olan foruma Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Mehmet Cahit Turhan, Cumhurbaşkanlığı Ekonomi Kurulu Başkanvekili Nihat Zeybekci, İzmir Valisi Erol Ayyıldız, AK Parti İzmir İl Başkanı Aydın Şengül, AK Parti İzmir Milletvekilleri, EGEV Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Ali Susam katılım gösterdi.

 

Sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve meslek odaları yöneticileri ile çok sayıda iş dünyasından isim katıldığu forumda konuşan Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Binali Yıldırım, bölgedeki sorunların çözüleceğini ve asıl ondan sonra bölgedeki ekonomik canlanma inşa ve imar çalışmalarının başlayacağını belirtti. Bölgenin her türlü sorununu doğrudan karşılayan ülke olarak bölgenin imarında ve inşasında Türkiye’nin işin merkezinde olması gerektiğini kaydeden Yıldırım ayrıca, “Ekonomik sıkıntılar asla moral bozmasın. Türkiye bu sınamalardan çok geçti. Hepsinden de yüzünün akıyla çıktı. Bu sıkıntılar da geçecek. Ülkemiz büyümeye, kalkınmaya, milletimizin yüzünü güldürmeye devam edecektir” dedi.


“ABD’de yapılan seçimlerden sonra dünyanın ayarı bozuldu”

Forumun ilkine katıldığında başbakan olduğunu hatırlatan Yıldırım, şöyle konuştu: “O günkü toplantıda ‘küresel ekonomide toparlanma olacak’ demişim. 2018’de tatmin edici bir seviyede olmasa da küresel ekonomide bir toparlanma söz konusu. Yıl sonu itibariyle küresel ticaretin 20 trilyon dolara yaklaşacağı ön görülüyor. Konu başlığı; küresel gelişmeler ışında bölgesel değerlenmeler. Küresel gelişmeler, bizi mutlu edecek düzeyde gitmiyor. ABD’de yapılan seçimlerden sonra dünyanın ayarı bozuldu. Bilhassa korumacılık, günübirlik alınan keyfi kararlar, zaten küresel güç dengesi çoktan beri bozulmuştu. Dünyada her gün yeni krizlerin, yeni ön görülemez bir sürecin başlamasını da hızlandırmaya başladı. ABD’nin bölgemize yönelik, doğu komşumuza İran’a yaptırım kararı, Rusya’ya ve bu gölgeye uyguladığı ekonomiyi, döviz kurunu kullanarak, doları kullanarak uyguladığı dolaylı ve doğrudan baskılı yaptırımları bölgesel gelişimleri çok olumsuz yönde etkilemektedir.”


“Onlar her şeyi dolar olarak görüyor”

Dünyanın değiştiğini, değişimin birçok yönde olduğunu, bölgesel sorunların yeni tehditler getirdiğini kaydeden TBMM Başkanı, “Mesela bugün 265 milyon insan kendi vatanında yaşamıyor. 70 milyon sığınmacı. Olayların yoğunlaştığı bölge, bizim bölgemiz. Türkiye’nin etrafındaki özellikle güney sınırlarımıza müthiş bir kaos, otorite boşluğu, terör, kan ve gözyaşı var. Türkiye’nin yanı başında olan bu olaylardan ülkemizin etkilenmemesi söz konusu değil. Çok fazla bedel ödüyoruz. 8 yıldır biz bu bedeli ödüyoruz ama her şeye rağmen biz değerlerimiz, tarihimiz, kültürümüz, ecdadımızdan bize kalan miras gereği bize yakışanı yapıyoruz. Darda kalana ‘ne halimiz varsa görün’ demiyor, kucak açıyoruz. Ekmeğimizi, evimizi paylaşıyoruz, hayata tutunmalarına yardımcı oluyoruz. Emperyal emelleri olan ülkeler bunu anlamakta zorlanıyor. Onlar her şeyi dolar olarak görüyor. Ama insan da var. İnsanın olmadığı yerde hayat da yaşam da olmaz. ‘İnsanı yaşat ki dünya yaşasın’ fikri bizim medeniyetimizin fikridir. Osmanlı bunu 600 yıl boyunca uygulamıştır” dedi.


“Tabii Türkiye’yi kıskanacaklar”

Türkiye’nin 16 yıllık bir başarı öyküsü olduğunu vurgulayan Yıldırım, sözlerini şöyle sürdürdü: “Kim ne derse desin. 2002 yılı, bakan olarak göreve başladığımda Türkiye’nin alt yapı gelişmişlik düzeyi 39. sıradaydı, 2017’de 9. sıraya yükseldi. 39’dan 9’a. Bizim zaten hedefimiz parmakla sayılan ülkeler arasında girmek. Demek ulaşım iletişim altyapısı bakımından bunu şimdiden başarmışız. Sağlıkta da bunu başardık. Sağlıkta ilk 10 ülke arasında, hatta daha aşağı sıralarda yerimizi aldık. Gelişmiş ülkelerin çok daha üzerinde sağlıkta vatandaşlarımıza hizmet sunuyoruz. Türkiye’deki bölünmüş yolların, sosyoekonomik yapısına etkisi ile ilgili yapılan araştırmada, bölünmüş yollarla birlikte ölümlü trafik kazalarında yüzde 63 azalma oldu. Bölünmüş yollarla beraber illerin aralarındaki ticareti yüzde 40 arttı. Türkiye’nin büyümesine doğrudan yüzde 1 artı katkı sağladı. Ortalama iller arasındaki seyahat süresi 1,5 saat azaldı. Daha birçok şey var. Ayrıca illerde ihracat arttı. Türkiye’nin 15 yıl önce ihracat yapan il sayısı 12-13’tü şimdi tamamında ihracat yapıyoruz. İhracatın 6 milyardan 15 milyar dolara çıktı İzmir’de.”


“Her türlü terör örgütü bu ülkenin başının belasıdır”

Konuşmasında terörle mücadele konusuna da değinen Yıldırım, “Her türlü terörle etkin mücadele bizim için beka meselesi. Bazı dostlarımız özgürlük, demokrasi gerekçeleriyle cömertçe tenkitlerini sürdürüyor. İstedikleri şey; ‘terörle mücadelede bu kadar azimli olmayın, bu ayrılıkçılara, terör örgütlerine müsamahakar davranın, ülke bölünse de bir şey olmaz’ mesajı veriyorlar. İzmir’den, milli hassasiyetlerin en zirvede olduğu bu şehirden söylüyorum; her türlü terör örgütü bu ülkenin başının belasıdır ve hiçbir şekilde müsamaha gösterilmemelidir. Bunları doğrudan ve dolaylı destekleyenlerin kim olduğunu biliyoruz. Amaçları insan kaynağımızı tüketmek, enerjimizi, ekonomimizi, ekonomik istikrarımızı, ülkenin öngörülebilirliğini tartışmaya açmak. Türkiye gıpta edecekleri işler yapıyor. 10 yılda 20 bin kilometre üzerinde bölünmüş yol yaptı Türkiye. 10 yılda küresel krizin amansız devam ettiği süreçte Türkiye dünyanın en büyük havalimanını yaptı. Dünyada 10 yılda 10 tane mega projenin 6’sını Türkiye yaptı. Tabii Türkiye’yi kıskanacaklar, ‘çok oluyor’ diyecekler. Ne derse desinler, bizim yegane gücümüz, kaynağımız 81 milyon vatan evladıdır. O gücü de 15 Temmuz gecesi bütün dünyaya göstermiştir” diye belirtti.


“Dünyanın zenginlik merkezi doğuya geçecek”


Bölgedeki sorunların çözüleceğini ve asıl ondan sonra bölgedeki ekonomik canlanma inşa ve imar çalışmaların başlayacağını ifade eden Yıldırım, “Gelişmiş ülkelerde daralma devam derken ve onlar mevcut elde ettikleri zenginliği kaybetme endişesi yaşarken bizim bölgemizde ışık daha da parlak şekilde yükselmeye devam edecek. Dünyanın zenginlik merkezi 70’li yıllarda ABD’deydi, 80’li yıllarda Avrupa’daydı, şimdi artık bizim bölgemize doğru geldi ve doğuya doğru gidiyor. Bu bir süreç. Geçmiş asırlarda zenginlik doğudayken batıya geçti ve şimdi geri dönüyor. Giderken de gelirken de geçtiği yer Anadolu toprakları. Zorluklar var ama zorluk olmayınca zaten hayatın bir anlamı kalmıyor. ‘Derdi olmayanlar ölülerle delilerdir’ derler. Bana sorarsanız onların da derdi var ama ifade edemiyorlar. O halde sorunumuz olacak, dertlerimiz olacak; bu bizim hayata tutunmamızı, mücadele azmimizi de geliştirecek” dedi.


“Hiçbir hizmet cezasız kalmaz”


Bölgede tehditlerin yanında büyük fırsatların olduğunu kaydeden Yıldırım, “Bölgenin her türlü sorununu doğrudan karşılayan ülke olarak bölgenin imarında ve inşasında işin merkezinde olmamız, buna hazır olmamız lazım. Ege Bölgesi İzmir’in lokomotif oluğu 10 ille beraber Türkiye’nin üreten, katma değer oluşturan bölgesi olmuştur. Bu yarın da böyle olacaktır. Bölgenin her türlü altyapısı hazır hale getirilmiştir. İzmir’in ihracatta, tarımda, turizmde, eğitimde çok büyük potansiyeli var. Ege’nin STK’larını bir araya getirerek daha fazla İzmir ortak paydasında gayret göstermemiz lazım. Sadece 2011’de değil önce de İzmir’e her zaman bulunduğu görevlerde pozitif ayrımcılık yaptım. Sorunlarına her zaman laf olsun diye yaklaşmadım. İZBAN projesi önümüze geldiğinde enkazdı. ‘Hizmette siyaset olmaz’ dedik. Konak Tüneli yapılırken neler çektik. Hiçbir hizmet cezasız kalmaz ama fark etmez. Biz inat da bir murattır diye hizmet etmeye devam edeceğiz. Çıkışımız budur. Gençlerimizin geleceği için buna ihtiyacımız var. En büyük kaynak petrol, doğalgaz değil, genç insandır. İnsan kaynağı bitmeyen kaynaktır. O da bizde var. Kaynağı dışarıda aramamıza lüzum yok” diye konuştu.


“Bu değişimi ıskalarsak bir adım geride kalırız”


Dünyanın hızlı ve çabuk değiştiğini söyleyen Yıldırım, bu değişimi ıskalarsak bir adım geride kalacağımızı belirtti. Yıldırım, “Artık sürücüsüz arabaları konuşuyoruz. Kaptanı olmayan gemiler de var. Robot teknolojiler var. 3 boyutlu yazıcılar var. Sanal gerçeklik var. Nesnelerin iletişim var. Var oğlu var. Bunlar hayal değil. 15 yıl çerisinde uzmanların tahminlere göre bugün var olan mesleklerin yarısı ortadan kalkacak. Şaka değil. Eğer yerine gelecek mesleklere kendimizi hazırlamazsak bizi bir yandan işini kaybetmiş insanlar bir yandan da gelişen teknolojini arkasına düşmüş bir ülke bekliyor. Birbirimizi yoran, yıpratan konuları değil, ülkemizi ileri taşıyacak konulara daha fazla zaman ayırmamız lazım” ifadelerine yer verdi.


“Yeni açılımlar getirecek”


İzmir Valisi Erol Ayyıldız da, Ege Ekonomik Forumu'nda yaptığı konuşmada şunları söyledi. “İzmir, sanayi, ticaret ve tarım sektörlerinde büyük potansiyeller sunan bir kentimiz. Konumu ve yapısı ile her zaman dışa açık bir durumdadır. Bu nitelik ve potansiyelini değerlendirmek amacıyla yapılan çalışmalar da büyük önem arz etmektedir. Bu forumun bu anlamda bölge ekonomisine yeni açılımlar getireceğine inanıyoruz” diye konuştu.


“Bu işten galip çıkmak zorundayız”


Forumda konuşan EGEV Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Ali Susam, “Geçen sene forumun ilkini yaptık, İzmir ve Ege’den çok güçlü geri dönüşler aldık. Bundan 26 yıl önce 10 Ege ilinin vali,, büyükşehir belediye başkanları, sanayi ve ticaret odaları, üniversiteleri, iş insanları ve STK’ların katılımıyla bu işi gerçekleştiriyoruz. Tümüyle toplumun her kesiminin temsil edildiği 127 mütevelliden oluşan bir vakıf EGEV. Ege, 10 bölge ilinin 8 bin yılı aşkın tarihsel ve ticari geleneği ile çok güçlü bir bölgedir. Şehirlerinin rekabet ettiği değil, şehirlerin önceliklerini paylaşarak yeni fırsatlar oluşturup güçlü bölgesel kalkınmayı hayata geçirmek için lobi yapan bir vakıftır EGEV. Zorlu bir süreçten geçiyoruz ama dünyada da yeniden ticari savaşlarla ortaya çıkan çok ciddi ekonomik zorluklar var. Biz bu işten galip çıkmak zorundayız. Bunun için üretmeliyiz. Katma değeri yüksek üretim yapmalıyız. Marka oluşturmalıyız, patent almalıyız. Tüketirken Türk malı tüketmeye özen göstermeliyiz. İthalata dayalı değil üretime dayalı büyümeyi kendimize şiar edinmeliyiz” ifadelerine yer verdi.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.