Ocak/2025 dönemine ilişkin tüketici fiyat endeksi (TÜFE) %5,02 olarak açıklandı. Bu suretle yıllık enflasyon da %42,12 olarak gerçekleşti.

Merkez Bankasının yıl sonu hedefinin %21 olduğunu dikkate alırsak, yılın geri kalan 11 ayında TÜFE %1.5’in üzerine hiç çıkmamalı ki hedefe ulaşabilelim. 

Bu serüvenin sonunda hedefi yine tutturamayacağımız daha Ocak ayında belli olmuş oldu. Muhtemelen yılın ortalarında enflasyon hedefi 23-24 seviyelerine revize edilmiş olacak, Eylül ayında açıklanacak Orta Vadeli Program (OVP) ile 2025 yılı TÜFE hedefi 25 denilecek ve bildiğimiz hikaye devam edecek.

Böyle anlatınca kendimi enflasyon kahini gibi hissettim ama enflasyondaki gelişmeler ile ilgili resmi okumakta zorlanmadığını düşündüğüm fakat topluma mavi boncuk dağıttığına inandığım bir banka yönetimi mevcut.

Çok değil, bundan 10 gün önce Para Politikası Kurulu toplantısı sonrası politika faizi 47,50’den 45,00 bandına indirildi ve Kurul tarafından yapılan açıklama şöyle idi;

“Aralık ayında enflasyonun ana eğilimi gerilerken, öncü veriler ocak ayında öngörülerle uyumlu bir artışa işaret etmektedir.

Yurt içi talepte dengelenme, Türk lirasında reel değerlenme ve enflasyon beklentilerinde düzelme vasıtası ile dezenflasyon sürecini güçlendirmektedir. Maliye politikasının artan eşgüdümü de bu sürece önemli katkı sağlayacaktır.”

Bu açıklamaya baktığımızda,

i) Enflasyonun ana eğilimi gerilemiyor,

ii) Yurtiçi talep dengelenmiyor,

iii) TL reel olarak değerlenmiyor,

iv) Maliye politikası eşgüdümü mevcut değil.

Yapılan açıklama ile realite arasında bu kadar dengesizlik olur mu? Korelasyonun kalitesizliği zaten Ocak enflasyon rakamıyla da ortaya çıkmış vaziyette.

Politika faizinin son iki aydır 25 baz puan düşürülmesi suretiyle 45 seviyesine gerilemesi sonucu mevduat faizlerinin de yüzde 45-50 bandına gelmesi yavaş yavaş TL cazibesinin yitirilmesine sebep oluyor. Bununla birlikte mevduat faizi stopaj oranlarının artırılması ve 6 aya kadar yüzde 15 olarak belirlenmesi de TL getirisine sekte vuruyor.

Sadece bu hamle bile hem para politikasının hem de maliye politikasının enflasyon görünümünü okumaktan ne kadar ırak olduğunu göstermektedir.

Şubat ayında Para Politikası Kurulunun (PPK) faiz indirimi yapması hata silsilesinin devamı manasına gelir ki, böyle bir gelişme olmayacağını düşünüyorum.

Kasım/2024 dönemine kadar varolan sıkı para politikasının mutlak suretle devam etmesi, bununla beraber sözde kamuda tasarruf politikasının artık rasyonel zemine oturması ve yeni vergilerin gelmemesi gerekmektedir. Bu çerçevede enflasyon hedefi yine 21 seviyesinde olmayacak ama en azından sapma düzeyi daha makul seviyelerde kalabilir.