Ankara’daki BMC tesisinde 3 yeni Altay tankının teslim törenine katılan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yerli savunma sanayisindeki dönüşümü vurgulayarak “Ülkemizde bir toplu iğne üretebiliyor muyduk? Şimdi silahlarını üreten bir Türkiye var” dedi. Tesis yıllık seri üretim hedefleri ve 5 yıllık planla dikkat çekiyor.

3 Altay tankı TSK envanterine girdi

Ankara’nın Kahramankazan ilçesindeki BMC Ankara Tank ve Yeni Nesil Zırhlı Araçlar Üretim Tesisi’nin açılışıyla eşzamanlı düzenlenen törende, 3 adet Altay ana muharebe tankı Türk Silahlı Kuvvetleri’ne teslim edildi. Tesiste gerçekleştirilen pek çok konuşma ve tören katılımcıları arasında Milli Savunma ve Dışişleri bakanları ile yabancı heyetler de yer aldı.

Altay tanklarının T1 ve T2 konfigürasyonları için planlanan teslimat takvimi şu şekilde:

  • 2026: 11 adet T1

  • 2027: 41 adet T1

  • 2028: 30 adet T1 (toplam 85 adet T1’e ulaşacak)

  • 2028 ve sonrasında 165 adet T2 konfigürasyonlu tank teslimi hedefleniyor.
    Kısa vadede 5 yıl içinde toplam 250 adet Altay tankı TSK envanterine girmesi planlanıyor. Tesisin seri üretim hattında ayda 8 Altay tankı ve ayrıca aylık 10 adet Altuğ (yeni zırhlı araç) üretimi hedefleniyor.

Altay tankında bulunan başlıca özellikler: gece görüş sistemleri, aktif koruma teknolojileri, yüksek mayın koruması, üstün ateş gücü, nükleer/kimyasal tehdit algılama, gelişmiş zırh koruması ve yüksek hareket kabiliyeti.

"Artık üreten bir Türkiye var"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, törende savunma sanayisinin yerli ve milli üretim kabiliyetine dikkat çekti:

“Sizleri bir 20 yıl, 25 yıl geriye götürmek istiyorum. Ülkemizde bir toplu iğne üretebiliyor muyduk? Toplu iğne, silahtan bahsetmiyorum; hayır. Ama şu anda hamdolsun silahlarını üreten bir Türkiye var.”

Erdoğan ayrıca tesisin büyüklüğüne, istihdam hedeflerine ve stratejik bağımsızlığa yönelik şu noktaları aktardı: ambargolara rağmen kritik malzemelerde dışa bağımlılıktan kurtulma hedefi, teknopark/AR-GE altyapısı, 1.500’ün üzerinde nitelikli personel istihdamı hedefi ve ülkenin savunma ekosistemini güçlendirme taahhüdü.

BMC tesisinin özellikleri ve altyapısı şu şekilde özetlendi:

  • 840.000 m² saha; 63.000 m² kapalı seri üretim alanı.

  • Robotik kaynak sistemleri, ileri sensör teknolojileri, simülasyon altyapısı, zırhlı laboratuvarları ve eğitim parkurları.

  • Seri üretim hattı ile hem Altay tankı hem Altuğ zırhlı araçlarının üretimine imkan sağlayacak modern üretim hatları.

Törene; Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yanı sıra Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün, BMC Yönetim Kurulu Başkanı Fuat Tosyalı ve Katar Savunma Bakanı da dahil olmak üzere üst düzey yerli ve uluslararası temsilciler katıldı.

Erdogan 25 Yil Once Toplu Igne Uretebiliyor Muyduk 3 Altay Tank Tskya Teslim-1

‘YENİ BİR JEOPOLİTİK DENKLEM KURULMAKTA’

Erdoğan, küresel ölçekte süregiden askeri, siyasi ve ekonomik rekabetin her geçen gün boyut ve şekil değiştirdiğini belirterek, "Yeni araçlar, yeni imkanlar, yeni kabiliyetler bu mücadelenin hem seyrini etkiliyor hem de kapsama alanını genişletiyor. Gümrük vergilerinin teknolojik kırılmaları tetiklediği, enerji politikalarının gıda güvenliğini doğrudan tehdit ettiği hassas bir dönemin içindeyiz. Şunu bir defa çok net görebiliyoruz; yeni bir jeopolitik denklem kurulmakta. Uluslararası sistem yalnızca kabuk değil, mecra da değiştirmektedir. Sayısı bir elin 5 parmağını geçmeyen güçlerin küresel sistemi domine ettiği düzende ciddi kırılmalar yaşanmaktadır. Yakın tarihte defalarca şahit olduğumuz üzere ne uluslararası kurumlar ne de beynelmilel hukuk insanlara yeterli güveni ve güvenceyi artık veremiyor. Haklı olmanın yetmediği, hakkınızı korumak için güçlü olmanız gerektiği bir dünyada yaşadığımız gerçeğiyle sürekli yüzleşiyoruz. Bunu önce 1990’lı yıllarda Bosna’da gördük, daha sonra 14 yıl boyunca komşumuz Suriye’de gördük, en son 70 bin masumun hayatını kaybettiği Gazze soykırımında gördük. Çoğu çocuk ve kadın binlerce, yüz binlerce kardeşimiz buralarda katledildi, toplu kıyıma uğradı, fakat ne uluslararası hukuk ne de dev bütçeli kurumlar bu zulümlerin ve katliamların önüne geçemedi. Küresel barış ve güvenliği sağlamakla görevli yapılar hiçbir adım atmadı. Bırakın engellemeyi, birçok bölgede eli kanlı zalimleri koruyup kolladılar. Şurası bir gerçek ki, günümüzde onurlu bir şekilde yaşamak istiyorsanız her alanda güçlü olmak, caydırıcı olmak mecburiyetindesiniz. Ekonominizi güçlendirmek, dışa bağımlılığınızı azaltmak, kapasitenizi arttırmak, yani kendi göbeğinizi kendiniz kesmek durumundasınız. Aksi takdirde üzülerek ifade ediyorum, kurtlar sofrasına dönüşen bu yeni düzende kimse kimseye acımaz, gözünün yaşına bakmaz" dedi.

‘TÜRKİYE’Yİ GÖZ ARDI EDİLEMEZ BİR ÜLKE HALİNE GETİRDİK’

Erdoğan, risk ve tehditlerin asimetrik biçimde arttığı bu dönemin farkına en erken varan ülkelerden birinin Türkiye olduğunu kaydederek, “İlk günden itibaren değerlendirmelerimizi yaptık, tedbirlerimizi aldık, tabiri caizse dersimize çok iyi çalıştık. Son 23 yılda savunma sanayi, diplomasi ve güvenlik başta olmak üzere attığımız adımlarla Türkiye’yi göz ardı edilemez bir ülke haline getirdik. Mazlumun zalime boyun eğmediği, güçlünün güçsüzü ezmediği adil bir dünya için diplomatik, askeri, siyasi, ticari ve ekonomik tüm imkanlarımızı seferber ettik. En sıkıntılı zamanlarında dostlarımızın yardımına koştuk. Kardeşlerimizin yaralarını sardık. Türkiye’ye nerede ihtiyaç duyulduysa, imkanlarımız ölçüsünde elimizden geleni hiçbir bagaj taşımadan yapmaya gayret ettik. Bununla birlikte muhannete muhtaç olmamak için de kendi teknolojimizi kendimiz üretmeye başladık. Savunma sanayinde devletimizin desteği, özel sektörün dinamizmiyle birleşince hamdolsun son yıllarda büyük bir ivme yakaladık. Sizleri bir 20 yıl, 25 yıl geriye götürmek istiyorum. Ülkemizde bir toplu iğne üretebiliyor muyduk? Toplu iğne, silahtan bahsetmiyorum; hayır. Ama şu anda hamdolsun silahlarını üreten bir Türkiye var. Savunma sanayinde yüzde 20’yi bile üretemiyorduk; ama şimdi yüzde 80’i yakaladık. İnsansız hava araçları, nerede, böyle bir imkanımız var mıydı? Yok. Ama şimdi insansız hava araçlarını üreten, silahlı insansız hava araçlarını üreten, Akıncı’sını üreten bir Türkiye var. Son teknolojiye sahip hava, kara, deniz araçlarımızla destan yazmaya devam ediyoruz. Artık yalnızca takip eden değil, takip edilen bir devletiz. Modern silah sistemlerinden kompleks koruma paketlerine, sürüş destek modüllerinden elektronik harp altyapısına kadar her hamlesi, her ürünü merakla beklenen bir ülkeyiz" dedi.

‘BAĞIMLILIK İLİŞKİSİNE BAŞ KALDIRDIK’

Erdoğan, sektördeki 3 bin 500’ü aşkın savunma sanayi şirketinin, 100 binin üzerindeki nitelikli personel ile arı gibi çalışmayı, küresel barış, huzur ve güvenliğe doğrudan katkı yapmayı sürdürdüğünü kaydederek, “Dışa bağımlılık oranımız yüzde 80’in üzerindeydi, şimdi artık yüzde 20 bile değil. Güvenlik güçlerimizin neredeyse tüm ihtiyaçlarını yerli ve milli savunma araç ve ekipmanlarımızla temin ediyoruz. Savunma sanayinde bin 400’ün üzerinde projemiz var. İHA ve SİHA alanında dünyanın en başarılı ilk 3 ülkesi arasındayız. Halihazırda dünyadaki en büyük 11’inci savunma ihracatçısıyız. 2024’te dünya ihracat pazarında yüzde 65’le yerimizi aldık, yani dünya genelinde satılan her 100 insansız hava aracından 65’ini biz tedarik ettik, tam 180 ülkeye ürün ihraç ettik. 2025’te bu sayının daha da artacağını öngörüyoruz. Bu rakamları daha da artırmak, çeşitlendirmek, detaylandırmak mümkün. Geçmişte haksız uygulamalara, çiftte standartlara, baskı ve ambargolara maruz kalmış bir ülke olarak kaybettiğimiz zamanı telafi etmeyi başardık. Bunu da ana muhalefetin temsilcisi olduğu, komplekslerini bir türlü yenemeyen kifayetsizlerin engelleme girişimlerine rağmen yaptık. Ne diyorlardı? Onlar 'yapamazsınız' diyorlardı. Biz 'yaparsa bu ülkenin evlatları yapar' dedik ve yola koyulduk. Genç mühendislerimize, genç kardeşlerimize, bu ülkenin genç beyinlerine inandık, onlara güvendik. 'Boyunuzdan büyük işlere kalkışmayın, başımızı belaya sokmayın' diyenlere rağmen yaptık. 'Siz teknolojiden ne anlarsınız oturun oturduğunuz yerde' diyenlere rağmen bütün bunları başardık. Yoksa biz de bizden öncekiler gibi davranabilir, hiçbir riske girmeden statükonun konforlu alanında iktidarımızı rahatça sürdürebilirdik. Ama biz bu düzene itiraz ettik, bu bağımlılık ilişkisine başkaldırdık. Kelimenin tam anlamıyla, kelle koltukta bir mücadeleyle hamdolsun sadece 23 yılda dünyanın gıptayla baktığı, kimilerinin sevinçle, kimilerinin de endişeyle takip ettiği bir savunma ekosistemini ülkemizde inşa ettik" diye konuştu.

‘DÜNYA SAHNESİNE ÇIKARACAĞIMIZ YENİ ÜRÜNLERİMİZİ GELİŞTİRECEĞİZ'

Erdoğan, savunma sanayine yapılan bütün yatırımların gerçek değerinin gelecek yıllarda çok daha iyi anlaşılacağını vurgulayarak, “Bugün muhalefetin küçümsediği, itibarsızlaştırmak için her yolu denediği projelerin neye tekabül ettiğini bizden sonraki nesiller daha net görecekler. Biz ulaştığımız noktayı asla yeterli bulmuyoruz. Şu Altay tanklarını bugün burada görüyoruz, yeterli mi? Bize göre yeterli değil. Biz çok daha ileri teknolojiyi yakalamak durumundayız. Bu Alman teknolojisiydi, biz şimdi onu çok daha ileri taşıdık. Bugün burada olduğu gibi büyük bir kararlılıkla hamlelerimize devam ediyoruz. 1,5 milyon mühendislik saatiyle, 35 bin kilometreyi kapsayan test süreciyle, 3 bin 700 fiili atışla tüm aşamaları geçen Altay tanklarımızın ilkini bugün kahraman ordumuza teslim etmenin gururunu yaşıyoruz. Güncel muharebe ortamına en yüksek düzeyde adapte olmak üzere yeni sistemlerle donatılan Altay tankımız, en zorlu çevre koşullarına uygun olarak geliştirildi. Gerek atış gücü gerek devamlılık gerekse mobilite kabiliyetlerine dönük testleri hamdolsun başarıyla tamamladı. Bu yıl başlattığımız teslimatı önümüzdeki senelerde daha da artan sayılarla gerçekleştireceğiz. Takip eden partilerde ise yerli ve milli imkanlarla geliştirdiğimiz Batu Güç Grubu ile birlikte Altay tanklarımızı ordumuzun envanterine katacağız. Altay’la birlikte Leopar 2-A 4 modernizasyon projemizin de teslimini önümüzdeki sene yapacağız. Dost ve müttefik ülkelerin de yoğun ilgisiyle Altay yurt dışı pazarlarda Türk savunma sanayisinin etki ve görünürlüğüne önemli bir katkı sunacak. Altay’la birlikte tank teknolojisinde yeni bir dönemin kapılarını ardına kadar açmış oluyoruz. Altay’ın üretim ve geliştirme sürecinde edindiğimiz tecrübeyle dijital kontrol sistemlerinden, yapay zeka destekli karar alma yapılarına, otonom hareket yeteneklerinden ileri koruma sistemlerine büyük bir yetkinlik kazandık. Bu birikimi en iyi şekilde değerlendirecek, gelecekte dünya sahnesine çıkaracağımız yeni ürünlerimizi inşallah daha da geliştireceğiz" dedi.

Erdoğan'ın konuşmasının ardından teslimi yapılan Altay tankları gösteri sürüşü gerçekleştirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve beraberindekiler, Altay tanklarının gösterisini izledi.

‘DÜNYADA GIPTA İLE TAKİP EDİLEN DURUMDAYIZ’

Törende konuşan Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, "Bir asır önce ne yazık ki savunma sanayisi dışa bağımlı olan, bir tüfeği dahi dışarıdan ithal eden bir ülkeydik. İmkanların böylesine yetersiz olduğu bir ortamda bağımsızlığına olan tutkusu ve iman gücüyle istiklalini elde eden asil milletimiz inanç ve adanmışlıkla çalışarak, ülkemizin hak ettiği konuma gelmesi için elinden gelen gayreti göstermiştir. 'Siz yapamazsınız, başaramazsınız' diyenlere rağmen aziz milletimize güvenen zat-ı devletlerinin ortaya koydukları yüksek irade, stratejik vizyon ve kararlı duruş bugün ulaştığımız seviyede belirleyici olmuştur. Çok şükür artık kendi güçlü savunma sanayine sahip sayılı ülkelerden biri olarak dünyada gıpta ile takip edilen bir durumdayız. Savunma sanayimizin etkinlik ve gücü sayesinde Türkiye bölgesinde ve dünyada rol model olurken, savunma ve güvenlik alanı başta olmak üzere diplomaside ve dış ticarette de etkisini artırmakta, başta dost ve kardeş Katar olmak üzere pek çok ülkeyle ikili iş birliğini üst düzeyde geliştirmektedir" dedi.

'MUHAREBE GÜCÜNÜ ÜST SEVİYEYE ÇIKARACAK'

Güler, bölgede ve dünyada yaşanan hassas gelişmeler ile Türkiye'nin bulunduğu stratejik coğrafyanın yerli ve milli savunma sanayii ürünleriyle donatılmış güçlü ve etkin bir orduya sahip olmayı zorunlu kıldığına dikkat çekerek, "Büyük bir heyecan ve yoğun gayretlerle yürütülen bir rüyayı gerçeğe dönüştüren yerli ve milli Altay tankı projemiz de bunlardan biridir. İhtiva ettiği yüksek ateş gücü, ciddi zırh koruması ve hareket kabiliyetleri ile tankların başta konvansiyonel harp olmak üzere asimetrik ve zorlu harekat ortamındaki vazgeçilmez rolü bu projenin ordumuz ve savunma sanayimiz açısından ne kadar kıymetli olduğunu da ortaya koymaktadır. Bu yönüyle Altay tankımız, Kara Kuvvetlerimizin muharebe gücünü daha üst seviyelere çıkaracak, aynı zamanda personelimizin güvenliğini de artıracaktır. Esasen dünyadaki emsalleri arasında seçkin bir konuma sahip olan ve başarıyla gerçekleştirdiğimiz harekatlarda etkin roller üstlenen Türk tankçısı, Altay tankı gibi kritik silah ve sistemlerin gücüyle bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da üstlendiği tüm vazifeleri büyük bir başarıyla yerine getirecektir. ‘Türkiye Yüzyılı’ vizyonumuz ve 'Terörsüz Türkiye' hedefimiz doğrultusunda ülkemizi savunma sanayinde dünyanın en iyilerinden biri yapana kadar artan bir şevk ve gayretle çalışmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

‘ALTAY PROJESİ BİR VİZYON TEMELİDİR’

Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün ise açılışı gerçekleştirilen tesisin sadece Altay ana muharebe tankının üretim hattı değil, aynı zamanda Türkiye'nin mühendislik gücüne, teknolojik derinliğine ve stratejik vizyonuna duyduğu sarsılmaz inancın somut bir ifadesi olduğunu söyledi. Görgün, "Başlangıçta bir hedef olan yerli ve milli üretim bugün artık bir gerçek, bir standart, bir gurur vesilesidir. Altay projesi yalnızca bir platform değil, savunma sanayimizin kabiliyetlerini şekillendiren bir okuldur, bir vizyon temelidir. Sizlerin tam bağımsız savunma sanayi hedefiyle şekillendirdiği bu vizyon bugün sadece bir hedef değil, bir sistematik yenilenmeye, kurumsallaşmış bir ekosisteme dönüşmüştür. Bir zamanlar savunma sanayiinde yurt dışından temin ettiğimiz alt sistemleri artık biz üretiyoruz. Hem de daha güçlü, daha dayanıklı, daha akıllı biçimde ve sadece kendimiz için değil, dünyaya ihraç edebileceğimiz sistemler ortaya koyuyoruz. Yürüttüğümüz millileştirme, yerlileştirme hamleleriyle tanklarımızın kritik alt sistemlerinin yerli ve milli imkanlarla entegre edilebilmesi için büyük bir teknik ve insan kaynağı seferberliğini hayata geçirdik. Altay ile büyük kalibre silah üretim yeteneği, kompozit malzemelerle zırh sistemi üretim yeteneği gibi birçok alanda daha önce elimizde olmayan yetenekler kazandık. Aynı zamanda Altay sayesinde teknolojik olarak dünya ile yarışabilecek aktif koruma sistemi ve atış kontrol sistemi gibi ürünleri ortaya çıkardık" dedi.

Motorine 1 Eylül’de 3,60 TL vergi zammı bekleniyor
Motorine 1 Eylül’de 3,60 TL vergi zammı bekleniyor
İçeriği Görüntüle

‘YILDA 96 ALTAY TANKI ÜRETİLECEK’

Görgün, 800 mühendis, 1250 işçi ve 90 alt yükleniciden oluşan dev bir ekip, 17,5 milyon mühendislik saati, 35 bin kilometrelik testler ve 3 bin 700 atışla yeni Altay'ı geleceğe hazırladıklarını belirterek, "Altay'ımız, 2 yıl garanti ve 6 yıl lojistik destekle, sahada uzun ömürlü bir başarıyı garanti etmektedir. 35 bin sayfa tasarım, 16 bin gereksinim, 120 test prosedürü ve 50 bin test adımıyla her ayrıntısı mükemmelliğe adanmış bir mühendislik harikasıdır. Bu güçlü altyapı yalnızca bugünün ihtiyaçlarını karşılamakla kalmayacak; geleceğin tanklarını, geleceğin zırhlı araçlarını şekillendirecek, kara platformlarında milli kabiliyetin çıtasını daha da yukarıya taşıyacaktır. Bu fabrika, Türkiye’nin tank ve zırhlı araç üretiminde dünyanın sayılı merkezlerinden biri oldu, 682 bin metrekarelik bu alanda robotik kaynak sistemleriyle yılda 96 Altay tankı üretilecektir. Türkiye’nin savunma sanayiindeki yükselişi, artık sınırları aşan, iş birlikleri kuran, teknoloji geliştiren bir model halini almıştır. Türkiye’nin savunma sanayii yolculuğu artık yalnızca kendi ihtiyaçlarına cevap veren bir yapıda değil; global rekabette pay alan, standardı belirleyen, ortak geliştiren, teknoloji paylaşan bir modeldir" ifadelerini kullandı.

'GÖRÜNEN VE GÖRÜNMEYEN AMBARGO SÜREÇLERİ YAŞANDI'

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve programa katılanların Altay tanklarının gösteri sürüşünü izlemesinin ardından, Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün ve BMC Yönetim Kurulu Başkanı Fuat Tosyalı, Altay tankının önünde gazetecilere açıklama yaptı. Haluk Görgün, Altay tankının birkaç temel fonksiyonunda değişiklik yapıldığını belirterek, "Özellikle biz bu tankın sürecine baktığımız zaman çeşitli görünen görünmeyen ambargo süreçleri yaşandı. Bu süreçler bize farklı konfigürasyonlar üreterek; bu konfigürasyonları hızlıca tamamlayıp ordumuza bir an önce sahaya tamamlama zorunluluğunu getirdi. Bunun için biz özellikle güç grubu, motor ve transmisyon sistemlerini ilk T1 tanklarında, 85 tankta Güney Kore'den temin edeceğiz. Sonra BMC'nin altında olan BMC Power şirketinin ürettiği BATU 1500 beygirlik motor ve onun transmisyonu ile birlikte T2 süreçleri başlayacak. Bununla beraber işte bir iki güçlendirilmiş, iyileştirilmiş tankta hem donanımsal hem yazılımsal unsurlar var. Dolayısıyla biz ilk T1'i ana hatlarıyla aslında uluslararası güç grubu ve motorla teslim edeceğimiz tanklar, T2 grubunu da yerli motorla teslim edeceğimiz tanklar diye kategorize edebiliriz" dedi.

'BU SİSTEMİN HEM PARÇASI HEM ÖNCÜSÜYÜZ'

BMC Yönetim Kurulu Başkanı Fuat Tosyalı ise 2021 yılından beri tank üretim sürecini yeniden ele aldıklarını belirterek, "Bugün Ankara'mızda Savunma Sanayii'nin kalbi olan tesisimizde milletimizin huzurunda üretime başlamanın büyük bir heyecanı var. Savunma Sanayi Başkanımız Haluk Hocamız hakikaten neredeyse gün be gün çok sık görüşerek projeyi hem takip etti hem bize büyük moral verdi. Bütün paydaşlarımızı buraya getirerek çok zor bir işi başardık. Teknik işleri bir tarafa bırakacak olursak hakikaten ülkemiz dünya ölçeğinin çok üzerinde, dünyada kendi tankını üretebilen 12 ülkeden birisi oldu. Hele ki tesisimiz sahip olduğu kabiliyetlerden teknolojik olarak dünyadaki en iyisi diyebiliriz. Bütün bunlara baktığımız zaman da az önce gösterisini izlediğimiz mükemmel tankımız ortaya çıktı. Biz artık bu sistemin hem parçasıyız hem öncüsüyüz. Bu çok önemli. Bize inanan, güvenen, hakikaten bütün paydaşlarımıza, başta Sayın Cumhurbaşkanımıza bu vesileyle tekrar çok teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı.