“Bir toplumun asıl ruhunu en iyi gösteren şey o toplumda çocuklara nasıl davranıldığıdır.” Nelson Mandela, Eski Güney Afrika Başkanı

Minik bir kız çocuğuydu oysa, boyundan büyük hayalleri vardı. Henüz 8 yaşındaydı. Diyarbakır’ın Bağlar ilçesi Tavşantepe Mahallesi’nde kayıplara karışan Narin Güran’ın cansız bedeninin bulunmasının ardından ‘Madem incitecektiniz neden adını Narin koydunuz’ etiketleri sosyal medyada büyük yankı uyandırdı.

Minik Narin, kiminin kızı, kiminin kardeşi, kiminin ise arkadaşıydı. O güzel gülüşüyle hafızalarımıza kazıldı. Yaşananlara, Narin’in katledilmesine ne kadar üzülsek, ne kadar ‘ah vah’ desek az. Peki gündemimizde hala sıcaklığını koruyan Narin’in öldürülmesine ilişkin iddianame neydi? Birlikte hatırlayalım. 

4 sanık hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istemi kabul edildi. Sanıklar 7 Kasım'da hakim karşısına çıkacak.

Sanıklar arasında Narin Güran'ın amcası Salim Güran, annesi Yüksel Güran, ağabeyi Enes Güran ve komşuları Nevzat Bahtiyar yer alıyor. İddianamede, "iştirak halinde kayıtlara karşı kasten öldürme" suçlamasıyla sanıkların yargılanması talep edildi.

Diyarbakır 8. Ağır Ceza Mahkemesi, iddiayı kabul ederek davanyı başlatmaya hazırlanıyor. Kamuoyunda geniş yankı uyandıran bu olay yargı süreci, büyük bir dikkatle takip ediliyor.

Benim temennim, Narin Güran ve diğer kız çocuklarımız, kadınlarımız ülkemizde korkmadan yaşayabilsinler. Şiddet görmesinler, mini etek giydikleri için tacize uğramasınlar, temiz havayı ciğerlerine çekerek sokaklarda yürüyebilsinler. Hava kararınca, tedirgin olmadan evlerine dönebilsinler. Özgür olsunlar, mutlu olsunlar. Kentlerimize kadınlarımızın, çocuklarımızın sevinci, neşesi yansısın. Türkiye kadınların rahatça, endişe etmeden yaşadığı bir yer olsun.