Bazen bir etkinlikten söz ederiz… Kalabalıklardan, sahnelerden, gösterilerden… Ama bazen de öyle organizasyonlar vardır ki, onların merkezinde ne eğlence vardır ne de gösteriş. Sadece insan vardır. Acı vardır. Dayanışma vardır. Ve en önemlisi umut vardır.
İşte Uluslararası Bodrum Uçurtma Festivali benim için tam da böyle bir hikâye…
Bir Acının Gökyüzüne Dönüşen Hikâyesi
Bu festivalin temelinde büyük bir kayıp yatıyor. Miyase Karlıova ve ailesinin yaşadığı tarifsiz bir acı… Minik Ada’nın ardından başlayan o sessiz yas, yıllar içinde binlerce insanın ortak duygusuna dönüştü. Belki de bu yüzden bu festivalin ruhu başka hiçbir şeye benzemiyor.
Çünkü burada her uçurtmanın içinde biraz sevgi, biraz özlem, biraz da iyileşme var.
Miyase Karlıova’nın yıllardır büyük bir emekle sürdürdüğü bu organizasyon, bana hep şunu düşündürüyor: İnsan bazen en büyük yarasını, başkalarının yarasına merhem olarak sarıyor. Bir kazan keşkekle başlayan paylaşım bugün Ege’nin en uzun soluklu, sürdürülebilir halk organizasyonlarından birine dönüşmüş durumda.
Ve bence asıl mucize tam da burada…
Ticari Değil, Tamamen Vicdani
Bugün birçok festival sponsor tabelalarıyla, VIP alanlarıyla, yüksek bilet fiyatlarıyla anılıyor. İnsan bazen kalabalığın içinde bile kendini yalnız hissediyor.
Ama Bodrum Uçurtma Festivali öyle değil.
Burada ticari bir kaygı yok. Bir marka gösterisi yok. İnsanların birbirine “müşteri” gibi baktığı bir düzen yok. Sofralar imece usulü kuruluyor. İnsanlar tanımadığı insanlarla yan yana oturuyor. Bir çocuk başka bir çocuğun uçurtmasına yardım ediyor. Bir anne başka bir annenin gözyaşını anlıyor.
Belki de bu yüzden bu festival bu kadar gerçek…
Çünkü burada herkes eşit.
Kimsenin kimseye üstünlüğü yok. VIP alanlar yok. Ayrıcalıklı bölmeler yok. Herkes aynı rüzgârın altında, aynı gökyüzüne bakıyor.
Modern hayatın unutturduğu o “biz olma” duygusu burada yeniden hatırlanıyor.
Ege’nin En Uzun Soluklu Halk Organizasyonlarından Biri
Bugün tam 21 yıldır devam eden bu festivalin en dikkat çekici tarafı sürdürülebilirliği. Kolay değil… Hele ki tamamen gönüllülük esasına dayanan, ticari olmayan bir organizasyonu yıllarca ayakta tutabilmek hiç kolay değil.
Ama insanlar bu festivali sadece izlemiyor, sahipleniyor.
Her yıl yeniden geliyorlar. Yeniden destek oluyorlar. Çünkü bu artık sadece bir etkinlik değil; Bodrum’un ortak hafızası haline gelmiş durumda.
Bence Uluslararası Bodrum Uçurtma Festivali’nin Ege Bölgesi’nin en uzun soluklu sürdürülebilir halk organizasyonlarından biri olmasının nedeni de tam olarak bu samimiyet.
İnsanlar burada kendilerini bir organizasyonun parçası değil, bir ailenin parçası gibi hissediyor.
“Engelleri Gökyüzünde Kaldırıyoruz”
Festivalin sloganı aslında her şeyi anlatıyor:
“Engelleri Gökyüzünde Kaldırıyoruz.”
Bu sadece güzel bir cümle değil. Gerçek bir farkındalık çağrısı.
Özellikle engelli bireylerin ve onların görünmeyen kahramanları olan annelerin yıllardır bu festivalde özel bir yere sahip olması çok kıymetli. “Yılın Engelli Annesi” seçimi bana göre bir ödülden çok daha fazlası… Bu, yıllarca sessizce mücadele eden annelere edilen büyük bir teşekkür.
Ve festivalin Anneler Günü’nde yapılması da tesadüf değil elbette…
Çünkü bu hikâyenin tam merkezinde bir annenin kalbi var.
Gökyüzüne Bakan İçimizdeki Çocuk
Hayat büyüdükçe ağırlaşıyor. İnsan yoruluyor. Kaygılar çoğalıyor. Ama elinize bir uçurtma ipi aldığınızda içinizde garip bir hafiflik oluşuyor.
Sanki yıllardır susturduğunuz çocuk yeniden konuşmaya başlıyor.
Belki de bu festivalin en güçlü yanı bu…
İnsana yeniden çocuk olduğunu hatırlatması.
10 Mayıs 2026’da Bodrum Gümbet Değirmenler Mevkii’nde gökyüzü yine rengârenk olacak. Ama aslında göğe yükselen sadece uçurtmalar olmayacak.
Hatıralar yükselecek…
Dualar yükselecek…
Umut yükselecek…
Belki bir anne sessizce evladını anacak…
Belki bir çocuk hayatında ilk kez bir uçurtmayı gökyüzüne bırakacak…
Belki de hiç tanımadığımız bir insan, bir başkasının kalbine dokunacak.
Çünkü ben bu festivalin özünü tek bir cümlede görüyorum:
İnsan, insanla iyileşir.
Ve gökyüzünde gerçekten engel yoktur…
Umut birlikte yükselir.