Üniversiteleri sindirmek için beni hapsediyorlar

Prof. Dr. Esat Rennan Pekünlü eğitim ve öğretim özgürlüğünü kısıtlamak suçlamasıyla yargılandığı davada, İzmir 3. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından 2 yıl 1 ay hapis cezasına çarptırıldı. Pekünlü bugünden itibaren 10 gün içinde hapse girecek. Pekünlü, Kendisinin 'günah keçisi' olarak seçilerek akademisyen ve üniversitelerin sindirilmeya çalışıldığını söyledi

Üniversiteleri sindirmek için beni hapsediyorlar
20 Kasım 2014 Perşembe 10:07

Aykut Polatlı-Prof. Dr. Esat Rennan Pekünlü, o gün neler yaşandığıyla ilgili ise şunları anlattı: E.Ü. Fen Fakültesinin C Blok olarak adlandırılan binasında hem Matematik hem de Astronomi ve Uzay Bilimleri Bölümleri konuşludur. Binadaki dersliklerin çoğu ortak kullanılıyor. Örneğin birgün 08:00 - 10:00 saatleri arasında C 015 dersliğinde matematik bölümü öğrencileri ders görüyorsa, 10:00 - 12:00 saatleri arasında da aynı derslikte astronomi bölümü öğrencileri derse giriyor. Bu trafikte hem her iki bölümün öğrencileri hem de öğretim üyeleri iç içe bulunuyor. Benden şikayetçi olan 8 türbanlı öğrenci matematik bölümü öğrencileri. Ben onların dersine girmiyorum. Onlar benim derslerimden sorumlu değiller. Dolayısıyla, basına yansıyan biçimiyle benim türbanlı öğrencileri derse almadığım iddiası gerçekleri yansıtmıyor. Ben yalnızca onları AYM, Danıştay, Yargıtya Hukuk Genel Kurul Kararlarıyla uyarıp bilgilendirdim. Bu çabamın temel nedeni hukuksuz davranışların 'diğer' öğrencilerde yarattığı rahatsızlığı gidermekti. C Blok'taki odam üst kattaydı. Binaya girip çıkanları oradan görmem mümkün değildi. Ancak odamda ders hazırlarken veya Yüksek Lisans, Doktora öğrencilerimle bilimsel çalışmalarımızı sürdürüken odama gelen lisans öğrencilerinin, 'Hocam aşağıda türbanlı öğrenciler var, rahatsız oluyoruz' çığlıklarını duymazdan gelemedim.

Pekünlü, şu andaki gelenen noktayı da şöyle yorumladı: 'Ben hukukun üstünlüğünü istedim; bu isteğimin de yasal dayanakları vardı. AYM, Danıştay, Yargıtay Hukuk Genel Kurul ve AİHM'nin türban ile ilgili kararlarına karşın YÖK, E.Ü. Rektörlüğü, Fen Fakültesi Dekanlığı'nın bu yasal dayanakları yok sayması, yarattıkları "fiili duruma" direnecek kitlenin sindirilmesiyle mümkün oldu. Birçok hukukçu bu "fiili duruma" tepki gösterip görüşlerini çeşitli basın yayın organlarında dile getirdiler. Özellikle Sabih Kanadoğlu ve Bülent Serim türban yasağı konusundaki hukuksuzlukları yazılarıyla dile getirdiler.'

Günah keçisi olarak seçtiler

Kendisinin günah keçisi olarak seçildiğini bildiren Pekünlü, 'Ben YÖK'ün, E.Ü. Rektörlüğü'nün ve Fen Fakültesi Dekanlığı'nın türbana izin veren hukuksuz davranışlarını dilekçelerle, türbanlı öğrencilerin bina içinde ve dersliklerde görüldüğüne ilişkin tutanaklarla ve bu tutanaklara imza atan tanıklarla hukuka uygun davranışlara dönüştürmeleri konusunda yılmaz bir çaba harcadım' dedi.

Çabalarının sonuçsuz kaldığını da söyeyen Pekünlü, 'Bu çabalarım AYM, Danıştay, Yargıtay Hukuk Genel Kurul ve AİHM kararlarına karşın laiklik ilkesini savunmaktan yoksun makamları rahatsız etti' diye konuştu.

YÖK ve rektörlük baskı altında

YÖK'ün ve rektörlüğün politikacıların baskısı altına girdiğini söyleyen Pekünlü, bu kurumlara hukuku dikkate almayın diye baskı yapıldığını dile getirdi. Pekünlü, politikacıların YÖK ve rektörlüklere karşı, 'Hukuku dikkate almayın, bırakın dava AİHM'ye gitsin, nasıl olsa karar AİHM'den 8-10 yılda çıkar, bu arada biz amacımıza ulaşırız, yerel mahkemelerde size karşı açılan davaları da sizin lehinize sonuçlandırırız' dediklerini ve kurumların hukuksuzluğa itildiklerini ileri sürdü.

Pek çok kişiden destek gördüm

Pekünlü için pekçok imza kampanyası, toplantılar, AYM ve AİHM'e yargının yenilenmesi ve infazın tedbiren durdurulması istemleri ve basın açıklamaları yapılıyor. Dava sürecinde birçok kişiden destek gördüğünü belirten Pekünlü, 'Bu desteği verenler kuşkusuz evrensel bir ilke olan laiklik ilkesinin korunması ve kollanması mücadelesine etkin olarak katılan örgütlerdir' dedi.

Pekünlü, yurtdışından da çok sayıda destek olduğunu ve birçok bilimsel dergi ve gazetede kendisiyle ilgili haber yapıldığını, yapılmak istendiğini belirterek ayrıntılar için şu örnekleri verdi: 'Bilim dünyasının en saygın yayınlarından olan Science dergisinin bilim politikalarıyla ilişkili en son haber ve analizleri içeren ScienceInsider bölümü, olaya geniş yer vererek yasaların uygulanmasıyla ortaya çıkan bu duruma karşı Türk akademi dünyasının duyduğu kaygıyı duyurdu. Benzer şekilde "Pakistan Academy of Sciences" da resmi internet sitesinde Türkiye'nin 9 büyük akademi derneğinin yasaları uygulayan Pekünlü'ye destek verdiğini duyurarak derneklerin imzaladığı ortak metnin tamamını yayınladı. Nature dergisini yayınlayan Nature yayın grubu, bizlerle temasa geçerek laiklik ilkesini savunan bilim insanlarının karşılaştığı sorunlarla ilişkili olarak daha geniş bir yayın yapmaya karar verdiklerini ve bu konuda başlattıkları araştırma kapsamında konu editörünün İstanbul'a geleceğini bildirdi.'

Ya sonra?

AİHM'ye savunma hakkının ihlal edildiği ile ilgili başvurduklarını dile getiren Pekünlü, sonucun ne olacağını kestirmek ise zor olduğunu dile getirdi. Pekünlü konuşmasını şöyle sürdürdü: 'AİHM, Leyla Şahin davasında verdiği karara uyarsa, yani Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Anayasası'nda belirtilen laiklik ilkesi gereği türbanlı öğrencilerin üniversiteden uzaklaştırılmasının hukuka aykırı olmadığı yönündeki yerleşik kararına uyarsa, "Savunma hakkımın ihlal edildiği" yönünde bir karar verebilir. Sonra?'
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.