Kılıç’tan Sosyal Demokrasi Derneği’ne Kılıçdaroğlu tepkisi
Kılıç’tan Sosyal Demokrasi Derneği’ne Kılıçdaroğlu tepkisi
İçeriği Görüntüle

İzmir’de bir grup sivil toplum kuruluşu, CHP İstanbul İl kongresinin iptali ve İl Başkanlığı’na kayyım atanmasını protesto etti. Alsancak Türkan Saylan Kültür Merkezi önünde düzenlenen basın açıklamasında katılımcılar çeşitli sloganlar attı.

İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri, CHP İstanbul İl kongresinin iptal edilmesi ve İl Başkanlığı’na kayyım atanmasını eleştirerek basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklama Alsancak Türkan Saylan Kültür Merkezi önünde yapıldı. Katılımcılar, “Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz”, “Kayyım darbedir darbeye hayır” ve “Faşizme karşı omuz omuza” sloganları attı. Basın metnini İzmir Tabip Odası Genel Sekreteri Dr. Nuri Seha Yüksel okudu.

Izmir Chp Kayyim Tepkisi

Yapılan açıklamanın tamamı şöyle:

Baskıcı, var olan demokratik kazanımların hemen hemen hepsini yok eden, yok edemediğini de kendi lehine kullanan, halkın iradesini ve demokratik işleyişi asla sindiremeyen totaliter bir yönetim sistemi ile karşı karşıyayız. Tüm bu yönetememe anlayışına rağmen iktidarın ‘öteki’ dedikleri ülkede demokrasi ve özgürlük mücadelesi veriyor.

Doğu ve Güneydoğu’daki belediyelere yıllardır atanan ve olağanlaştırılmaya çalışılan kayyım tipi ‘demokrasi’ bugün ülkenin batısında da uygulanmaktadır. Demokratik yollarla halkın oylarıyla seçilmiş belediye başkanları, bürokratlar, siyasiler birer birer cezaevine atılıyor. Böylece iktidar, kaybettiği belediyeleri halka rağmen ve halkın iradesini gasp ederek ‘kayyımlar’ vasıtasıyla geri almak istiyor. Ancak eşitlikten, barıştan, demokrasiden ve adaletten yana olan halkımız buna dur diyor ve demeye devam edecektir.

Çünkü günlerdir hukukçular tarafından tartışılan bu konu ile ilgili ‘hiçbir kanun ve usulde böyle bir kararın alınmasının mümkün olmadığı’ dile getirilmiş ve hatta barolar konunun hukuki yönünü çok açık ve net bir şekilde dile getiren ortak bir basın açıklaması yapmış olmasına rağmen bu hukuk garabetini durduramamıştır.

Bu hukuk garabeti devamında, CHP İstanbul İl Merkezi polis ablukasına alınmış, partililer ve yöneticiler binaya sokulmamıştır. Buna rağmen insanlar, üyesi oldukları partinin binasına barikatları yıkarak ve polis ablukasını delerek girmiştir. Kayyum olarak atananlar her ne kadar ‘baba ocağı’, ‘evimiz’, ‘partimiz’ gibi söylemler ile ortamı yumuşatmaya çalışsa da iktidarla birlikte ana muhalefet partisini hukuk dışı yollarla fiilen siyaset dışı bırakmaya çalışmaktadır.

Bu antidemokratik uygulamaların Türkiye demokrasi tarihinde en kara lekelerden biri olarak anılacağından hiç şüphemiz yoktur.

Bu dönemde ekonomik kriz siyasi krizle birleşmiş, yönetenler eskisi gibi yönetemez, yönetilenler ise bu şekilde yönetilmeyi istemez hale gelmiştir. Bu kriz, daha fazla demokrasi, ekonomik refah, adalet, hukukun üstünlüğü ve çoğulculuk ile aşılabilecekken toplum tam tersi antidemokratik uygulamalar ile karşı karşıya bırakılmaktadır.

Bu krizden çıkışın yolu, iktidar tarafından tek bir muhalif sesin bile çıkmadığı, hak ve özgürlüklerin rafa kaldırıldığı, hukukun yok sayıldığı, toplumun kayyumlarla idare edildiği, edilemeyenlerin ise cezaevlerine atıldığı bir ülke öngörmektedir. Bu yolun bir çözüm olmadığı çok açıktır.

Bu karanlık dehlizlerden çıkmanın tek bir yolu vardır: Herkes için demokrasi, herkes için adalet, herkes için eşitlik, herkes için özgürlük ve herkes için hukukun üstünlüğü gibi çoğulcu ve demokratik uygulamalar. Ülkemizde bu çoğulcu ve demokratik uygulamalara ulaşabilmek için İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri olarak üzerimize düşen mücadeleyi sürdüreceğimizi ve hiçbir gücün bunu durduramayacağını bir kez daha belirtiyoruz.