CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Gaziantep’te esnafın sorunlarına dikkati çekerek zincir mağazalarla rekabet edebilmesi için özel düzenleme yapılması ve Esnaf Bakanlığı kurulması çağrısında bulundu. Kılıçdaroğlu, "Siyaset zenginleşme aracı değildir. Siyasete giren bir adam köşeyi dönüyorsa, bilin ki hırsızlık yapmıştır. Artık siyasetin ahlaklı insanlar tarafından oluşturulması, yönlendirilmesi ve söylem olarak dile getirilmesi gerekir" dedi.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Gaziantep'te Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği'ni (GESOB) ziyaret etti. Birlik Başkanı Ünal Akdoğan ve yönetim kurulu üyeleriyle görüşen Kılıçdaroğlu, ardından açıklamalarda bulundu.
Kılıçdaroğlu, mayıs ayında düzenlenen Gaziantep Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği Genel Kurulu'nda Genel Başkan seçilen Ünal Akdoğan'ı tebrik ederek görevinde başarılar diledi.
Esnafın yalnızca Gaziantep'te değil, Türkiye'nin farklı kentlerinde de benzer sorunlarla karşı karşıya kaldığını söyleyen Kılıçdaroğlu, "Esnaf, üç harfle ifade edilen mağazaların açılmasıyla kan kaybediyor. Esnafın bu mağazalarla rekabet etme şansı yok. Onlar bir maldan 100 bin, 300 bin adet alıyorlar. Esnafın aynı maldan 100 bin, 300 bin adet alma şansı yok. Bu üç harfli mağazalarla ilgili özel bir düzenleme yapmak lazım" dedi.
Kılıçdaroğlu, eski Sanayi ve Ticaret Bakanı Ali Coşkun'u, Maliye Bakanlığı'nda çalıştığı yıllardan tanıdığını ve Plan ve Bütçe Komisyonu'nda birlikte çalıştıklarını belirtti. Coşkun'un esnafın sorunlarının çözümü için komisyona kanun teklifi getirdiğini hatırlatan Kılıçdaroğlu, bu konuda siyasetçileri sorumlu tuttu. Kılıçdaroğlu, esnafa da seslenerek, "Esnafın sorunlarını çözmek için Plan ve Bütçe Komisyonu'na bir kanun teklifi getirdi. Hem bakanlığı hem milletvekilliği gitti. Bunun sorumlusu, bu duruma getiren siyasetçilerdir. Ancak bunun ikinci bir sorumluluğu da size ait. Kimse kusura bakmasın. Hala gidip oy veriyorsunuz. 'Artık yeter' demiyor musunuz? Her tarafta aynı mağazalar var. Sizin onlarla rekabet etme şansınız yok. Oturup düşünmeniz, kendinizi ve evlatlarınızı düşünmeniz lazım. Esnaf dediğiniz, bir toplumun kültürü, belleği ve tarihidir. Esnaf kaybolursa ne olacak? Esnafın tarihine ve kültürüne sahip çıkılması, bunların korunması lazım" ifadelerini kullandı.
KILIÇDAROĞLU'NDAN ESNAF BAKANLIĞI KURULMASI ÇAĞRISI
CHP'nin esnafın sorunlarının çözümü için Esnaf Bakanlığı kurulmasını önerdiğini anlatan Kılıçdaroğlu, esnafın sorun yaşadığında hangi bakanlığa başvuracağını bilemediğini ifade etti. Halkbank'ın esnafın bankası olduğunu ancak esnafın uygun koşullarda krediye erişemediğini savunan Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:
"Bir siyasetçi olarak bunları düşünürüm. Biz yalnızca Gaziantep'teki esnafı düşünmüyoruz. İzmir'deki esnaf da esnaf, Hakkari'deki esnaf da esnaf, Kilis'teki esnaf da esnaf. Sizin burada yaşadığınız sorunları Trabzon'daki, Zonguldak'taki ve Çorum'daki esnaf da yaşıyor. Nereye gitsek aynı dertle karşılaşıyoruz. Niye bir Esnaf Bakanlığı kurulmuyor? Her alanın bir bakanlığı var. Esnafı gözden çıkaran bir iktidara oy verirseniz bir süre sonra iktidar şöyle düşünür: 'Nasıl olsa ben ne yaparsam yapayım herkes bana oy veriyor. Ben bunları yok edersem daha rahat ederim'.
Siz, Ahi Evran geleneğinden geliyorsunuz. Bitişik komşunuz siftah etmemişse onun da siftah etmesini beklersiniz. Esnaf dayanışması ve esnaf kültürü çok farklıdır. Bu kültürün tarihsel kökleri vardır. O kültürü yaşatan sizsiniz, siyasetçiler değil. Bu kültürün yaşaması lazım. Zincir marketler kuruluyor. Bir de büyük marketler var. Ben görevdeyken devlet beni kamu adına yurt dışına da gönderdi. Dünyanın pek çok ülkesini gezdim. Bu büyük marketler haftanın bir günü kapanırlar, kapanmak zorundadırlar. Çünkü o gün vatandaş, ihtiyacı varsa esnaftan alışveriş yapsın. Bunu senelerdir dile getiriyoruz. Mısır'daki sağır sultan duydu ama bizim esnaf kardeşlerimiz duymadı. Kabahat sizde değil, kabahat bizde. Gelmedik, sofranıza oturmadık, derdinizi yeteri kadar dinlemedik ve sorunlarınızın nasıl çözüleceğini size anlatamadık. Bu nedenle gittiğim illerde mutlaka esnaf odalarını ziyaret ediyorum. Esnafın dertlerini dinliyorum. Çözülemeyecek sorununuz yok. Her sorununuz çözülür. Elin oğlu çözüyor da biz mi çözemeyeceğiz? Elin oğlu sorunları masaya yatırıyor, oturup tartışıyor, konuşuyor.
"SİZİ BU HALE GETİRENLERDEN DEMOKRATİK YOLLARLA HESAP SORMANIZ LAZIM"
Siyaset zenginleşme aracı değildir. Bunu defalarca söyledim. Siyasete giren bir adam köşeyi dönüyorsa kimse kusura bakmasın, bilin ki hırsızlık yapmıştır. Hırsızlıktan ben de şikayet ediyorum, sizin de şikayet etmeniz lazım. Artık siyasetin ahlaklı insanlar tarafından oluşturulması, yönlendirilmesi ve söylem olarak dile getirilmesi gerekir. Bunlar olmadan olmuyor. Her gelen malı götürüyor. Kimin malını götürüyor? Borsa soygununu ele alın şimdi. Aslında soyulan sizsiniz. Vatandaş soyuluyorsa cebindeki para bitiyor, gelip alışveriş yapamıyor. Satılan ekmek sayısı düştü. Vatandaş ekmek alamıyor. Vatandaşın, çocuklarımızın, birey olarak hepimizin ilk muhatap olduğu kişi mahallenin esnafıdır. Çocuğumuza, 'Git, esnaftan şunu al, gel' deriz. Esnafın bir bereketi, saygınlığı ve komşuluk ilişkileri vardır. Bunlar giderek kayboluyor. Ben bundan endişe duyuyorum. Sizin de endişe duymanız lazım. Sizi bu hale getirenlerden demokratik yollarla hesap sormanız lazım. Hesap sormazsanız vallahi sırtınıza biner, götürüler. Hiç kimse endişe etmesin. Malı götüren köşeyi dönüyor, bir de memlekette kahraman oluyor.
"BİZ HALKIN PARTİSİYİZ, ÇIKARCILARIN PARTİSİ DEĞİLİZ"
Esnaf odalarınızın ve birliklerinizin haklarını ve hukuklarını savunmak da bizim görevimizdir. Bizim partimizin adı Cumhuriyet Halk Partisi. Biz halkın partisiyiz, çıkarcıların partisi değiliz. Esnaf, bu halkın önemli bir kitlesi, önemli bir parçasıdır. Sizin hakkınızı koruyamazsak, hakkınızı savunamazsak bizim görevimiz ne? Biz iktidara bunları yaptırmak istiyoruz. 'Yapın' diyoruz, 'Söyleyin' diyoruz, ısrar ediyoruz. Emekliye iki maaşı dilimizde tüy bitti, sonunda bunu yapmak zorunda kaldılar. Halkbank sizin bankanız. Sizin bankanız size uygun koşullarda kredi açmak zorunda. Sizi batırmaması lazım. Bankanın görevi budur. O zaman Halkbank adını da kaldırsınlar. Başka bir banka kursunlar. Tera Bank yapsınlar, ne olacak? Bir kısmı da oradan vurgun vursun. Siyaseti kirlilikten arındırmamız lazım. Siyaset kirlilikten arınmazsa memleket düzelmez. Her iktidar olan köşeyi dönüyor, zenginleşiyor ve yandaşlarını zengin ediyor. Peki, fakir fukara, gariban ne olacak?
"GAZİANTEP, İŞSİZLİKTE TÜRKİYE'NİN DÖRDÜNCÜ İLİ"
Sayın Erdoğan, Meclis'te yaptığı konuşmada anayasa değişikliğine ihtiyaç olduğunu söyledi. Evet, bir anayasa değişikliğine ihtiyaç var dedik. Bu şekilde devlet yönetmek zor, mümkün değil. Devlet bir adama teslim edilemez. Ama dedik ki önce siyasi ahlak kanunu çıkaralım. Şu milletvekillerini kirlilikten arındıralım, şu Meclis'e temiz, düzgün insanlar gelsin ve bu insanlar vatandaşın dertleriyle dertlensinler. Bu Meclis en azından vatandaşa hizmet eden bir Meclis olsun. Getirin bunu. Ondan sonra oturalım, anayasa değişikliğini yapalım. Eyvallah, başımızın üstünde. Biz de isteriz daha demokratik bir devlette, daha güzel bir ülkede yaşayalım.
Sanayide 100 binin üzerinde işçinin işine son veriliyormuş. Gaziantep işsizlikte Türkiye'nin dördüncü ili. Burada devasa bir sanayi var. Burası Orta Doğu'nun kilit taşıdır. Orta Doğu'nun gözü Gaziantep'e, Gaziantep'in sanayisine bakar. Makine halısında dünya lideriyiz. Nasıl oluyor da 100 bin kişinin işine son veriliyor? Hangi politikayla 100 bin kişinin işine son verilmesine bir ortam yaratılıyor? Sizin de düşünmeniz lazım. İşsiz kalan bir süre sonra ne yapacak? Evini nasıl geçindirecek? İşsiz kalan bir kişi, çoluk çocuğunu geçindirmek için hırsızlık yaparsa bunun sorumluluğu yalnızca o kişide değildir. Onu işsiz bırakan düzende, dünyada onu işsiz bırakan siyasi anlayışta da sorun vardır. Hepimizin bunu düşünmesi gerekiyor.
"SİYASET, KENDİNE VE YANDAŞLARINA HİZMET EDİYORSA BUNUN ADI 'MALI GÖTÜRME SİYASETİDİR'"
Siyaset ahlaklı olmak zorundadır. Siyaset, halka hizmet etmek demektir. Halka hizmet etmek yerine kendine ve yandaşlarına hizmet ediliyorsa bunun adı siyaset değildir. Bunun adı, 'malı götürme siyaseti'dir. Türkiye'nin bu durumdan çıkması lazım. Ama, sizin oylarınızla gerçekleşmek zorundadır. Oylarınızın her biri altın değerindedir. Ahlaki temellerle, birikimle ve alın teriyle kullanılan oyların bereketli bir yönü vardır. Biz esnafı kucaklarız, esnaf başımızın üstündedir. Esnafın sorunlarını dile getirmek bizim görevimizdir. Ancak yalnızca sorunları dile getirmek yetmiyor. Hiçbir sorun çözümsüz değildir. Her sorunun akılcı politikalarla çözümü vardır. Ancak bu çözümler toplumda tahribat yaratmamalı, toplumda dayanışma kültürünü güçlendirmelidir. Bir arada olmayı, birlikte yaşamayı sağlamalıdır. Herkesin kazandığı, milli gelirden pay aldığı, evine huzur içinde gittiği ve sofrasında bereketin olduğu bir Türkiye istiyoruz."




