CHP İzmir İl Kadın Kolları Başkanı Av. Nilay Kökkılınç, İzmir Valiliği tarafından kente kazandırılması planlanan 30 kişilik kadın sığınma/konuk evinin ihale sürecinin tamamlanmasına ilişkin değerlendirmede bulundu. Kökkılınç, yeni bir kadın sığınmaevi yapılmasını değerli bulduklarını ancak yaklaşık 4,5 milyon nüfuslu İzmir için 30 kişilik kapasitenin yetersiz olduğunu savundu.
Kökkılınç, kadınların barınma ve korunma ihtiyacının karşılanması için sığınmaevi sayısı ile kapasitelerin artırılması gerektiğini ifade etti.
4,5 milyona 30 kişilik kapasite
Kökkılınç, İzmir’e yeni bir kadın sığınma/konuk evi kazandırılmasına yönelik adımı olumlu karşıladığını belirterek, 30 kişilik kapasitenin kentin ihtiyaçları açısından yeterli olmadığını söyledi.
Kökkılınç açıklamasında, “İzmir’e Valilik tarafından kazandırılacak olan 30 kişilik yeni kadın sığınma/konuk evinin inşa ihalesinin sonuçlandığını basın yoluyla öğrenmiş bulunmaktayız. Kente yeni bir kadın sığınmaevi kazandırılmasına yönelik bu adımı değerli bulmakla birlikte, sunulan kapasitenin İzmir’in gerçekleriyle bağdaşmadığını vurgulamak istiyoruz” ifadelerini kullandı.
İzmir’in yaklaşık 4,5 milyon nüfusa sahip olduğunu belirten Kökkılınç, nüfusun yaklaşık yarısının kadınlardan oluştuğunu ifade ederek yalnızca 30 kişilik kapasiteye sahip bir sığınmaevinin yetersiz kalacağını savundu.
Kökkılınç ayrıca İzmir’de kadın sığınmaevi sayısının uzun yıllardır 6 ile sınırlı kaldığını belirterek, kentte daha yüksek kapasiteli ve daha fazla sayıda kadın sığınmaevine ihtiyaç olduğunu söyledi. Bu sayı, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin daha önce yayımladığı Yerel Eşitlik Eylem Planı’nda da 2020 verileri için 3’ü Bakanlığa, 3’ü belediyelere bağlı olmak üzere 6 olarak yer alıyor.
“Adli vaka mı olması gerekiyor?”
Kökkılınç, kadınların yalnızca adli bir olay yaşadıktan sonra değil, ihtiyaç duyduklarında da güvenli biçimde kalabilecekleri merkezlere ihtiyaç olduğunu belirtti.
Bu konuda devlet, yerel yönetimler ve sivil toplum kuruluşlarının iş birliği yapması gerektiğini savunan Kökkılınç, kadınların zor durumda kaldıklarında sokakta kalmadan veya başka bir kişiye bağımlı olmadan güvenli şekilde barınabilecekleri yurt benzeri model evlerin oluşturulmasını önerdi.
“İzmir boşanmada zirvede”
Kökkılınç, İzmir’in boşanma davalarının en çok görüldüğü illerden biri olduğunu belirterek, boşanma sürecinde ayrı yaşama ve müşterek konuttan ayrılma ihtiyacı bulunan kadınların barınma sorunuyla karşılaşabildiğini ifade etti.
Gidecek yeri olmayan kadınların boşanma sürecindeki eşleriyle aynı evi paylaşmak zorunda kalabildiğini ve bunun kadınları şiddet riskiyle karşı karşıya bırakabildiğini savunan Kökkılınç, güvenli barınmanın temel bir ihtiyaç olduğunu söyledi.
Kökkılınç, kadın sığınmaevi veya kadın konuk evi olarak adlandırılan merkezlerin farklı hukuki ve medeni durumdaki kadınlara açık olacak şekilde, yüksek kapasite ve donanımla planlanması gerektiğini belirtti. Çocuklu kadınların ihtiyaçlarının da bu merkezlerin planlamasında dikkate alınması gerektiğini ifade etti.



