Bugün yazıma, Karşıyaka camiası için çok ağır bir kayıpla başlamak zorundayım.

Futbol şube sorumlumuz Sayın Gökhan Şensan hayatını kaybetti. Ailesine sabırlar, camiamıza baş sağlığı diliyorum. Kulübümüzün çok önemli bir ismi ile zamansız bir ayrılık oldu. Mekanın cennet olsun Gökhan abi... 
     Hayat devam ediyor. Futbolda kupa mesaisinde rakip Viranşehir idi. Viranşehir çok zayıf bir ekip görüntüsü verdi. Oyuncularını şöyle bir seyrettim. Hiçbirini halı saha maçına bile çağırmam! Zaten ligde oynadıkları 7 maçta sadece 2 gol bulabilmişler. Karşıyaka, maça yedek ağırlıklı bir kadro ile başladı. Fakat hiç kimsede futbol oynayacak bir ruh hali yoktu. Takım, gördüğüm kadarıyla, Gökhan Şensan'ın vefatından çok etkilenmiş. 
İlk yarı hiçbirşey oynamadık. Kaleyi tutan bir şut yada bir gol pozisyonu hatırlamıyorum. Yedeklerden daha arzulu, daha enerjik bir oyun beklerdim. Ama şu oynadıkları futbolla, hiçbiri hocaya "Ben neden oynamıyorum?" diyemez. 
   İkinci devre, aylardır sakatlık dolayısıyla oynayamayan Yasin oyuna dahil olunca, ön taraf biraz hareketlense de, net pozisyonlar bulamadık. Viranşehir mütevazi kadrosuyla, sonlara doğru ileri çıkmaya çalıştı. Arkada oluşan boşlukları değerlendiririz, diye umutlandık ama Karşıyaka'da kimsenin gol atmaya, hatta hücuma çıkmaya bile niyeti yoktu. Arkada top çevirip durduk. 
   Uzatmalarda da bu uyutan oyun devam etti. Ta ki 110. dakikada bir ölü toptan golü yiyene kadar... 
   Golü yiyince, bizimkiler, bu takıma da kaybedemeyiz! diye düşünmüş olmalılar ki hemen arkasından, Yasin boş kale yerine, direğe nişanladığı topu, iyi takip eden Çağatay ile beraberlik sayısını bulduk. Sonrasında o iştah, beş dakika daha sürseydi, ikiyi de bulabilirdik ama oyuncular maça konsantre değildi. Penaltılarda kaleci farkı ortaya çıktı ve turu atladık. Yıllardır sahip olduğumuz en iyi kaleci, bence Hasan. 
    Takımı, cenaze töreninden sonra hemen şehirden çıkarmak lazım. Psikolog mu bulurlar, camiadan bir abi mi sahip çıkar, bilemiyorum. Ama takıma acil moral, motivasyon yüklemesi yapmak şart! Yoksa bu ana kadarki emekler heba olacak. Puan kaybı yapmamamız lazım. Kaybedilecek 1 puan bile takımı hedeften saptırır. Soğukkanlılıkla davranmamız gerekiyor. Acımızı unutmamız mümkün değil belki ama bu süreci iyi yönetemezsek, bir sezon daha kaybederiz. Taraftar, yönetim ve camia büyükleri konuya ivedilikle el atmalı... 

    Karşıyaka Rodos'ta da Kupa Mesaisi Yaptı. 
    Basketbol takımımız Rodos deplasmanında Avrupadaki 3. maçında 2. galibiyetini aldı. McCollum'un bilhassa 3.periyotta şov yaptığı maçta, rakibini rahat geçti. 59-71
     Maça hızlı başlayan Karşıyaka, henüz maçın başlarında farkı açmaya başlamasına rağmen, rakibinin dış şutlarda yüksek yüzde ile oynaması nedeniyle bu avantajı koruyamadı. Geriye düşse de iyi oyununu sürdüren Kaf-Kaf önce dengeyi kurdu, sonra da öne geçmeyi bildi. Devreyi de 4 sayılık avantajla kapattı. 
   Üçüncü periyoda ise Karşıyaka müthiş işlerle başladı. McCollum, arka arkaya bulduğu 3'lükler, basket faullerle göz kamaştırdı. Bu dakikalarda, rakibin de dış atış performansı düşünce, fark bir anda açılıverdi. Bu noktada içeride yaptığımız savunmadan söz etmemek haksızlık olur!  Hem Boutsiele hem de Muhsin, boyalı alanı, rakip için kararttılar! İçeriden etkili olamayan Rodos ekibi, dış şutlarıda kaçırınca fark bir anda 20 sayılara kadar geldi. Ufuk hocamız, fark açılınca McCollum'u kenara aldı ve dinlendirdi. Son çeyrekte farkı biraz erimeye bıraksak da maçın kaderi çoktan belli olmuştu. Sonlara doğru McCollum parkeye dönünce, kontrolü tekrar ele alan ekibimiz, güzel bir deplasman galibiyeti elde etti. 
     Lakin bu maçtan çıkarmamız gereken birkaç ders var. Birincisi rakip çok ama çok fazla bomboş dış atış buldu. Eli daha düzgün bir takımla oynasak, bu kadar kolay kazanamazdık. Attığımız 71 sayı da bu denli hücum silahı olan bir takım için çok az. Rodos TBF Süper ligde oynasa, sanırım ligin en zayıf ekibi olurdu. Bu galibiyet çok anlamlı değil.       
     Takımımız, çok yetenekli oyunculardan kurulu. Bir arada oynama alışkanlıkları arttıkça, başarı yüzdeleri de artacaktır. Şampiyon olduğumuz sene, o takım 3 yıldır bir arada oynuyordu. Oysa bu takım kurulalı 3 ay oldu. Taraftar olarak sabırlı olmalıyız. Yönetim de şimdiden, bu takımı seneye nasıl bir arada tutarım? hesaplarına başlamalı. 
    Son söz cefakar taraftarımıza; 
   Göğsünde, Atatürk'ün armağan ettiği, ay-yıldız bulunan kulübün taraftarı, Rodos'u "Mustafa Kemal'in Askerleriyiz"  nidaları ile inletirken, gururlanmamak ne mümkün!  Rodos deplasmanına giden bütün kardeşlerimi tebrik ve teşekkür ediyorum... 
    Sevgi ve Saygılarımla