OHAL'li Günler


Arif Ali CANGI

Arif Ali CANGI

25 Temmuz 2016, 08:40

Darbe girişimi, ardından ilan edilen Olağanüstü Hal (OHAL) ile olağandışı günler yaşıyoruz. Yaşananlar üzerine yazacak çok şey var, oysa ben bu hafta Akkuyu Nükleer Güç Santralı (NGS) projesini ve bu projeye verilen ÇED olumlu belgesinin iptali davasında 11 Temmuz'da yapılan keşfi yazacağıma söz vermiştim. İzninizle Akkuyu NGS bahsini bir hafta daha erteleyeceğim.
Gündeme dönecek olursak; darbe girişiminin engellenmesi, darbecilerin en ağır cezaya çarptırılmasından daha doğal bir şey olamaz, buna kimsenin bir sözü olamaz. Ama  soruşturmalar, yargılamalarda izlenen yol ve uygulanan yöntemler son derece önemlidir. Darbeye karşı olanların, darbeyi önleyenlerin darbeciler gibi davranmaya hakkı yoktur. Darbeci de olsa işkence yapılması kabul edilemez, insanlığın geldiği aşamada artık işkence ağır bir insanlık suçu olarak kabul edilir, savaşta dahi işkence yasaktır. Kamuoyuna yansıya kimi görüntülerden ve soruşturmalara katılan meslektaşların aktardığına göre darbe soruşturmalarında işkence sorgulama yöntemi olarak uygulanıyor. İşkencenin haklı bir yanı olamaz, buna izin verilmemeli, işkence olayları soruşturulmalıdır. Diğer yandan yüksek mahkeme üyeleri ve hakim ve savcıların da içinde bulunduğu yaklaşık 50 bin kamu görevlisinin açığa alınması, bir kısmının tutuklanması, "yaşın yanında kurunun da yanması" kaygısını arttırıyor, suç ve cezanın şahsiliği ilkesi gereği herkes kendi eyleminden sorumludur, darbecilerin suçu, darbeyle ilgisi olmayanlara yüklenmemeli.

OHAL'li günlerin ilk Kanun Hükmünde Kararname(KHK)'si de yayınlandı. 23 Temmuz Cumartesi günü Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe 667 sayılı KHK içeriği ve kapsamı bakımından OHAL'in amacını aşar nitelikte. Dernekler, sendikalar, vakıflar, okullar, üniversiteler haklarında bir yargı kararı olmadan KHK ile kapatılıyor, kapatılan kurumların malları hazineye devrediliyor, kapatılan okulların üniversitelerin öğrencileri devlet okullarına geçiriliyor, ancak öğretmenler ve öğretim üyelerinin ne olacağı belli değil, yani hepsi işsiz kalacak. KHK ile kamu görevlileri kurul ve amir kararlarıyla kamu görevinden, Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay ve Sayıştay üyeleri ile hakim ve savcılar da ilgili kurul kararlarıyla meslekten çıkartılabilecek. KHK ile yapılan işlemlere karşı idari yargıda açılacak davalarda yürütmeyi durdurma kararı verilemeyeceği de düzenlenmiş, bu düzenleme bile tek başına hukuk devleti ilkesini yok saymaktadır. Aynı şekilde 25 Ekim 1983 tarihli 2935 Sayılı Olağanüstü Hal Kanunun 33.maddesi ile yürütmeyi durdurma yasağı getirilmişti, 5.3.1992 tarih ve 21162 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Anayasa Mahkemesi'nin 10.1.1991 tarih ve E.1990/25 - K.1991/1 sayılı kararıyla bu kanun maddesi iptal edildi. Anayasa Mahkemesi'nin iptal ettiği kanun  KHK ile yeniden yürürlüğe konuyor. KHK gözaltı süresini 30 güne çıkartıyor, gözaltı süresinin uzaması işkence olaylarına zemin hazırlar, şüphelinin henüz yargılanmadan peşinen cezalandırılması sonucunu doğurur. KHK bununla da kalmıyor, tutukluların avukatıyla görüşmesinin izlenmesi, kayda alınması, avukatın yasaklanması gibi savunma hakkının ortadan kaldıran düzenlemeler mevcut. Bütün bu yetkileri kullananların hukuka aykırı, keyfi kararları nedeniyle hukuki, idari, mali ve cezai sorumlulukları olmayacak. 12 Eylülcüler de yargılanmamak için kendilerine koruma kalkanı oluşturmuşlardı, tam otuz yıl sonra Anayasanın geçici 15.maddesinin kaldırılması ile 12 Eylülcülere yargı yolu açılabildi, aynı şeylerin yaşanması demokrasi umudunu azaltıyor.

OHAL'den OH'a

Darbe girişimi siyasi ve toplumsal hayatımızda büyük yaralar açtı, bu yara ancak demokrasi ve hukukun üstünlüğü ile kapatılabilir. Demokratik kuralları ve hukuk güvenliğini ihlal eden OHAL uygulamaları ile bu yara iyileştirilemez, aksine derinleşir. Baskıcı, hukuka aykırı uygulamalarla darbeler önlenemez. Darbelerin önlenmesi için en sağlam güvence, demokrasi, hukukun üstünlüğü ve barış ortamıdır.
Siyasi iktidarın muhalefetle diyalog kurmadan, Meclisi by-pass eden uygulamaları kaygı vericidir, siyasi iktidar bu yanlış yönetim tarzından vazgeçilmelidir. OHAL'i OH(Olağan hal)'a çevirmenin başka çıkış yolu yoktur.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.