Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, 26 Eylül 2026’da partisinin İzmir İl Başkanlığı’nda düzenlediği basın toplantısında ekonomi, fon krizi, okul şiddeti, Orta Doğu politikası ve erken seçim tartışmalarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Özdağ, ittifak süreçlerine ilişkin ise Atatürk Cumhuriyeti ve kuruluş ilkelerini savunan siyasi partilerin bir araya gelmesi gerektiğini söyledi.
Özdağ’a basın toplantısında Zafer Partisi Genel Başkan Yardımcısı Ali Şehirlioğlu ve İzmir İl Başkanı Sinan Bezircilioğlu eşlik etti.
“2021 krizi bunun yanında küçük bir merhem”
İzmir programı kapsamında çeşitli ziyaretlerde bulunduklarını belirten Özdağ, ekonomik sorunların çözümüne ilişkin Zafer Partisi’nin projelerini anlattıklarını söyledi.
Özdağ, emeklilerin Ankara’da gerçekleştirdiği eylem sırasında bir vatandaşın yaşamına son verdiğine ilişkin haberlere de değinerek ekonomik sorunların geldiği noktaya dikkat çekti.
“Ekonomik buhranın ulaştığı nokta bu” diyen Özdağ, “Son üç günde üç polis memuru intihar etti. Her güne bir polis memuru intiharı düşüyor. 2021’deki ekonomik kriz, bunun yanında küçük bir merhem gibi kalıyor” ifadelerini kullandı.
“Bu sürecin politik sonuçları olacaktır”
Türkiye’de kamuoyunun gündemine gelen fon piyasasındaki gelişmeleri değerlendiren Özdağ, yaklaşık 500 bin kişinin bu süreçten etkilendiğini ve bunların önemli bölümünün küçük yatırımcılardan oluştuğunu öne sürdü.
Özdağ, vatandaşların devletin denetlediğini belirttiği fonlara birikimlerini yatırdığını belirterek, “Bu 500 bin insan rulet oynamadı, poker masasına pulları sürmedi. Devlet kontrol ederek para yatırdı” dedi.
Fon piyasasındaki manipülasyonların aylardır bilindiğini ve müdahale edilmediğini öne süren Özdağ, bunun 20 milyar dolarlık zarara yol açtığını iddia etti.
Özdağ ayrıca yabancı endeks kuruluşlarının sürece müdahale ve baskıda bulunduğuna ilişkin duyumlar olduğunu söyledi.
Bu sürecin finans sistemi üzerinde etkiler oluşturabileceğini savunan Özdağ, ekonomik ve sosyal sonuçların yanı sıra siyasi sonuçlarının da olacağını ifade etti.
Özdağ, “Fon manipülasyonu da ister 2027’de yapılsın ister 2028’de… Bundan sonraki seçimleri kökten etkileyecek süreçlerden biri olacaktır” dedi.
Fonlardaki zararların kim tarafından karşılanacağı tartışmasına da değinen Özdağ, devletin çalındığını öne sürdüğü paraları bulup mağdurlara iade etmesi gerektiğini söyledi.
“Bu zarar vergi mükelleflerine bırakılamaz” diyen Özdağ, söz konusu paranın sorumlularından tahsil edilmesi gerektiğini savundu.
Fon piyasasına ilişkin resmi açıklamalarda ise Hazine ve Maliye Bakanlığı başkanlığındaki Finansal İstikrar Komitesi, 17 Eylül’de sorunun sınırlı sayıdaki portföy yönetim şirketinin bazı fonlarındaki kredi ve likidite sorunlarından kaynaklandığını bildirmişti. Komite, Borsa İstanbul ve sermaye piyasalarının işleyişine ilişkin temel veya yapısal bir risk bulunmadığını açıklamıştı.
Sermaye Piyasası Kurulu da 17 Eylül’de 7 portföy yönetim şirketinin TEFAS’ta işlem gören tüm yatırım fonlarının işleme kapatılmasına ve bazı fonların tasfiye edilmesine karar vermişti.
24 Eylül’de ise Hazine ve Maliye Bakanlığı, Mehmet Şimşek başkanlığında 7 portföy yönetim şirketinin 131 yatırım fonuna ilişkin tasfiye ve ödeme süreçlerinin ele alınacağı toplantıların yapılacağını duyurmuştu.
“Orta Doğu’da barış ve istikrar desteklenmeli”
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın Suudi Arabistan ile ilgili açıklamalarını eleştiren Özdağ, Türkiye’nin Orta Doğu’da barış ve istikrarı teşvik eden bir politika izlemesi gerektiğini söyledi.
Özdağ, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’ya ilişkin değerlendirmesinde, “Netanyahu’yu İsrail halkının sandığa gömmesinin zamanı gelmiştir. İsrail halkının Netanyahu’ya değil barış isteyen siyasilere ihtiyacı vardır” ifadelerini kullandı.
Türkiye’nin bölgede barışa öncülük eden bir politika izlemesi gerektiğini belirten Özdağ, bu yönde bir yaklaşım çağrısında bulundu.
“Okullardaki şiddet daha geniş bir alanın parçası”
Manisa’da bir okulun yakınında yaşanan saldırıya ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Özdağ, sorunun yalnızca eğitim alanıyla sınırlı olmadığını söyledi.
1990’lı yıllarda akademisyenlik yaptığı dönemde eğitimde şiddet konusunda araştırmalar yaptığını belirten Özdağ, okullardaki şiddetin televizyon dizileri, sokaklardaki çeteler, ekonomik dengesizlikler ve aile içindeki sorunlar gibi farklı faktörlerle bağlantılı olduğunu savundu.
Okullarda güvenlik görevlisi bulunmasının tek başına yeterli olmayacağını ifade eden Özdağ, televizyon dizilerinde mafya ve şiddetin yüceltilmesinin gençler üzerinde olumsuz etkiler oluşturabileceğini söyledi.
Özdağ, İçişleri Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı ile Gençlik ve Spor Bakanlığı arasında bir erken uyarı sistemi kurulmasını önerdi. Böyle bir sistemle sorun yaşanabilecek kişi ve bölgelerin önceden tespit edilerek önlem alınabileceğini belirtti.
İttifak mesajı: “Her siyasi partinin bir özgül ağırlığı var”
Erken seçim tartışmalarına da değinen Özdağ, seçim tarihinin henüz net olmadığını söyledi.
Özdağ, fon krizinin ardından 2027 ilkbaharında yapılması ihtimali konuşulan bir seçimin 2028’e ertelenmesinin Ankara’da da gündeme geldiğini öne sürdü.
Seçim yasasında değişiklik yapılması gerektiğini savunan Özdağ, siyasi partilerin iktidar olabilmek için ittifaklar oluşturmak zorunda kalacağını söyledi.
“Burada küçük parti, büyük parti diye bir şey yok” diyen Özdağ, her siyasi partinin bir ağırlığı ve değeri olduğunu ifade etti.
Özdağ, ittifak konusunda Zafer Partisi’nin yaklaşımını ise şöyle açıkladı:
“Atatürk Cumhuriyeti ve kuruluş ilkelerini savunan bütün siyasi partilerin bir araya gelmesi gerektiğini düşünüyoruz.”
Özdağ, herhangi bir siyasi partiyle ittifak konusunda temaslarının olup olmadığı sorusuna ise “İstişarelerde bulunduğumuz partiler var” yanıtını verdi.
Zafer Partisi’nin resmi internet sitesinde de Özdağ’ın İzmir gezisinde basın toplantısı düzenlediğine ilişkin içerik yer alıyor.




