Kadın siyasetin seyircisi

Yaşar Üniversitesi Öğretim Görevlisi Dr. Uğur Oral’ın 958 kadın seçmenle gerçekleştirdiği “Türk Kadını ve Siyasal Bilinç” konulu araştırma, kadınların siyaset algısını kapsamlı bir biçimde ortaya koydu. Araştırma sonuçlarına göre; son seçimlerde oy kullanan kadın seçmenlerin yüzde 46'sı seçim sistemine güvenmiyor, yüzde 25'i vereceği oyun bir şey değiştirmeyeceğine inanıyor

Kadın siyasetin seyircisi
23 Kasım 2020 Pazartesi 14:34

Yaşar Üniversitesi Öğretim Görevlisi Dr. Uğur Oral, Türkiye’nin farklı coğrafyalarında yaşayan ve farklı sosyokültürel özelliklerde 958 kadının katıldığı “Türk Kadını ve Siyasal Bilinç” başlıklı iki ay süren bir araştırma yaptı. Dr. Uğur Oral’ın gerçekleştirdiği araştırma, kadın seçmenlerin siyaset algısına dair önemli ipuçları verdi. Araştırmada elde ettiği sonuçların Türk kadınının siyasette eleştirdiği hususların yanı sıra beklentilerini ve taleplerini de dışa vurduğunu belirten Dr. Uğur Oral, çalışmasının özellikle ülke genelinde siyaset kurumuna yön veren kimselere de bir bakış açısı sunacağına inandığını söyledi.

Kadınların oyları belirleyici

Türkiye’de, kadın seçmen sayısının erkek seçmen sayısının üzerinde olduğunu, dolayısıyla kadınların oylarının seçimlerin sonucu üzerinde belirleyici etki sahibi olduğunu hatırlatan Yaşar Üniversitesi Öğretim Görevlisi Dr. Uğur Oral, “Türkiye’de ulusal ölçekte gerçekleştirilen son seçim olan 31 Mart 2019 Mahalli İdareler Genel Seçimini baz alırsak toplam 57 milyon 58 bin 636 seçmen oy kullanmış.  Seçmenlerin cinsiyete göre dağılımında ise kadın seçmen sayısı 28 milyon 929 bin 732 ve toplam seçmen üzerindeki payı yüzde 50,7. Erkek seçmenlerin sayısı ise 28 milyon 128 bin 904 ile genele göre yüzde 49,3 oranında. Bu oranlar göstermekte ki kadın oylarının seçimin kaderine olan etkisi erkek oylarından daha fazla. Dolayısıyla Türk kadınının siyasal bilinç düzeyi, siyaseti algılama şekli ve siyaset kurumuyla ilişkisi, ülkemizin siyasi geleceği, demokrasinin ve rejimin yarınları açısından büyük önem taşıyor. İşte bu nedenle araştırmamda, Türk kadınının siyaseti nasıl algıladığını belirlemek ve ulaştığım bulgular ışığında kadınların siyaset kurumundan beklentilerini ortaya çıkarmak istedim” dedi.

Düzenli oy kullanıyorlar

Uğur Oral, araştırmaya katılan 958 kadından yüzde 63’ünün evli, yüzde 40’ının bekar olduğunu, yüzde 40’ının 54-65, yüzde 26’sının 41-53, yüzde 9’unun 28-40, yüzde 6’sının 18-28 yaş aralığında, yüzde 9’unun ise 65 yaş üzerinde olduğunu söyledi. Araştırmada “Kadın ve Seçim” ilişkisine yönelik önemli sonuçlara ulaştığını da aktaran Dr. Uğur Oral, “Sorulara yanıt veren kadınların yüzde 98’i, ulusal ve yerel tüm seçimlere hiç aksatmadan katıldığını belirtti. Seçimlerde düzenli oy kullanmadığını belirten kadınların oranı sadece yüzde 2. Bu oran, 31 Mart 2019 Yerel Seçimlerindeki seçime katılım oranı olan yüzde 84,3’ün oldukça üzerinde ki bu da kadın seçmenin sandığa ve oyuna sahip çıktığını gösteriyor. Düzenli oy kullanmadığını ifade edenlere neden sandığa gitmedikleri sorulduğunda, kadınların yüzde 46’sı seçim sistemine güvenmediğini, yüzde 25’i vereceği oyun bir şeyi değiştireceğine inanmadığını, yüzde 21’i mevcut partilere güvenmediğini, yüzde 8’i ise seçim günü bir başka yerdeyse programını bozup, oy kullanmaya gelmek istemediğini belirtti” dedi.

Partiler ulaşamıyor

Dr. Uğur Oral, siyasi parti üyeliği bulunan ve bulunmayan kadınlara farklı sorular yönelterek, siyaset kurumu hakkındaki görüşlerini daha kapsamlı bir biçimde ortaya çıkarmak istediğini belirterek şöyle devam etti: Bir siyasi partiye üye olmayanlara neden siyasetin dışında kalmayı tercih ettikleri sorulduğunda, yüzde 56’sı kendilerini ifade edecekleri bir siyasi parti olmadığını, yüzde 29’u siyasete ilgi duymadığını, yüzde 12’si zamanının olmadığını belirtirken yüzde 3’lük bir kesim ise bir siyasi partiye nasıl üye olacaklarını bilmediğini belirtti. Yine bir partiye üye olmayanlara ileride bir siyasi partiye katılmak isteyip istemeyecekleri sorulduğunda ise yüzde 56’sı kesinlikle bir siyasi partiye üye olmayı düşünmediklerini, yüzde 44’ü ise fikirlerini yansıtacakları bir partiye katılmayı düşünebileceklerini beyan etti. Bir siyasi partiye üye olduğunu ifade edenlere yöneltilen ‘Parti üyeliğiniz nasıl gerçekleşti’ sorusuna yüzde 80’i ‘Kendim başvurdum’ yanıtını verirken bir siyasi partiden davet geldiğini belirtenlerin oranı ise yüzde 20. Bu sonuç, siyasi partilerin kadınları bünyelerine alma, politikaya çekme bağlamında yeterli oranda davetkar ve teşvik edici olmadığını gösteriyor. Yine bir siyasi partiye üye olan kadınlara, mensubu oldukları partilerde kadın ve erkeklerin eşit yükselme ve bir makama aday olma şansı bulup bulmadıkları sorulduğunda, yüzde 30’u erkeklerle eşit şansa sahip oldukları önermesine katılmadığını, yüzde 21’i ise kesinlikle katılmadığını belirtti. Kadınların yüzde 14’ü kararsız olduğunu, yüzde 25’i katıldığını, yüzde 10’u ise kesinlikle katıldığını ifade etti”

Kadın adaylara etkisi

Peki, kadınlar oy vereceği partiyi belirlerken hangi kriterlere göre hareket ediyorlar, yani karar verme sürecinde neler etkili oluyor? Bu soruya da yanıt aradığını ifade eden Dr. Uğur Oral, “Katılımcıların yüzde 69’u partilerin programını ve vaatlerini esas aldığını belirtirken yüzde 13’ü lidere, yüzde 10’u aday listesine, yüzde 4’ü kamuoyunda hakim olan genel kanıya, yüzde 4’ü ise ailesinin genel siyasi çizgisine göre oy kullandığını belirtti. Özellikle seçim dönemlerinde hemcinslerini aday gösteren partilere özel bir destek verip vermedikleri sorulan kadınların yüzde 36’sı, bunun kendileri için bir kriter olmadığını belirtiyor. Kadın aday gösteren partileri özellikle tercih ettiğini belirten kadınların oranı yüzde 40 iken yüzde 24 ise kararsız. Yani kadınların sadece kadın aday gösterdiği için bir partiye oy verme eğiliminde olmadıklarını, adayın potansiyelini de sorguladıklarını söyleyebiliriz. Kadınların siyasi kanaatlerinin oluşumunda sosyal medyanın etkili olduğunu da görüyoruz. Bunu yazılı basın izlerken, onu da sırasıyla televizyon ve internet medyası izliyor” diye konuştu.

Katılım az

Araştırmada kadınların siyasetin ne oranda içinde olduklarını, yani siyasi parti üyeliklerini de sorguladığını belirten Öğretim Görevlisi Dr. Uğur Oral, “Araştırma sorularına yanıt veren kadınların sadece yüzde 20’si bir siyasi partiye üye olduğunu ifade etti. Yüzde 77’si şimdiye kadar hiçbir partiye üye olmamış, yüzde 3’ü ise bir siyasi partiye üyeyken sonradan ayrılmış. Bu oran, kadının siyasetin aktif bir oyuncusu olmaktansa seyircisi olmayı tercih ettiğini gösteriyor ki kadınların siyasete katılımının azlığını gözler önüne seriyor” diye konuştu.

Gönülleri vekillikte

Araştırmada kadınlara siyasi erkten bir yardım talebi olduğunda ilk başvurduğu siyasi kişi veya kurumun hangisi olduğunun da sorulduğunu ifade eden Dr. Uğur Oral sözlerini şöyle sürdürdü: Kadınların yüzde 38’i böyle bir durumda ilk olarak belediye başkanlıkları ile temasa geçtiğini belirtirken bunu yüzde 26 ile CİMER takip ediyor. Kadınların yüzde 16’sı siyasi partilerin il ve ilçe başkanlıklarına başvurduklarını, yüzde 14’ü muhtarlık kanadıyla sorunlarını ilettiğini ifade ederken TBMM’ye başvuranlar, yani milletvekillerinden yardım isteyenler en düşük oranı, yüzde 6’lık kesimi oluşturuyor. ‘Mevcut siyasi partiler arasında yakın gördükleri bir parti var mı’ sorusuna ise katılanların yüzde 11 kesinlikle olmadığını, yüzde 21’i ise olmadığını söylemiş. Bunun yanında kadınların yüzde 35’i kendi görüşünü belirten bir partinin olduğunu, yüzde 7’si ise kesinlikle olduğunu belirtmiş. Bu konuda bir fikri olmayanların oranı ise yüzde 26. Araştırmada kadınlara siyasette gönüllerinde yatan makamın milletvekilliği olduğu sonucu ortaya çıkıyor. ‘Siyasette bir makama talip olsaydınız bu makam hangisi olurdu’ diye sorulan kadınların yüzde 40’ı milletvekili olmak istediğini belirtirken yüzde 24’ü belediye meclis üyesi, yüzde 18’i belediye başkanı, yüzde 10’u muhtar, yüzde 8’i de il veya ilçe başkanı olmak isteyeceğini belirtti”

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.