Bazen bir istatistik sadece rakam değildir.
Bazen bir sayı insanın içine oturur.
Bazen TÜİK’in açıkladığı birkaç veri, yıllardır görmezden geldiğimiz büyük bir toplumsal yalnızlığın fotoğrafını çeker.
Geçtiğimiz günlerde açıklanan verilere uzun uzun baktım.
Ve açık söyleyeyim, İçim sıkıldı.
Çünkü rakamlar bize ekonomik değil, duygusal bir çöküşü anlatıyor.

Muğla’da artık her dört haneden biri tek kişilik.
Düşünün:391 bin hanenin 102 binden fazlasında insanlar yalnız yaşıyor.
Bir sandalye boş…Bir tabak eksik… Bir sofrada tek çatal sesi var…
Daha da çarpıcısı ne biliyor musunuz? 2008 yılında Muğla’da ortalama hane halkı büyüklüğü 3,20’ymiş. Bugün 2,70’e düşmüş.
Yani aynı evlerin içindeki insanlar azalıyor. Kalabalık aileler küçülüyor.
Bir zamanlar balkonlarından kahkaha taşan evler sessizleşiyor.
Ve beni en çok sarsan veri şu oldu: Muğla’daki evlerin yüzde 66,6’sında artık çocuk yok. Bu korkunç bir veri.
Çünkü çocuk sesi olmayan bir ev sadece sessiz değildir…
Bir toplumun geleceğine dair alarmdır.

Yalnızlaşan Bir Çağın İçindeyiz
Bugün modern dünya bize sürekli bireyselliği satıyor.
“Kendin ol.” “Kimseye ihtiyaç duyma.” “Tek başına güçlü ol.”
İyi güzel de; İnsan dediğin zaten tek başına yaşayabilen bir canlı değil ki…
İnsan dokunmadan yaşayamaz.
İnsan paylaşmadan iyileşemez.
İnsan bir sofraya oturmadan, bir omuza yaslanmadan tam olamaz.
Bugün şehirler büyüyor ama insanlar küçülüyor.
Evler büyüyor…Ama aile küçülüyor.
Telefon rehberleri kalabalık…
Ama kapısını çalabileceğimiz insan sayısı azalıyor.
İşte tam da bu yüzden yıllardır Bodrum’da verilen bir mücadeleyi artık çok daha iyi anlıyorum.
Adı: Uluslararası Bodrum Uçurtma Festivali
Ben artık bu organizasyona “festival” demekte zorlanıyorum.
Çünkü bu artık bir etkinlik değil. Bu, yalnızlaşan dünyaya karşı kurulmuş bir sevgi direnişi.

Gökyüzüne Karşı Kurulmuş Bir Sevgi Cephesi
Tam 21 yıldır Miyase Karlıova öncülüğünde sürdürülen bu organizasyon; aileyi, çocuğu, engelli bireyleri, paylaşmayı ve birlikte yaşam kültürünü ayakta tutmaya çalışıyor.
Bugün Bodrum Uçurtma Festivali’nin neden bu kadar değerli olduğunu TÜİK rakamları zaten bağıra bağıra anlatıyor.
Çünkü dünya tekilleşirken: Bu festival “biz” olmayı savunuyor.
Dün festival alanında birbirine sarılan insanlara bakarken aklıma şu geçti:
Belki de artık insanların en büyük ihtiyacı eğlence değil, birbirini yeniden hissedebilmek.
Çünkü insanlar artık çok yalnız. Hem de kalabalıkların içinde yalnız.
Bakın çevrenize; Aynı masada oturup telefona bakan aileler…
Aynı evde yaşayıp birbirine yabancılaşan insanlar…
Bir apartmanda yıllarca yaşayıp komşusunun adını bilmeyen bireyler…
Ve şimdi TÜİK çıkıp bunun resmi fotoğrafını çekiyor.
Çocuksuz Evler, Sessiz Balkonlar
Ben çocuk sesinin olmadığı bir toplumdan korkarım.
Çünkü çocuk sadece birey değildir.
Çocuk geleceğin sesidir.
Bugün Muğla’daki evlerin üçte ikisinde çocuk yoksa, bu sadece nüfus meselesi değildir.
Bu aynı zamanda umut meselesidir.
Eskiden mahallelerde ip atlayan çocuklar vardı.
Şimdi ekran kaydıran çocuklar var.
Eskiden aileler pikniğe giderdi.
Şimdi aynı evde herkes ayrı odada.
İşte Bodrum Uçurtma Festivali tam burada devreye giriyor.
Çünkü orada insanlar yeniden yan yana geliyor.
Bir çocuk başka bir çocuğun uçurtmasına yardım ediyor.
Bir anne hiç tanımadığı başka bir annenin gözyaşını siliyor.
Bir engelli birey toplumun tam ortasında alkışlanıyor.
Ve en önemlisi: İnsanlar birbirine yeniden temas ediyor.

Bu Festival Ticari Değil, Vicdani
Bugün birçok festival sponsor afişleriyle anılıyor.
VIP alanlar…Özel localar…Gösterişli sahneler…Yüksek bilet fiyatları…
Ama Bodrum Uçurtma Festivali başka bir yerde duruyor.
Burada insanın değeri cebindeki kartla ölçülmüyor.
Burada herkes aynı gökyüzüne bakıyor.
İşte bu yüzden bu festival gerçek.
Burada marka değil duygu büyüyor.
Ve açık konuşayım…
Bodrum’da bu kadar büyük katılımlı, bu kadar uzun ömürlü ve tamamen halk sahiplenmesiyle ayakta kalan başka bir organizasyon yok.
21 yıl kolay değil.
Hele ki ticari olmayan bir organizasyonu 21 yıl yaşatmak hiç kolay değil.
Bu yüzden artık bu festivale sadece organizasyon gözüyle bakmak büyük hata olur. Bu festival sosyal bir ihtiyaçtır.

Engelli Bireyleri “Misafir” Değil Hayatın Merkezi Yapıyor
Festivalin beni en çok etkileyen taraflarından biri şu: Burada engelli bireyler kenarda tutulmuyor. Hayatın tam merkezindeler.
“Engelleri Gökyüzünde Kaldırıyoruz” sloganı boşuna doğmadı.
Geçen yıl gördüğüm bir an hâlâ gözümün önünde.
Tekerlekli sandalyedeki küçük bir çocuk uçurtmasını kaldırmaya çalışıyordu. Rüzgâr ters esiyordu. Uçurtma bir türlü yükselmiyordu. Sonra Miyase Karlıova yanına gitti. Diz çöktü. İpi birlikte tuttular. Çocuk bir anda gökyüzüne baktı…Uçurtması yükseldi… Ve yüzündeki o ifade…
İnanın bana, bazı anlar insanın içine kazınır.
Küçük çocuk sadece şu cümleyi söyledi: “Benim uçurtmam da uçtu…”
İşte mesele bu.
Bu festival sadece uçurtma uçurmuyor.
İnsanların içindeki umudu kaldırıyor göğe.

Bodrum Halkı Bu Festivali Sahiplendi
Bu organizasyonun bugün hâlâ ayakta olmasının en büyük nedeni Bodrum halkının sevgisi. Çünkü insanlar burada samimiyet görüyor. Hiçbir reklam kampanyası, hiçbir büyük bütçe insanın kalbine böyle dokunamaz.
Festival büyüdü çünkü insanlar sahiplendi. Kartopu gibi…
Önce birkaç aileydi. Sonra mahalle oldu. Sonra Bodrum oldu. Şimdi uluslararası kimliğe dönüşüyor.
“Slow Kite Fest” vizyonu boşuna doğmadı.
Çünkü insanlar artık hızdan yoruldu.
Biraz yavaşlamak…Biraz gökyüzüne bakmak…Biraz çocukluğunu hatırlamak istiyor.

Bu Festivalin Daha Fazla Desteklenmesi Şart
Buradan çok net söylüyorum: Bu festivale artık herkes sahip çıkmalı.
Belediyeler…Odalar…Sivil toplum kuruluşları…Markalar…Turizmciler…İş insanları…Çünkü bu organizasyon sadece bir etkinlik değil.
Bu organizasyon sosyal bir yapıştırıcı.
Toplumu birleştiren bir sevgi tutkalı.
Bugün sponsor olmak sadece logo koymak değildir.
Bir çocuğun gülümsemesine ortak olmaktır.
Bir engelli bireyin hayatına dokunmaktır.
Bir annenin gözyaşına umut olmaktır.
Bir toplumun yeniden “biz” diyebilmesine katkı sunmaktır.
Ve açık konuşayım…
Bodrum gibi dünyaya açılan bir turizm kentinin böyle bir sosyal değeri daha güçlü desteklemesi gerekiyor.
Çünkü Bodrum sadece beach club’lardan ibaret değil.
Bodrum’un bir de vicdanı var.
İşte o vicdanın adı da biraz Bodrum Uçurtma Festivali’dir.

Modern Dünyaya Karşı Bir Meydan Okuma
Bugün dünya insanı yalnızlaştırıyor.
Festival ise tam tersini yapıyor.
Dünya:“Kendin için yaşa” diyor.
Festival:“Birlikte iyileşebiliriz” diyor.
Dünya:“Hızlı ol” diyor.
Festival:“Dur… Gökyüzüne bak…” diyor.
Dünya:“Rekabet et” diyor.
Festival:“Paylaş” diyor.
İşte bu yüzden bu organizasyon artık sadece Bodrum’un değil, Türkiye’nin en önemli sosyal hareketlerinden biri haline gelmiştir.
Ve bence gelecekte çok daha büyük anlam taşıyacak.
Çünkü insanlar artık pahalı eğlencelerden çok gerçek duygular arıyor.
Ben, Sen, O Değil… Biz
Bugün TÜİK verileri bize açık açık şunu söylüyor:
Aile küçülüyor. Yalnızlık büyüyor. Çocuk sesi azalıyor. Toplum parçalanıyor.
Ama Bodrum Uçurtma Festivali başka bir şey söylüyor:
“Hâlâ geç değil.” Bir uçurtma bazen sadece uçurtma değildir.
Bazen bir çocuğun umududur. Bazen bir annenin duasıdır. Bazen bir engelli bireyin özgüvenidir. Bazen yalnızlaşan bir toplumun birbirine yeniden sarılma çabasıdır.
Ve belki de artık tam zamanı...Ben, sen, o değil...Biz olma zamanı.