Bir önceki yazımda Suriye’de Esad rejiminin sona ermesinden sonra ortaya çıkan belirsiz durum hakkında sorular sormuştum.
Açıkçası bu zamana kadar bırakın bu sorulara cevap bulabilmeyi, yeni zorlu sorular kafamızda belirmekte. Suriye’de başlayan yeni dönemde yer alan her bir Suriyeli etnik, dini, mezhebi ya da ideolojik grup kendi varlığını korumanın ve sürdürmenin arayışında olacaktır. Ülkenin çok kimlikli demografik yapısı dikkate alındığında barış içinde bir arada var olabilecek bir sosyoloji yaratmanın zor olduğunu belirtmek gerekir. Elbette Suriye’de bu birlikteliğin altyapısını yaratacak olan bir ekonomik yapı, demokrasi kültürü ve kurallar üzerinden ilerleyen bir sistemin henüz var olmaması da büyük bir sorun oluşturmakta.
2011 yılı Mart ayında Suriye’nin Dera şehrinde başlayan ayaklanmalar sonrasında bir iç savaşa dönüşen ve Aralık 2024’te Esad rejiminin sona ermesi ile yeni bir safhaya ulaşan Suriye’deki gelişmeler, şu an için HTŞ lideri Ahmet Şara liderliğinde oluşturulmakta olan yönetimin alacağı kararlara göre yeni bir yön alacak. Nitekim yeni yönetim uluslararası aktörler tarafından hızlı bir şekilde muhatap alınmaya başladı. Avrupa Birliği’nin lokomotif ülkeleri olan Almanya ve Fransa dışişleri bakanlarının Şam ziyaretleri bu kapsamda önemli. AB açısından Suriye’deki çatışma ortamının sona ermesi mülteci krizi, terörizm ve radikalizm gibi son dönemde öne çıkan güvenlik sorunlarını çözebilmenin önemli ön koşullarından birisini oluşturmakta. Aynı şekilde Esad rejiminin sona ermesinden hemen sonra 17 Aralık 2024 tarihinde AB Komisyonu Başkanı Ursula Von Der Leyen’in Ankara ziyareti sırasında Türkiye’de bulunan Suriyeliler için 1 milyar Euroluk bir destekten bahsetmesi ve Suriye’nin yeniden inşasında AB’nin ve Türkiye’nin birlikte hareket etmesinin önemini vurgulaması dikkat çekiciydi.
Diğer yandan Trump Yönetimi’nin Suriye politikası henüz netlik kazanmış değil. Türkiye’de yapılan kimi erken analizler Trump’ın başkanlık koltuğuna oturduktan sonra Suriye’den çekileceğine dair öngörülerde bulundular ve/fakat şimdilik yanıldılar. Başkan Trump, Suriye’nin doğrudan Amerikan dış politikasının önceliklerinden birisi olmayacağını söylese de Ortadoğu siyaseti açısından Suriye’nin geleceğinin taşıdığı önem sebebiyle Washington’ın bir gözü bu ülkede olmaya devam edecektir.
Şimdilik son söz olarak Suriye’de süreci dikkatle takip etmekte fayda var. Çünkü Suriye’nin iç yapılanmasının anayasal, idari, sosyolojik ve ekonomik boyutlarını dikkate almak ve bölgesel ve uluslararası aktörlerin bu süreçteki angajmanlarını izlemek büyük önem arz etmektedir. Nitekim Suriye’de yolumuz hala sisli…