Nev-i şahsına münhasır bir adamdı. Suriyeli göçmenlere kapıları değil sınırları dahi kapatan
ilginç bir profildi. Rus-Ukrayna savaşında Rusya taraftarı olduğu için Ukrayna’ya AB
tarafından çıkarılan yardımı bloke eden serbest bırakmayan da oydu. ”Biz Kıpçak Türk’üyüz,
Atilla’nın torunlarıyız, en batıdaki, batı içerisindeki tek Türk devleti biziz” derdi. Bunlar çok iyi.
Bizim tarihten gelen Buda-Peşte sevdamıza renk katmıştı.Bizdeki Mohaç hayaliyle
Budapeşte’yi ziyaretlerimize sebep olmuştu.
Bunca güzelliğe rağmen halkına, Macar halkına son16 yıl sıkıntılar yaşatan da oydu. Kanunları
keyfine göre değiştirip, yeni keyfine göre yeni kanunlar çıkarıp”illlah” dedirten de oydu.
Geçen seçimde de kaybetmişti. Çok büyük gösteriler oldu. “Seçime hile karıştı” dediler ama
dinlemedi işitmedi, tınmadı bile. Bu defa “eee artık yeter “dediler inkar ve itiraz edemeyeceği
bir oy oranıyla yere serildiler, sandığa gömüldüler.
Viktor Urban’giller demem O’nunla aynı ekolü temsil eden günümüz devlet adamlarını
kastettim. Tramp yalaksı,Tramp yağcısı, daha var ama bu kadarı yeter onları tavsif
etemeye.Sapık Tramp’a Nobel teklifi yapan kendisi. Böyle bir alçağı bunca hak etmediği yere
yüceltmenin hesabını verecekler elbette. Sadece Viktor soydaş değil aynı familyadan olan,
aynı anlayışın mensubu başkaları da var. Ortak tarafları müslüman oluşları.Viktor’a en yakın
figürler Pakistan başbakanı Şerif, Endonezya başbakanı ve “Nemrut namıyla anılan Mısır
cumhurbaşkanı Sisi…vs BunlarTramp sevdalıları…Basın toplantısında veya başka
konuşmalarında oradalarsa ağzına bakarak dinleyen sadakat gösteren adamlar.En büyükleri
Viktor Bey idi.Seçimlerde Tramp’ın yardımcısı destek için geldi. Ancak Kıbrıs seçimlerinde
cüppelinin tesiri gibi o da yere serilme desteği vermiş olmalı ki fark büyük. Kıbrıs’ta da öyle
oldu.Bu saydıklarım fikren de fiziken de küçük adamlar. Endonezya ile bizim de devlet
başkanı seviyesinde pek iyi olmadığımız Tayyip Bey’in ziyaretinden sonra aşikar olmuştu.
Endonezyalı özür diler gibi elinden tutmaya çalışırken Tayyip yürüyüp ondan önde gitmeye
çalışmıştı.1959 yılında yine bir Endonezya başkanı Ahmet Sukarno yurdumuzu ziyaret eder.
Ankara’daki görüşmelerden sonra İstanbul’a geçer. Otelde kalırken kendi görevlileri aracılığı
ile akşam yatacağı bir fahişe temin edilmesini ister. Onlar da İstanbul emniyetine haber
verirler. Ahlak polisi el altındaki bir kadın satıcısı kadını bularak durumu halletmesi istenir.
Kadın birisini bulur getirir.Endonezyalı güzel bir gece geçirir ancak memleketine dönünce üç
gün sonra cinsel hastalık bulaştığını fark eder. Hemen büyük elçimiz çağrılıp nota verilir. Vay kepaze vay.