Canım kadın,
hayatına neyi aldığın kadar, neyi tuttuğun da seni şekillendirir.
Ama çoğu zaman gözden kaçırdığın bir şey var:
Bazı şeyler artık sana iyi gelmediği halde, alışkanlıktan hâlâ seninle kalır.

Tıpkı bir sepetteki çürük elmalar gibi…
İlk başta sadece bir tanedir. “O kadar da kötü değil” dersin.
Sonra kokusu yayılır…
Ama sen hâlâ görmezden gelirsin.
Çünkü atmak zor gelir.
Çünkü emek vermişsindir.
Çünkü “belki düzelir” diye beklersin.

Ama gerçek şu ki canım kadın…
Çürük olan şey, zamanla iyileşmez.
Aksine, yanında tuttuğun her sağlıklı şeyi de bozmaya başlar.

Bu sadece insanlar için değil…
Düşünceler için de geçerli.
Alışkanlıklar için de…
Kendine söylediğin cümleler için de.

Bir düşün…
Seni sürekli aşağı çeken bir ilişki…
Kendini yetersiz hissettiren bir ortam…
İçinde huzur bırakmayan bir bağ…
Bunların hepsi, hayatındaki “çürük elmalar” olabilir.

Ve en zor kısmı şu:
İnsan, bazen zarar gördüğü şeyi bile bırakmak istemez.
Çünkü tanıdıktır.
Çünkü alışılmıştır.
Çünkü bilinmezlik, tanıdık acıdan daha korkutucu gelir.

Ama şunu bilmeni istiyorum…
Bir şeyi hayatında tutmak, ona katlanmak değildir.
Bir şeyi hayatında tutmak, onunla büyüyebilmektir.

Eğer bir şey seni sürekli küçültüyorsa,
orada kalmak sevgi değil…
kendini terk etmektir.

Canım kadın,
bazen hayatına yeni bir şey alman gerekmez.
Sadece sana ait olmayanı, sana iyi gelmeyeni çıkarman yeterlidir.

Çünkü yer açmadan yenisi gelmez.
Ve sen eskiyi tutarken, yeniyi kaçırırsın.

Şimdi seninle net ama çok dönüştürücü bir egzersiz yapmak istiyorum:
Bir kağıt al ve ikiye böl.
Bir tarafına “Beni Besleyenler” yaz.
Diğer tarafına “Beni Tüketenler.”

İnsanları, alışkanlıklarını, düşüncelerini yaz.
Dürüst ol… süsleme… yumuşatma.

Sonra “Beni Tüketenler” tarafına bak ve kendine şunu sor:
“Bunu hayatımda tutma sebebim ne? Sevgi mi, korku mu, alışkanlık mı?”

Cevapların sana çok şey gösterecek.

Ve şimdi en önemli adım:
Hepsini bir anda hayatından çıkarmak zorunda değilsin.

Ama fark ettikten sonra aynı şekilde kalmak zorunda da değilsin.
Küçük bir mesafe bile dönüşüm başlatır.

Canım kadın:
Sen hayatına neyi kabul edersen, hayatın onun etrafında şekillenir.

Ve bazen en büyük değişim…
yeni bir şey başlatmak değil,
yanlış olanı bırakmaktır.

Unutma…
Sen çürük olanı tutmak zorunda değilsin.
Sen, kendine iyi geleni seçebilecek kadar değerlisin.