YENİ Parti İzmir İl Başkanlığı ön seçimi öncesinde adaylar Çağatay Güç ve Aziz Kocaoğlu, İzmir’in Bayraklı ilçesindeki Tepekule Kongre Merkezi’nde düzenlenen programda konuştu. Güç, örgütün mücadelesine, partinin büyüme sürecine ve iktidar hedefine ilişkin açıklamalarda bulunurken Kocaoğlu, geçmişte yaşadığı hukuki süreci anlattı ve İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ı eleştirdi.

Programa YENİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Ensar Aytekin’in yanı sıra partinin İzmir milletvekilleri, ilçe belediye başkanları, ilçe başkanları, kadın ve gençlik kolları temsilcileri, diğer siyasi partilerin temsilcileri ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri katıldı.

Çağatay Güç: Emanetin büyüklüğünün farkındayız

YENİ Parti İzmir Kurucu İl Başkanı ve il başkanlığı adayı Çağatay Güç, konuşmasında gençlere, anne babalara ve emekçilere yönelik mesajlar verdi. Örgütün hazırlık sürecinde görev alanlara teşekkür eden Güç, gençlerin geleceğine ve emekçilerin ülke için taşıdığı öneme dikkat çekti.

Güç, konuşmasında şu ifadeleri kullandı:

“Kıymetli yol arkadaşlarım, değerli delegelerimiz;

Sözlerime başlamadan önce, bugün bu salonda ve yarın tüm ilçelerimizde bu büyük organizasyonu, YENİ Partimizin İzmir'deki kuruluş, milletimizin kurtuluş kongresini hazırlayan il yönetimimize, ilçe başkanlarımıza ve yönetimlerine, gençlik kollarımıza, kadın kollarımıza ve tüm örgütümüze yürekten teşekkür ediyorum. Hoş geldiniz, iyi ki geldiniz, iyi ki varsınız!

Milletçe bu zor günlerden geçerken, gençlerimize ve tüm büyüklerimize dair birkaç şey söylemek istiyorum. Önce gençlerimize...

Sevgili gençler, genç kardeşlerim! Siz bize enerji veriyorsunuz! Siz bize mücadele azmi veriyorsunuz! Sizi gördükçe yorgunluğumuzu unutuyoruz. Hepiniz bizim yarınlarımızsınız! Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılı sizin omuzlarınızda yükselecek! Atamız, Cumhuriyet'i Gençliğe Hitabe ile size emanet etti. Biz o emanetin ne kadar büyük olduğunu her geçen gün daha iyi anlıyoruz. Ve söz veriyoruz: Bu emaneti sizin umudunuzla büyüteceğiz! Gençliğin işsizlikle, umutsuzlukla, gurbetle sınanmadığı bir Türkiye kuracağız! Sizinle gurur duyuyoruz! Yolumuz açık olsun!

Şimdi de o iki büyük çınara... Annelerimize ve babalarımıza. Sahada, mitinglerde, köy meydanlarında, pazar yerlerinde, ne zaman yorulsak, bir köşeden bize şefkatle bakan bir çift göz buluruz. Bazen bir teyzemizin, bazen bir amcamızın gözleri... Beni yanlarına çağırırlar. Ellerini öptüğümde duayı eksik etmezler. Kimi bağrına basar, kimi omzuma dokunup ‘Evladım, sakın yorulma, sakın vazgeçmeyin’ der. O dua, o sıcaklık yorgunluğumuzu alıp götürür.

Ve ellerini sıktığımız an anlarız: O nasırlı el, koca bir ömrün hikâyesini anlatır. Kimi tarlada, kimi atölyede. Kimi fabrikada, kimi dükkânda. Alın teriyle ekmeğini kazanan, kimseye eğilmeyen insanlarımız onlar! Bu ülkeyi omuzlarında taşıyan emekçilerimizdir! Sizin duanız bizimle oldukça, sizin emeğiniz bu ülkede oldukça, boynumuz hiçbir zaman bükülmeyecek! İyi ki varsınız. Ellerinizden öpüyoruz.”

Güç: Milletimizin iktidarını kuracağız

Güç, Özgür Özel liderliğinde seçimlerde elde edildiğini belirttiği başarıya değinerek siyasetin milletle birlikte yürütülmesi gerektiğini söyledi. Konuşmasında iktidarı eleştiren Güç, partilerinin iktidar hedefini yineledi.

Güç, şöyle konuştu:

“Değerli İzmirliler, yıllarca seçime giren, kazandığı her seçimi kutsallaştırıp kaybettiği her seçimde seçmenin iradesini gasp eden, kul hakkı yiyen bir iktidarın sonuna gelmiş bulunuyoruz. Genel Başkanımız Özgür Özel'le birlikte kazandığımız zafer ve ardından yaşanan tüm süreç, bize bir kez daha gösterdi ki siyaset sokakta yapılır. Milletle yapılır, millet için yapılır!

Tarihimiz, zor zamanlarda milletiyle bütünleşen liderlerin başarılarıyla doludur. Biz kendimizi önce Allah'a, sonra milletimize emanet ettik. İktidara yürüyoruz, iktidara!

2019 seçimleriyle başlayan, 2024 yerel seçim zaferiyle devam eden süreç, 19 Mart darbesiyle yıllarca unutulmayacak tarihî bir sürecin başlangıcı oldu. Buradan tutuklu gazetecilerimize, siyasetçilerimize selam olsun! Tutuklu tüm belediye başkanlarımıza selam olsun!

47 yıl sonra bize zaferi getiren liderimiz Sayın Özgür Özel, 38. Olağan Kurultay'la birlikte Türkiye Cumhuriyeti siyasi tarihinin en büyük mücadelesini başlattı. Önce kurultayı kazandı. Sonra girdiği ilk seçimden büyük bir zaferle çıktı. Ardından yaşanan 19 Mart darbesiyle siyasi tarihimizde görülmemiş, bir daha da görülmeyecek olan bir mücadelenin başına geçti.

Ve bu mücadele bize şunu gösterdi: Yıllarca, onlarca seçimde kaderimizmiş gibi sunulan yenilgi artık lügatımızdan çıkmıştır! Bize hiç kimse yenilgiyi öğretemeyecek, kabul ettiremeyecek!

Bizler vazgeçmeyenleriz. ‘Umutsuz durumlar yoktur, umutsuz insanlar vardır. Ben umudumu hiçbir zaman kaybetmedim’ diyen Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün evlatlarıyız. İktidarın ve aparatlarının bize biçtiği muhalefet gömleğini yırttık, attık. Ateşten gömleği giydik. Ve işte karşınızdayız: Hep birlikte iktidara yürüyoruz! İktidara yürüyoruz. İktidara.”

Güç’ten siyaset yapma biçimine ilişkin açıklama

Güç, siyasetin kapalı kapılar ardında yürütülmesine karşı olduğunu belirterek Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu’na destek mesajı verdi. Siyasette dürüstlük ve toplumsal çıkarların gözetilmesi gerektiğini ifade eden Güç, şöyle konuştu:

“Değerli örgütümüz! Bu büyük mücadelenin lideri Genel Başkanımız Özgür Özel'in hep yanında olduk, taraf olduk; bundan sonra da birlikte olacağız. Cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu'nun yanındaydık; bundan sonra da yanında olacağız!

Ben memur çocuğuyum. Ben adam satmam! Biz ahlaklı olmayı annemizden, babamızdan öğrendik. Kurnazlığı, tilkiliği, siyaset simsarlığını bilmeyiz. Ben toplumsal çıkarları düşünenlerdenim. Siyaset simsarlarının, ‘tecrübeliyiz’ diyen profesyonel siyasetçilerin bu ülkeye hiçbir faydası yoktur. Siyaseti açık açık yapacağız, arkadan iş çevirmeyeceğiz. Çünkü bu ülkeye, bu ülkenin geleceğine bir borcumuz var. Çünkü bu ülke ancak ahlaklı ve dürüst insanlarla kalkınacaktır.”

Güç: İzmir örgütüyle güç birliği yaptık

Güç, örgütün zor dönemlerde birlikte hareket ettiğini ve parti çalışmalarını sürdürdüğünü söyledi. Mutlak butlan sürecinde il örgütünün sahada olduğunu belirten Güç, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Değerli yol arkadaşlarım, biz değişim için yola çıktık! Bu ülkenin kaderini değiştirmek için yola çıktık! Gencin, kadının, emekçinin, çiftçinin, emeklinin umudu olmak için yola çıktık!

Ve söylemek istiyorum: Kolay bir yıl geçirmedik. Örgüt dağınıktı. Üyeler örgüt aidiyetini sorgular olmuştu. Belediye başkanları küstü. İlçe başkanları küstü. Herkes herkesle kavgalıydı. Biz önce güveni yeniden kurduk! 6 ay içinde tüm ilçeleri 3 kez gezdik!

Sonra butlan süreci başladı. O süreçte oradaydık. Örgüt oradaydı. Butlan kararı açıklandığında ilk sesi İzmir İl Başkanlığı olarak biz yükselttik. Biz oradaydık! Genel Başkanımızı ilk İzmir'de ağırladık! On binlerce insan Kordon'da sel olup yürürken, Genel Başkanımızı gururla karşılamak için biz yine oradaydık!

Genel merkezi sis bombalarıyla, plastik mermilerle işgal ettiklerinde biz oradaydık! Liderimiz Özgür Özel'in önderliğinde yola çıktık, yürüdük. Yağmurda yürüdük. On binler olduk, sel olduk, yürüdük! Oradaydım! O gururlu yolda yürümeye devam edeceğim! Ankara’da on binlerce yurttaşımızla buluştuk. Liderimiz Özgür Özel'le Atamızın evine, Anıtkabir'e yürürken yüz binler olduk! Biz gene oradaydık.”

Güç: Tarihin en zorlu süreçlerinden geçtik

Güç, İzmir örgütünün il binasında yürüttüğü nöbetler ve siyasi süreçler boyunca birlik içinde kaldığını söyledi. Zorlu dönemde il ve ilçe yöneticileriyle belediye başkanlarının birlikte hareket ettiğini belirten Güç, örgütün ayakta kalmasında ortak akıl ve dayanışmanın etkili olduğunu ifade etti.

Güç, konuşmasında şu ifadeleri kullandı:

“İl binamızı haftalarca 24 saat beklerken il yönetimimizle, ilçe başkanlarımızla ve örgütümüzle oradaydık. Zorbalarla işgal ederlerken hepimiz oradaydık! Butlan sürecinde il binasını beklerken Mesut abi, sen de oradaydın; plastik sandalyede uyuyakaldın. Orada değil miydin abi? Murat Başkan, sen de orada değil miydin? Uykusuz 40 saat nöbet tuttun. Dolunay Başkan Çeşme'den gelip nöbet tuttu. Kınık'tan Hasan Başkan geldi. Beydağ'dan Zeki Başkan geldi. Hepimiz oradaydık! Biz oradaydık, biz. Örgüt oradaydı.

Eşkıyalar yüzünden kavga ede ede çıkmak zorunda kaldık. İlk kapılarını Konak İlçe açtı. Serkan Başkan hemen, tereddütsüz kapılarını açtı. Bu örgüt öyle basite indirgenecek bir süreç atlatmadı. Bir yandan AKP ile uğraştık. Bir yandan butlancılarla uğraştık. Bir yandan Cemil Tugay'ın AKP'ye geçişiyle uğraştık. Bir yandan yalaklarla uğraştık. Bir yandan da içimizdeki hainlerle uğraştık! Üstüne bir de çok bilen çıkıp akıl verenlerle uğraştık.

Ama tarihin en zor dönemini bu il yöneticisi arkadaşlarımızla biz geçirdik! İlçe başkanlarımızla biz geçirdik! Belediye başkanlarımızla biz geçirdik! İzmir gibi bir kentte örgüt dağılmadan, sapasağlam ayakta kaldıysa bunu bu arkadaşlarımız başardı.

Bu iş ahkâm kesmekle olmaz. Çok bilmişlikle olmaz. Kibirle hiç olmaz! Ortak akılla olur, istişareyle olur, nezaketle olur. Mücadeleyle olur, bilgiyle olur, örgüte inanmakla olur. İnsanları insan oldukları için, hiçbir menfaat beklemeden sevmekle olur! Çalışkanlıkla, mücadele azmiyle ve vatan sevgisiyle olur!

Biz İzmir tarihinin en zorlu süreçlerinden birini yönettik. Bunda en ufak bir mütevazılık yapmayacağız! Bu örgüt dağılmadan bir aradaysa bu, insanların vatanına olan bağlılığıyla, İzmir'e olan sevgisiyle, insanlara olan güveniyle olmuştur.”

Güç: Tarlada izi olmayanın, harmanda yüzü olmaz

Güç, parti çalışmalarında emek ve kararlılığın önemine dikkat çekti. YENİ Parti’nin örgütlenme sürecini anlatarak farklı ilçelerdeki teşkilatların partiye katıldığını söyledi.

Güç, konuşmasında şu ifadeleri kullandı:

“Şunu bilmenizi istiyorum: Biz Mustafa Kemal Atatürk'ün evlatlarıyız! Koşturmaktan, çalışmaktan asla geri durmayız. Bu çalışkanlığı, bu geleceğe olan umudu Mustafa Kemal Atatürk'ten aldık. Hiç kimseye boyun eğmeyiz, hiç kimseden icazet almayız!

Biz Özgür Özel'in peşinden kalbimizle geldik! Kalbimizle… İlk gün geldik. İlk gün! Aynı anda geldik. Nefes almadan geldik. Gözümüzü kırpmadan geldik! Canımızla, başımızla, arkadaşlarımızla, dostlarımızla, ailelerimizle, örgütümüzle bütün riskleri alarak geldik!

Ez cümle: Tarlada izi olmayanın, harmanda yüzü olmaz! Sıfırdan bir parti kurmak kolay mı? Hayır! Ama biz kurduk! 30 ilçe başkanlığı, örgütleriyle birlikte, firesiz YENİ Parti'ye geçti! Bu insanları bir arada tutmak, onlara değerli olduklarını hissettirmek, çocuklarının geleceği için doğru tarafta olduklarını hissettirmek... İşte bizim başarımız budur.”

Güç: YENİ Parti İzmir olarak 2 ayda 70 bin üyeye ulaştık

Güç, İzmir’deki örgütlenme çalışmalarına ve üye sayılarına ilişkin açıklamalarda bulundu. Partinin 12 günde 47 bin üyeye ulaştığını, iki aylık süreçte toplam üye sayısının 70 bine çıktığını belirten Güç, ilçe örgütlenmelerinin tamamlandığını ve yeni il binasının planlamasının yapıldığını söyledi.

Güç, şöyle konuştu:

“Rakamlar ortada: 12 günde 47 bin üye yaptık! Bunların yarısı online üyelikti! Parti kurulalı daha iki ay oldu, kongre süreçleri geçirmemize rağmen 70 bin üyeye ulaştık! Tüm ilçelerde örgütlenmemizi tamamladık! Yeni il binamızı tuttuk!

İzmir’in en yenilikçi ve üretken binası için planlamasını il yöneticisi arkadaşlarımızla birlikte yaptık. Arkadaşlarımızın destekleriyle, ilmek ilmek oluşturuyoruz! Geleceğe umutla bakan bir anlayışla planladık. Orayı bir siyasi AR-GE merkezine dönüştüreceğiz!

Politika kurullarımızı oluşturduk. Yönergelerini yazdık. Planlamamızı tamamladık… Geleceği planlamak emek ister. Bilgi ister. Birikim ister. Aynı zamanda ortak akıl ister. Dayanışma ister. Dinamik, liyakatli, milletini seven ve menfaatsiz insanlar ister.

Ben şuna yürekten inanıyorum: Liyakatli ve ahlaklı insanları bir araya getirdik ve bu ülkenin geleceğine dair umudunu birlikte yeşertiyoruz. Bu yüzden kongre sonrası için bütün hazırlıklarımızı yaptık.”

Güç: Milletin ihtiyaç duyduğu umut bizde

Güç, YENİ Parti’nin yeni bir siyasi yapı olarak çalışmalarını sürdürdüğünü ve hedeflerinin iktidara gelmek olduğunu belirtti. Ortak akıl, istişare, sahada çalışma ve dayanışma vurgusu yapan Güç, konuşmasını Nazım Hikmet’in dizeleriyle tamamladı.

Güç, şu ifadeleri kullandı:

“Bu dönem istişare dönemi! Bu dönem ortak akıl dönemi! Bu dönem birliktelik dönemi! Bu dönem sahada olma, çok çalışma dönemi! Bu dönem korkusuzca ve akıllıca yol alma dönemi! Bunu hep birlikte başaracağız!

O nedenle sıfırdan kurulan bir siyasi yapıyı, bir düşünce yapısını, tek tek düşünsel olarak tuğla tuğla örüyoruz! Mücadelemiz tek: Milletimizin iktidarını kurmak! Bunu da başaracağız! Hiç kimsenin şüphesi olmasın! Çünkü liyakatli kadrolar bizde! Ahlaklı kadrolar bizde! Yeni nesil, açık iletişim anlayışı bizde! Ülkesini seven insanlar bizde! Umut bizde! Umut!

Çünkü biz biliyoruz: Bu millet umuda ihtiyaç duyuyor! Biz de siyaseti milletimizin umudu için yapıyoruz!

Sözlerime son verirken, Büyük Usta Nazım'ın dizelerinden… Dörtnala gelip Uzak Asya'dan Akdeniz'e bir kısrak başı gibi uzanan bu memleket, bizim. Bilekler kan içinde, dişler kenetli, ayaklar çıplak ve ipek bir halıya benzeyen toprak, bu cehennem, bu cennet bizim. Kapansın el kapıları, bir daha açılmasın, yok edin insanın insana kulluğunu, bu davet bizim.... Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine, bu hasret bizim...

Sözümüz milletimize, sorumluluğumuz memleketimize, inancımız geleceğimize! Yaşasın Cumhuriyet! Yaşasın Mustafa Kemal Atatürk! Var ol, kuruluşun ve kurtuluşun şehri İzmir! Var ol, Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında dirilişin şehri İzmir! Var ol, onurlu mücadelemiz! Yolumuz açık olsun arkadaşlar! Hayırlı olsun.”

Aziz Kocaoğlu: Siyasetin her alanında görev aldım

İzmir Büyükşehir Belediyesi eski Başkanı ve YENİ Parti İzmir İl Başkanlığı adayı Aziz Kocaoğlu, konuşmasında siyasi geçmişini ve belediye başkanlığı dönemini anlattı. Siyasetle iç içe bir ailede büyüdüğünü belirten Kocaoğlu, aktif siyasete girişinden İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevine uzanan süreci aktardı.

Kocaoğlu, konuşmasında şu ifadeleri kullandı:

“Ailem siyasetle uğraşıyordu. Babam da siyasetin içindeydi. 1954 seçimlerinde, henüz altı yaşındayken mahallede oy pusulası dağıttım. O dönemi gençler hatırlamaz; birleşik oy pusulası yoktu. İnsanlar sandığa giderken oy verecekleri kişinin pusulasını alırlardı. Ben de ‘Teyze, bunu at; amca, babamın selamı var, bunu at’ diyerek pusulaları dağıtırdım.

O günden bugüne siyasetin her alanında görev aldık. Babam üç kez belediye başkan adayı oldu ve üçünü de ön seçimde kazandı. Partinin geleneğini, yazılı ve yazılı olmayan kurallarını yaşayarak öğrendim. Gençlik kollarında çalıştım.

Bornova’da iş hayatına başladıktan sonra da partimize her türlü maddi ve manevi desteği verdim. Ancak siyasete aktif olarak giremedim. Çünkü bir nesil siyaset yaptığında aile maddi açıdan kayba uğrar; ikinci neslin bu kayıpları telafi ederek aileyi toparlaması gerekir. Biz de öyle yaptık.

1999 yılında partimizin baraj altında kalmasının ardından, ‘Benim partime ne oluyordu’ diyerek Bornova’da siyasete girdim. Bana ilçe başkanlığı teklif edildiğinde, ‘İlla ben olacağım diye bir iddiam yok. Ben yönetim kuruluna gireceğim, partime hizmet edeceğim’ dedim.

O dönem il başkanı adayımız olan Alaattin Yüksel Beyefendi de aynı kongrede buradaydı. Bana, ‘İlde beraber çalışalım’ dedi. Ben de ‘Koordinasyonu ben sağlayayım. Bornova’yı biliyorum. Bornova’da partiyi büyüteceğim, partiyi toparlayacağım’ dedim.

Nitekim Bornova’da partimizi toparladık ve ilk seçim için gerekli hazırlıkları yaptık. Adayımıza gereken desteği vermek üzere çalıştık. Genel merkez beni aday gösterdi ve ipi göğüsledik.

Göreve başladıktan sonra, efsane başkanımız Ahmet Piriştina’nın vefatının ardından, Allah rahmet eylesin, İzmir Büyükşehir Belediyesi Meclis Grubu beni Büyükşehir Belediye Başkanlığına aday gösterdi. Meclisin de onayıyla önce iki ay Bornova Belediye Başkanlığı, ardından İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevini yürüttüm.”

Kocaoğlu: İmamoğlu’nun başına gelenler benim başıma da geldi

İzmir’in zirvesine mevsimin ilk karı düştü!
İzmir’in zirvesine mevsimin ilk karı düştü!
İçeriği Görüntüle

Kocaoğlu, Ekrem İmamoğlu ve diğer belediye başkanlarının yaşadığı hukuki süreçlere benzer olaylarla geçmişte kendisinin de karşılaştığını söyledi. 2 Mayıs 2011’de belediyeye, şirketlere ve çalışanların evlerine yönelik operasyonlar düzenlendiğini, bu süreçte 130 kişinin tutuklandığını belirten Kocaoğlu, İzmir halkının desteğiyle süreci atlattıklarını ifade etti.

Kocaoğlu, şöyle konuştu:

“Ekrem İmamoğlu ve diğer belediye başkanlarımızın başına gelen kanunsuz, adaletsiz ve hukuksuz olayların benzerlerini Türkiye’de ilk kez ben yaşadım. 2 Mayıs 2011’de bütün şirketlerimize, personelimizin evlerine ve belediyeye baskınlar düzenlendi. Operasyon kapsamında 130 arkadaşımız tutuklandı.

Süreci biliyorsunuz. Dimdik ayakta durduk. Mahkemelerde, hapishanelerde koşturduk. Akşam geldik, sabaha kadar çalıştık. Emin olun, belediye bürokrasisi ve işçi kardeşlerimiz olağan dönemdekinden daha yoğun bir çalışma temposuyla görev yaptı. Daha fazla mücadele verdi, geceyi gündüzüne kattı ve İzmirliye mahcup olmadı.

Bizi o mücadelede güçlü kılanın ne olduğunu biliyor musunuz? İzmirliydi. Her duruşmaya Bayındır’dan çiçek üreticisi kadınlar, Tire’den süt üreticileri, Ödemiş’ten fidan üreticileri, Kiraz’dan peynir üreticileri, Yarımada’dan zeytin üreticileri, Bergama’dan bal üreticileri geldi. Köylümüz, kentlimiz, vatandaşımız oradaydı.

Elbette yalnızca Cumhuriyet Halk Partililer ve işçiler değil, İzmir halkı da yanımızdaydı. İzmirli bizi korudu. O badireyi de hep birlikte atlattık.”

Kocaoğlu’ndan Cemil Tugay’a AKP eleştirisi

Kocaoğlu, İzmir’in yıllardır AKP zihniyetine geçit vermediğini savunarak İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ı eleştirdi. İzmir’de yerel kalkınma projelerinin önemine değinen Kocaoğlu, belediyenin tarım, hayvancılık, sanayi ve turizm alanlarında gelişim sağladığını söyledi.

Kocaoğlu, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“İzmirlinin vermediği, ‘Ben sana İzmir’i teslim etmeyeceğim’ dediği Büyükşehir Belediyesini, İzmirlinin oylarıyla seçilen bir kişi gidip AKP’ye teslim etti. Gerekçe ise şuydu: Her dönen, hizmet almak için dönüyordu.

1980’lerden, ANAP iktidarından bu yana şaşı bakılan, devlet yatırımları yapılmayan, hatta yatırımları engellenen İzmir Büyükşehir Belediyesi, yerelden kalkınma projeleriyle gelişti ve önemli aşamalar kaydetti. Tarımda, hayvancılıkta, sanayide ve turizmde büyük ilerlemeler sağlandı.

Ben iktisatçıyım, işletmeciyim, iş insanıyım. Hem iş hayatını hem de devleti bilirim. Bu doğrultuda bir stratejik plan hazırladım. Planın özünde kalkınma vardı. Kenti büyüterek yoluma devam ettim.”

Kaynak: Haber Merkezi