Okul döneminde çocukların beslenmesine dikkat
Okulların açılmasıyla çocukların beslenme düzeninin yeniden şekillendiğine dikkat çeken Çocuk Endokrinolojisi Uzmanı Prof. Dr. Behzat Özkan, beslenme çantasından kahvaltıya, kantin seçeneklerinden porsiyonlara kadar okul çağındaki çocukların büyümesini etkileyen başlıklara ilişkin önerilerde bulundu.
Özkan, okul dönemindeki beslenmenin yalnızca kilo üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek büyüme, metabolizma ve beslenmenin birlikte ele alınması gerektiğini ifade etti. Çocuklukta kazanılan beslenme alışkanlıklarının yetişkinlik dönemine taşınabileceğine dikkat çekti.
“Beslenme çantası küçük bir günlük düzen göstergesidir”
Beslenme çantasının yalnızca yiyeceklerden oluşmadığını belirten Özkan, “Bir çocuğun beslenme çantası aslında küçük bir günlük düzen göstergesidir. İçinde yalnızca yiyecek bulunmaz. Ailenin zamanı, ekonomik imkânları ve çocuğun tercihleri de oradadır” dedi.
Sosyal medyada görülen özenle hazırlanmış tabakların aileler için ölçü olmaması gerektiğini belirten Özkan, kusursuz beslenme çantaları hazırlamanın gerçekçi olmadığını söyledi.
“Sağlıklı beslenme pahalı ve zahmetli olmak zorunda değildir” diyen Özkan, çocukların yaşına uygun, çeşitli ve dengeli yiyeceklerle beslenmesini önerdi.
Günlük düzende meyve, sebze, tam tahıllar ve uygun protein kaynaklarına yer verilmesi gerektiğini belirtti.
Büyüme çağında protein önemli
Özkan, büyüme dönemindeki çocukların beslenmesinde proteinin önemine dikkat çekti.
Yumurta, süt ve süt ürünlerinin uygun seçenekler arasında bulunduğunu belirten Özkan, “Yumurta kaliteli protein sağlayan besleyici bir gıdadır. Süt ve yoğurt ise protein yanında kalsiyum gibi önemli besin öğelerini sağlar” ifadelerini kullandı.
Besin tercihlerinin çocuğun yaşı, gereksinimleri ve varsa özel sağlık durumuna göre belirlenmesi gerektiğini vurgulayan Özkan, suyun da temel seçeneklerden biri olduğunu belirtti.
Şekerli içeceklerin günlük alışkanlığa dönüşmemesi gerektiğini ifade eden Özkan, “Meyve suyu da meyvenin kendisiyle aynı değildir” uyarısında bulundu.
“En pahalı kap, en sağlıklı öğünü oluşturmaz”
Beslenme kabı seçiminde tüketim yarışına dönüşen yaklaşımlardan kaçınılması gerektiğini belirten Özkan, “En pahalı kap, en sağlıklı öğünü oluşturmaz” dedi.
Kapların gıdayla temasa uygun, kolay temizlenebilir ve sağlam olması gerektiğini aktaran Özkan, özellikle süt ürünleri ve yumurta gibi gıdalarda uygun sıcaklığın korunmasının önem taşıdığını söyledi.
Porsiyonların çocuğun yaşına ve ihtiyacına göre düzenlenmesi gerektiğini belirten Özkan, “Çocuk küçük bir yetişkin değildir. Yaşına ve ihtiyacına uymayan büyük porsiyonlar sağlıklı yiyeceklerden oluşsa bile doğru yaklaşım sayılmaz” dedi.
Çocukların iştahının her gün aynı olmayabileceğini belirten Özkan, büyüme dönemleri, fiziksel hareketlilik ve uyku düzeninin iştah üzerinde etkili olabileceğini ifade etti.
Bu nedenle çocukların sürekli tabaklarını bitirmeye zorlanmaması gerektiğini kaydetti.
“Sağlıklı seçim yalnızca çocuğun iradesine bırakılamaz”
Okul kantinlerinin çocukların beslenme alışkanlıklarında önemli bir yere sahip olduğunu belirten Özkan, evde verilen beslenme mesajlarının okul ortamındaki seçeneklerle desteklenmesi gerektiğini vurguladı.
Özkan, “Sağlıklı seçim yalnızca çocuğun iradesine bırakılamaz. Okulun besin çevresi de sağlıklı tercihi desteklemelidir” ifadelerini kullandı.
Kantinde suya kolay ulaşılmasının, besleyici seçeneklerin görünür ve erişilebilir olmasının önemine dikkat çeken Özkan, fiyatlandırmanın da çocukların tercihleri üzerinde etkili olabileceğini belirtti.
Şeker, tuz ve doymuş yağ içeriği yüksek ürünlerin sürekli ön plana çıkarılmasının çocuklara farklı bir mesaj verdiğini ifade eden Özkan, “Çocuk söylediklerimizden çok, normalleştirdiğimiz çevreyi öğrenir” dedi.
“Bir yiyeceği şeytanlaştırmak sağlıklı beslenme bilinci oluşturmaz”
Sağlıklı beslenme konusunda yasakçı bir dil kullanılmasının çözüm olmadığını belirten Özkan, “Bir yiyeceği şeytanlaştırmak çocukta sağlıklı beslenme bilinci oluşturmaz. Besinleri ödül ve ceza sistemine dönüştürmek de sorun yaratabilir” dedi.
Çocukların bedenleri hakkında kullanılan dilin önemine değinen Özkan, fazla kilolu çocukların utandırılmasının bir tedavi yöntemi olmadığını, zayıf çocukları sürekli yemek yemeye zorlamanın da çözüm oluşturmadığını belirtti.
Çocukluk çağı obezitesinin yalnızca irade üzerinden açıklanamayacağını vurgulayan Özkan, “Genetik yatkınlık, uyku, hareket, beslenme ve çevresel koşullar birlikte rol oynar. Ailelerin ekonomik şartları da bu tablonun içindedir” ifadelerini kullandı.
Okul beslenmesinin sorumluluğunun yalnızca annelerin hazırladığı beslenme kaplarına yüklenemeyeceğini belirten Özkan, babaların, okul yönetimlerinin, kantin işletmelerinin ve sağlık politikalarının da bu düzenin parçası olduğunu söyledi.
Kahvaltıda amaç “mükemmel tabak” değil
Kahvaltının okul çağındaki çocukların günlük düzeninde önemli olduğunu belirten Özkan, her çocuğun sabah aynı miktarda yemek istemeyebileceğini ancak sürekli aç şekilde okula gitmenin yerleşik bir düzene dönüşmemesi gerektiğini ifade etti.
Kahvaltıda yumurta, süt, yoğurt veya peynir gibi protein kaynaklarının tercih edilebileceğini belirten Özkan, bunların yanında tam tahıllar, sebze ve meyvelere yer verilebileceğini söyledi.
Özkan, “Amaç mükemmel tabak değil, sürdürülebilir dengedir” dedi.
Uyku düzeninin beslenmeyle bağlantısına dikkat çeken Özkan, geç uyuyan çocukların sabah daha zor uyandığını, kahvaltıya yeterli zaman kalmamasının ise günün beslenme ritmini etkileyebildiğini belirtti.
Beslenme çantasının geceden hazırlanmasının sabah telaşını azaltabileceğini ifade eden Özkan, bunun son dakika paketli ürün tercihlerinin sınırlandırılmasına da katkı sağlayabileceğini söyledi.
Çocukların beslenme sürecine katılması önerildi
Çocuklara sağlıklı beslenmeyi öğretmenin yollarından birinin onları hazırlık ve tercih sürecine katmak olduğunu belirten Özkan, çocukların iki uygun seçenek arasından tercih yapabileceğini ve yaşlarına göre kendi beslenme kaplarını hazırlamaya yardımcı olabileceğini söyledi.
Özkan, “Böylece beslenme bir yetişkin talimatı olmaktan çıkar. Çocuk kendi bedeninin ihtiyaçlarını tanımaya başlar. Bu beceri, birçok beslenme kuralından daha uzun yaşayabilir” ifadelerini kullandı.
Okul yıllarının kemik, kas ve metabolik sistem gelişiminin sürdüğü önemli bir büyüme dönemi olduğunu belirten Özkan, çocuklukta edinilen alışkanlıkların gelecekteki beslenme davranışları açısından önem taşıdığını vurguladı.
Özkan, “Beslenme çantasına yalnızca bugünün teneffüsü için bakmayalım. Orada gelecekteki sofra alışkanlıklarının ilk örnekleri de bulunuyor. Çocuklarımız o küçük kaplardan seçim yapmayı öğreniyor” dedi.





