Dünya Kupasının başlamasına, yaklaşık iki aylık bir süre kaldı. Liglerin de sonuna yaklaştığımız bu günlerde, herkesin şu anki önceliği şampiyonluk. Ama benim için, her zaman önce, Milli Takım ve Milli Takım'ın oynayacağı maçlar gelir. Oradan devam edelim...
Önce şunu söyleyeyim: A Milliler düşebilecekleri en zor gruba düştüler! İstanbul'un boyalı spor yorumcularının yazdığı gibi kolay bir grubumuz yok! Avrupa play-of turlarından gelen diğer ekiplerin gruplarına bakarsanız, ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksınız. Gerçekten de, diğer gruplara göre, daha zorlu maçlar bizi bekliyor.
Önce bizimle beraber kupaya katılan ekipler ve gruplarına bakalım.
Çekya'nın rakipleri: Meksika, G. Kore, G. Afrika Cumhuriyeti.
İsveç'in rakipleri: Hollanda, Japonya, Tunus
Bosna Hersek'in rakipleri ise; Kanada, Katar, İsviçre!!!
Şu takımları biraz incelerseniz, düşebileceğimiz en sert grupta yer aldığımızı fark edersiniz!
Artık Dünya Kupasında 48 takım mücadele edecek. Bu yüzden, bu kupada, eskiden görmeye alışkın olduğumuz, "Ölüm Grubu" diye nitelendirilen, çok sert gruplar yok. Bu tanımlamaya en yakın grup, bence bizim grubumuz!
Rakipler, İstanbul basınının bize yansıttığı gibi, çantada keklik falan değil!
Tam tersi, büyük çaba, emek ve beceri gerektiren bir grubumuz var!
Grubun favorisi de biz değiliz, Paraguay! Bunu bir sindirelim önce! Paraguay eleme grubunda, hem Arjantin'i, hem de Brezilya'yı mağlup ederek gelmiş bir ekip. Çok koşan, çok mücadele eden, birçok oyuncusu da Avrupa kulüplerinde forma giyen bir takım. Yani hiç de kolay bir maç olmayacak. Üzerine üstlük, Paraguay ile grubumuzun ilk maçında karşılaşacağız. Yani ilk maç final! Onların bize göre daha çok taraftarı olacaktır. Böyle büyük turnuvalarda, kazanarak başlamak çok önemlidir. Kazanırsak sıkıntı yok! Diğer iki maçta, rakipler, çekinerek oynayacaklardır. Ama bu ilk maçta kötü bir sonuç alırsak, ondan sonraki her maç final olur! Bilmiyorum o psikolojiyi taşıyabilir miyiz?
Bizim çocukların da ilk Dünya Kupası olduğunu göz ardı etmeyin lütfen. Tabii ki belli bir dozda şaşkınlık, heyecan olacaktır. Hepsi profesyonel oyuncular. Umarım bu süreci doğru yönetebilirler. Burada iş idarecilere düşüyor. Takımı doğru motive etmek önemli. Yabancı hoca ile çalıştığımızdan, burada görev yardımcılara kalıyor. Paraguay maçı çok çok önemli. Bu maçta, kesinlikle kaybetmememiz lazım.
İkinci maç Avustralya ile. Kağıt üzerinde çok kolay bir maç gibi görünse de kazın ayağı, hiç de öyle değil! Çok koşan, tempolu, birçok oyuncusu Avrupa, Amerika liglerinde oynayan ve son beş turnuvada da yer almışlar! Yani bu seviyelerin yabancısı değiller! Fizik kalitesi, grubun demiyorum, turnuvanın en iyi takımlarından biri. Fakat kabiliyet olarak, bizim çocukların yanından bile geçemezler. Ve gönlümü en çok ferahlatan konulardan biri de, A Milli takımımızın da kondisyon seviyesinin yukarıda olması. Bir 30 sene önce olsa, son yarım saatte bizi bayıltırlardı. Bugün öyle bir sorun yok. İlk maçtan kötü bir sonuç almazsak, psikolojimiz düzgün olursa ve maça konsantre olabilirsek, bireysel yeteneklerle bile kazanabiliriz.
Son maç ise ABD ile. Ev sahibi ABD de kötü bir takım değil. Tabii ki bize denk değiller. Ama ev sahibi ülke. Seyirci avantajı olacaktır. Hakemler yanlı olacaktır. Biz bu maça kadar üst tur biletini garantilemeliyiz. Yoksa, Amerika seyahatimiz çok kısa sürebilir! İş son maça kalırsa ve ABD'nin grup çıkma ihtimali varsa, o maçın hakemi, kariyerini bitirme pahasına, birşeylere kalkışabilir. Böyle örnekleri Dünya Kupalarında defalarca gördük!
Tabi bizim takımın en büyük problemi Montella! Ve onun santraforsuz sistemi! Bunu da bir devlet büyüğümüzün "Faiz sebep, enflasyon sonuç!!!" söylemine benzetiyorum! Kimse bilmiyor! Bir tek Montella hoca çok biliyor! Tek santrafor oynayan birçok ekip, turnuvaya 5-6 santrafor götürürken, biz santraforsuz oynayacağız!
A Milli takımımıza gönülden başarılar diliyorum. Futbolcularımızın bireysel yetenekleriyle, nereye kadar gidebilirsek, oraya kadar gideceğiz! Zira, bana göre sadece santraforsuz değil, aynı zamanda teknik direktörsüz bir takımız!
Umarım sonu faiz-enflasyon sarmalına benzemez! Orada milyarlarca dolar kaybetmiştik. Burada da çok şey kaybederiz!
Sevgi ve Saygılarımla