AK Partili Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan; Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) 38. Kurultayına ilişkin 30 Haziran’da görülecek iptal davasında “mutlak butlan” kararı çıkması durumunda “partimi kayyıma bırakmam” sözleriyle tartışılan eski genel başkan Kemal Kılıçdaroğlu hakkında “13 yıl boyunca önünde düğme ilikledikleri bir şahsa yaptıkları karşısında ürkmemek, hicap duymamak mümkün değil. Ne demişler? Bizans'ta oyun, CHP'de kavga bitmez” ifadelerini kullandı.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi soruşturmasına değinen ve CHP’li belediyeleri hedef alan Erdoğan, “Yönettikleri belediyeler, hepsi iflas bayrağını çekmiş durumda. Durumlar hiç iyi değil. Yolsuzluk, usulsüzlük, haraç ve rüşvet almış başını gidiyor. İşte son zamanlarda İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ortaya koyduğu deliller, belgeler hepsi ortada. Sadece İstanbul değil, başka iller de ne yazık ki durum felaket” dedi.

Kendisinin “yeniden aday olmak istediği” iddialarıyla eleştirilen anayasa tartışmalarıyla ilgili de konuşan Erdoğan, muhalefet partilerinin “Partimiz bünyesinde oluşturduğumuz komisyon, çalışmalarına başladı” diyerek “yeni anayasa” için muhalefetten destek istedi.

Erdoğan, ABD Başkanı Donald Trump ile yaptığı görüşmeyi değerlendirdi. Trump’a yönelik “dostum Trump” ifadeleri dikkat çeken Erdoğan, “Biz F-35'lerden de vazgeçmiş değiliz. "Projeye dönüş ile ilgili niyetimizi muhataplarımızla görüşüyoruz. F-35 programı, teknik olduğu kadar siyasi bir süreçtir. Türkiye haksız yere program dışı bırakılmıştır. Müttefiklik ruhuyla bağdaşmayan bu adımı hep eleştirdik. Sayın Trump ile yaptığımız görüşmelerde konuyu ele aldık, teknik düzeyde görüşmelere başlandı. İnşallah ilerleme sağlayacağız” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Hollanda’nın Lahey kentinde yapılan NATO Zirvesi’nin ardandan uçakta gazetecilerin sorularını yanıtladı. Erdoğan’a yöneltilen sorular ve verdiği yanıtlar şöyle:

SORU – ABD Başkanı Donald Trump ile yaptığınız görüşmeyi sormak istiyorum. Trump birkaç kez sizin gıyabınızda, sizinle ilgili çok mültefit sözler söylemişti. Bu sözlerden sonra ilk kez buluştunuz. Nasıl bir atmosferde gelişti görüşmeniz? Yine size yönelik sıcak mesajlar verdi mi? Gazze konusunda siz her zaman bu konuya dikkat çeken liderlerin en başında geliyorsunuz. Trump ile görüşmenizde de yine Gazze konusunda, Gazze'deki soykırımın sona erdirilmesi konusunda, bir irade beyanınız oldu mu? Nasıl gerçekleşti görüşme?

Dostum Trump ile verimli bir görüşme gerçekleştirdik. Sayın Trump ile ikili ilişkilerimizden NATO ortaklığına, bölgesel ve küresel meselelere kadar pek çok başlığı ele aldık. Biliyorsunuz, ABD ile 100 milyar dolar ticaret hacmi hedefimiz var. Bu hedefe ulaşmak arzusundayız. Bölgemizdeki çatışmaları ve gerilimleri ele alma fırsatı bulduk. İsrail-İran arasındaki ateşkesteki gayretlerine atıfta bulunarak, Gazze ve Rusya-Ukrayna'daki çatışmaların sonlandırılması konusunda da aynı gayretin beklendiğini ifade ettim. Gazze'deki insani krizin sona erdirilmesinin önemini vurguladık. Türkiye'nin bu konuda tarihi ve vicdani sorumluluğu var. Bu vahşet devam edemez. Gazze'de kan durmadıkça hiç kimse kendini güvende hissedemez. Birileri rahatsız olsa da biz bu gerçekleri söylemekten çekinmeyeceğiz. Çözüm perspektifiyle yaklaşıldığında, adil ve kalıcı çözüme ulaşabiliriz. Yeter ki diyalog kanallarını açık tutalım ve çözümü isteyelim. Özellikle bölgemizin yeni gerilimlere, çatışmalara kesinlikle tahammülü yoktur. İsrail, insani yardımların gönderilmesinde Kızıl Haç'a dahi engel oluyor. Bunun üzerinde de durduk. Bölgemizin ihtiyacı, daha fazla barış, daha fazla huzur ve daha fazla istikrardır. Tüm bu konularda çözümleri içeren yaklaşımımızı Sayın Trump'a aktardık ve kendisinden bu konuda destek bekliyoruz. Trump önerilerimize olumlu yaklaştı.

Foça Belediyesi’nde sendika için tahliye iddiası
Foça Belediyesi’nde sendika için tahliye iddiası
İçeriği Görüntüle

F-35 açıklaması: İnşallah ilerleme sağlayacağız

SORU- İran-İsrail savaşı gösterdi ki, hava hakimiyeti bu tip çatışmalarda oldukça belirleyici bir unsur. Bizi çok yakından ilgilendiren iki konu da var; biri F-35'ler, diğeri de hava savunma sistemleri. Bu noktada F-35 programına dönme ihtimali var mı? Dünkü görüşmenizde ABD Başkanı Donald Trump ile hiç bu konu gündeme geldi mi? Aynı şekilde Rusya'dan satın aldığımız S-400'ler bu ihtiyacı karşılamak için acaba yeterli olur mu? Zirve sonrası basın toplantınızda bu konuya biraz değindiniz aslında. Bu noktada müttefikler arası kısıtlamaları kaldırma zamanı geldi mi sizce?

Hava savunma sistemi sadece S-400 ile bitmiyor. Bunu son günlerde kamuoyumuz da yakından gördü. Çok katmanlı bir sistemler bütünü oluşturmanız şart. Çeşitli irtifalarda füzelerimizin olması ve bunları da bir vücudun organları gibi uyumlu çalışması çok önemli. Biz ülkemizi bir noktaya kadar getirdik, ancak bununla yetinmiyoruz. Füze kabiliyetlerimizi artırmamız lazım. Sistemler sistemini, yani “Çelik Kubbe”mizi inşa ediyoruz. Farklı irtifalardaki hava savunma sistemlerini, algılayıcılarımızı, elektronik harp sistemlerini bir araya getirerek sistemler sistemini hayata geçiriyoruz. Bizim bu noktada yerli ve milli imkanlarla geliştirdiğimiz SİPER'lerimiz, KORKUT'larımız, HİSAR'larımız, SUNGUR'larımız ve nice güzide silah sistemlerimiz bulunuyor. Biz, “nasıl olsa birinden alırız”, “nasıl olsa paramız olduğu müddetçe bize bu sistemleri satarlar” anlayışıyla köşemizde otursaydık, bunlar olur muydu? Olmazdı. Gün oldu, paramızla müttefiklerimizden silah alamadık. “Kendimiz yaparız, hem de en iyisini yaparız” dediğimizde, bizimle dalga geçenler oldu. Kendi İHA'mızı, SİHA'mızı, milli muharip uçağımızı, KAAN'ı ürettik. Bazıları KAAN'a başladığımızda, onu “kalorifer peteği” diye aşağılamaya kalktılar. Bunları hep birlikte yaşamadık mı? KAAN bugün göklerde. Her projenin engellenmesi için beşinci kol faaliyeti yürütenleri benim milletim çok iyi biliyor. Biz F-35'lerden de vazgeçmiş değiliz. Projeye dönüş ile ilgili niyetimizi muhataplarımızla görüşüyoruz. F-35 programı, teknik olduğu kadar siyasi bir süreçtir. Türkiye haksız yere program dışı bırakılmıştır. Müttefiklik ruhuyla bağdaşmayan bu adımı hep eleştirdik. Sayın Trump ile yaptığımız görüşmelerde konuyu ele aldık, teknik düzeyde görüşmelere başlandı. İnşallah ilerleme sağlayacağız.

“Yeni anayasa”: Komisyon, çalışmalarına başladı

SORU - Anayasa konusuna değinmek istiyorum. Memur-Sen'in 30. yıl vefa buluşmasında yakın siyasi tarihin ve önemli dönüm noktalarının bir özetini yaptıktan sonra “Hedefimiz uğruna bedel ödeyerek elde ettiğimiz bütün kazanımların yeni anayasada daha sağlam bir güvenceye kavuşturulmasıdır.” dediniz. Şimdi biraz daha anayasa tasavvurunuzu açmak ister misiniz?

Bizim mevcut Anayasamız biliyorsunuz olağanüstü bir dönemde ve darbe sonrası şartlarda kaleme alındı. Yıllar içerisinde yapılan değişiklikler, Anayasayı kırk yamalı bohçaya çevirdi. Yeni anayasa talebi aslında milletin siyaset kurumundan aldığı bir söze dayanıyor. Siyasetçiler olarak milletin huzuruna her çıktığımızda yeni anayasa yapmayı vadettik. Bu sadece bizim vaadimiz değil. Diğer partiler de bu sözü verdi. Partimiz bünyesinde oluşturduğumuz komisyon, çalışmalarına başladı ve temel ilkeleri de belirledi. Ancak bu süreçte muhalefet partilerinin yapıcı ve samimi katkısı çok çok önemli. Bunu bekliyoruz. CHP'nin mevcut yaklaşımıyla bu zeminin oluşup oluşmayacağına dair değerlendirme kamuoyunun takdiridir. Bunun kararını biz veremeyiz. Biz diyoruz ki; artık bu millet darbe anayasasından tamamen kurtulsun. Siviller, sivil siyaseti ve demokrasiyi güçlendiren bir anayasa yapsınlar. Derdimiz bağcıyı dövmek değil, üzüm yemek. Dertlere derman olacak bir metin üzerinde biz uzlaşmaya hazırız. Yalnızca Anayasamız ve demokrasimiz üzerindeki darbe lekesini temizlemek için bile yeni anayasa yapmaya ihtiyacımız var. Meclisimizde oluşturulacak bir zeminde yeni anayasadan ne anladığımızı hem biz hem diğer partiler ortaya koyabilir. AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak yeni, sivil, özgürlükçü anayasa konusunda samimiyiz. Anayasa milletin ortak çatısıdır, o çatıyı birlikte inşa etmeye hazırız.

CHP'yi hedef aldı: Maalesef bugün mefluç olmuş hâlde

SORU - Türkiye, dünya siyasetinde önemli roller üstleniyor. Dünya barışı için her zaman elini taşın altına koyuyor. Bunu Rusya-Ukrayna Savaşında gördük. Bunu İran-İsrail arasında yaşanan çalışmalarda gördük. Türkiye bunlarla uğraşırken bir yandan da iç cepheyi güçlendirmeye çalışıyor. Ancak ana muhalefete baktığımızda, ana muhalefet cephesinde enteresan bir karışıklık ve bu meselelerle alakalı çok uluslu görüşler var. Ben sizin bu konudaki değerlendirmenizi rica ediyorum.

CHP maalesef bugün mefluç olmuş halde. Şimdi bakıyorsunuz işte birileri “Dört yıldan sonra ben tekrar geri dönüyorum” diyor. Bir diğerleri “Acaba kimler gelir?” diyor. Türkiye'nin temel meseleleriyle ilgili söyleyecek sözü kalmamış, koskoca partiyi bir avuç “ikbal avcısının” ihtiraslarına esir etmiş durumdalar. Çevremizde onca hadise yaşanırken CHP'den “biz de böyle düşünüyoruz” tarzı bir yaklaşım gördünüz mü? Bir öneri getiremiyorlar, çünkü herhangi bir fikirleri yok. Siyaseti sadece kendi sığ havuzlarından ibaret sanıyorlar. Okyanustan habersiz lafla peynir gemisi yüzdürmeye çalışıyorlar.

Kavga etmekten hizmet etmeye fırsat bulamıyorlar. Yönettikleri belediyeler, hepsi iflas bayrağını çekmiş durumda. Durumlar hiç iyi değil. Yolsuzluk, usulsüzlük, haraç ve rüşvet almış başını gidiyor. İşte son zamanlarda İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ortaya koyduğu deliller, belgeler hepsi ortada. Sadece İstanbul değil, başka iller de ne yazık ki durum felaket. 13 yıl boyunca önünde düğme ilikledikleri bir şahsa yaptıkları karşısında ürkmemek, hicap duymamak mümkün değil. Değerli arkadaşlar, ne demişler? Bizans'ta oyun, CHP'de kavga bitmez.

Kaynak: HABER MERKEZİ