“Tebriz’in yolları da hep dolan,beni sevmezsen ay
oğlan git başkası bilen dolan” türküsünü
işitiyorum.Taşkent’te bir taksici ile havaalanı
pazarlığımızda “10 som fazla ver sana bir Türk
kasettası işittiremen” demişti. Şimdi bu da bir Tebriz
türküsü için fazla ücret ister mi? diye düşünürken
taksici Türk imiş gülüştük bu duruma
İlk defa Cumhurbaşkanı Pezeştiyan,”Tayyip Bey,
ümmete sahip çıkıyor “mealinde sözler etti geçen gün.
Bu da hidayete erişin bir göstergesi. Kendisinin sık sık
Türkçe konuştuğu, şiir okuduğu için karşı çıkan mollayı
azarladığına da şahit olduk ama şimdi ne durumdalar
bilemeyiz. İran ile alakalı tespitlerimiz ve
değerlendirmelerimiz devam edecek.
İran Güzel diyar,
İran’a beş defa gittim.Bu defa daha uzun süreli ve daha
geniş kapsamlı bir geziye niyetlenirken işte olanlar
oldu.Hepimiz biliriz ki acem kavgacı olur, şirret olur.
Ama acem kızına yakılan türküler de kız kadar güzel ve
gönül alıcıdır.
İran’a ilk gidişimde Doğubeyazıt,Gürbulak kapısında
karşıya İran’a geçince bizden farklarının olmadığını fark
ediyorsunuz. Lakin orada dolmuş otobüs yok sınırda
kapısında yolcu taşıyacak. Benzin ucuz olduğu için hep
taksiler var. Benzin de dışarıdan alınıyor. Taksiler
çoğunlukla Fransız markaları. Bir taksiye bindik
gidiyoruz. Taksici ile oradan buradan konuşuyoruz. Bu
arada çok süratli giden onca bozuk yola rağmen Makü
ilçesine zor düştük. Çünkü araç su kaynattı. Makü bir
Kürt şehri. Türkler de var ama çoğunluk Kürt. Taksici
yolun kenarındaki bir bahçeli evin önünde durdu.
Arabaya su dolduracak. İçeriden kılığı düzgün bir
adamla beraber çıktı. Taksici söylemiş olmalı ki kendisi
de geldi “hoş geldiniz” dedi. Fransa’da öğretim üyesi
imiş. Bizim Server Tanilli ile tanışıyormuş, arkadaşmış.

Belli ki eskinin “halkın mücahitleri” gurubuna mensup.
Oysa bu adamı ve arkadaşlarını biz devrim olduğunda
sahiplenip rejime karşı kullanmalıydık. Bu günlerde
İran’da Türkleri “hamam böceğine” benzeten
karikatürler çıkmış, Tebriz ayaktaydı. Zaman zaman
böyle provakatörce yayınlar çıkmaktadır.Bu hocaya
onu sordum.”Hamam böceği karikatürüne ne dersiniz”
dedim. Adam cevap vermek şurda dursun lafını
arkasını bile işitmeden içeri kaçtı. Belli ki o halkın
ensesinde olan SAVAK ajanları devlet başkanların bile
koruyamıyorlarmış meğer.
Tebriz’de yaşadıklarım ve Erdebil ile Astara hatıralarımı
bir başka yazıda kaleme alacağım. Keşkem yapsaydınız
da bu günkü zor durumda kalmasaydınız.Bize
pervasızca atarlarmıydı demeden geçemiyorum.
Tebriz’den başka bir taksiye binip Azerbaycan
sınırındaki Astara şehrine gideceğim.Astara ,Aras nehri
ile ikiye bölünmüş yarısı İran, diğer yarısı
Azerbaycan’da. Rahmetli Bahtiyar Vahabzade işe bu
sebeple ”Araz’ı ayırdılar, kum ile doldurdular, biz asla
ayrılmazdık, zorunan ayırdılar” demişti.Tayyip Bey
Karabağ ziyaretinde bu şiiri okumuştu da molla
küplere binmiş tehditler savurmuştu. Bakınız şu
hallerine.
Tebrizli taksici de öğretmenmiş.”Bizim atom bombası
yapmamıza Türkiye ne diyor?”dedi. Yıl 2008 o
günlerde de BM’de bir Türkiye bir de Brezilya İran
lehinde oy kullanmıştı onu söylüyorum. Siz bu
bombayı Rusya’ya karşı yapamazsınız çünkü onlar
destek veriyor.Çin’e atamazsını onlar da destek
veriyor. Pakistan’a atamazsınız onlarda da var. ABD’ye
atamazsınız 10 bin km menzilli füzeniz uçağınız
yok.İsrail’e de ABD attırmaz.O zaman bu nükleer
bombayı bize Türkiye’ye atmayacaksanız
yapınız.”demiştim.