“Uyumayacaksın/ Memleketinin hali/Seni seslerle uyandıracak/Oturup yazacaksın/ Çünkü sen artık o sen değilsin/ Sen şimdi ıssız bir telgrafhane gibisin/ Durmadan sesler alacak/ Sesler vereceksin Uyuyamayacaksın/ Düzelmeden memleketin hali/ Düzelmeden dünyanın hali/ Gözüne uyku giremez ki…/ Uyumayacaksın/ Bir sis çanı gibi gecenin içinde/Ta gün ışıyıncaya kadar/ Vakur metin sade/ Çalacaksın.”
Orhan Veli ve Oktay Rifat ile birlikte "Garip" akımını başlatan Melih Cevdet Anday, 28 Kasım 2002’de yaşama veda etti. Melih Cevdet Anday’dan bahsetmek istiyorum. Gelin Anday’ı daha yakından tanıyalım… 13 Mart 1915’de İstanbul’da hayata gözlerini açan Anday, çocukluk yıllarını Kadıköy’de geçirdi. Lise eğitimini ise Ankara’da tamamladı. Hukuk eğitimi alan Melih Cevdet Anday, Devlet Demiryolları'ndaki görevinden ötürü eğitimini yarıda bırakmak zorunda kaldı. 1936’da Varlık Dergisinde Ukde adını verdiği şiirini yayımladı ve devamında Ses, Yaprak, Yeditepe, Papirüs, Yeni Ufuklar, Yeni Dergi, Soyut, Ataç, Dönem, Yön gibi dergilerde de aynı şiiri yayınlan Anday’ın asıl dönüm noktası ise Garip hareketini başlatmasıydı. Orhan Veli ve Oktay Rıfat ile birlikte 1941 yılında Garip adını verdiklerini şiir kitabı çıkaran Melih Cevdet Anday; akılcı, toplumsal çizgileri ele alarak eserlerini sunan, şiirlerinde duygudan ziyade aklın egemenliği referans edinen bir şair olarak anılır. Anlatımlarda yalın bir dil kullanan Anday, eserlerinde güzel günlere duyduğu özlemi de dile getirdi.
Melih Cevdet Anday’ın da içinde bulunduğu Garip akımı temel özellikleri ise şunlardır: “Ölçü ve kafiyeye karşı çıkarlar, günlük konuşma dilini şiire uygulamaya çalışmışlardır. Mecaza, süse ve yapaylığa karşı çıkıp; sadeliğe/yalınlığa önem verdiler. Halk şiirinin anlatım ve deneyimlerinden faydalandılar. O güne kadar şiirimizde kullanılmayan bir takım sözcükleri kullandılar. Sıradan insanlar şiire konu olmuştur. Yaşama sevinçlerini fazlasıyla şiire yansıtmışlardır. Kaynağını batı şiirinden alan Garip akımı eskiye ait olan her şeyin karşısında olup özellikle şairane söyleyişin karşısında olmuşlardır. Şiirde söz ve anlam oyunları bırakılmıştır.”
Anday, Garip akımının öncülerinden birisi olmasına karşın, Orhan Veli ve Oktay Rifat’tan ayrılmıştır. 1946 sonrasında ise Anday, sanatını romantik ögelerden kurtarmış, düşünce ve akla dayalı şiirler ile sosyal temellere dayandırmış sözcükler kullanır. Milli Eğitim Bakanı’ndan almış olduğu tavsiye üzerine Neşriyat müdürlüğünde memur olarak çalışmaya başlayan Melih Cevdet Anday, 1953 ile 1955 Aralığında Akşam Gazetesi’nde sanat ve edebiyat sayfalarında editörlük yapar. 1954'te İstanbul Belediye Konservatuarı Tiyatro Bölümü fonetik-diksiyon öğretmenliğine başlayan Anday, 1958-1964 yıllarında Tercüman, Büyük Gazete ve Cumhuriyet gazetelerinde de yazılarıyla yer alır. Anday, 1964-1969 yıllarında TRT Yönetim Kurulu üyeliğinde bulunurken, 1979'da ise UNESCO Genel Merkezi Kültür Müşaviri olarak Paris'te bulundu. Şiir, roman ve deneme ile tiyatro gibi çok çeşitli türlerde eserleri bulunan Melih Cevdet Anday, solunum ve böbrek yetmezliği tanısı ile Marmara Üniversitesi Koşuyolu Hastanesine kaldırıldı. 87 yaşından 28 Kasım 2002’de yaşama gözlerimi yuman Anday’ı “Telgrafhane” isimli şiiriyle saygı, minnet ve özlemle anıyorum…