Bir okul düşünün…
Duvarlarında “gelecek”, “vizyon”, “değerler eğitimi” yazıyor.
Bahçesinde ise dedikodu, boş muhabbet ve yetişkin görünümlü ergenlik kol geziyor.
Veliler toplanmış.
Konu: Çocukların ne öğrendiği mi?
Yok canım.
Kimin çocuğu öğretmene daha yakın, kimin WhatsApp grubunda daha etkili, kim kimin çantasına bakmış, kim öğretmene “canım” demiş…
Eğitim mi?
O arada bir yerlerde kayboldu.
Veliler arasında görünmez bir branşlaşma var:
“Ben duydumcular”
“Aslında öyle değilmişçiler”
“Benim çocuğum çok zeki ama öğretmen anlamıyorcular”
Ve ne yazık ki bazen bu koroya eşlik eden bir grup daha var:
Dedikoduyu meslek zanneden öğretmenler.
Evet, yanlış duymadınız.
Sınıfta müfredat, öğretmenler odasında magazin.
Çocuklar derste “neden böyle” diye sorunca geçiştiren,
ama velilerle oturup “Ayyy o çocuk var ya…” diye cümleye giren öğretmenler…
Sonra yıllar geçiyor.
Çocuk büyüyor.
Veliler bir gün dönüp diyor ki:
“Hiçbir şey öğrenemedik.”
Gerçekten mi?
Yoksa siz hiç susup öğrenmesine izin vermediniz mi?
Çünkü çocuk matematik öğrenemedi belki ama şunu çok iyi öğrendi:
Yetişkinler ikiyüzlüdür
Otorite dedikoduyla kurulur
Bilgi değil, yakınlık kazanır
Haklı olmak değil, güçlü grupla takılmak önemlidir
Bravo.
Müfredat dışı ama hayata dair çok sağlam dersler.
Okul bahçeleri küçük politik arenalara dönüştü.
Veliler kulis yapıyor, öğretmenler taraf seçiyor.
Çocuklar mı?
Onlar da bu tiyatronun sessiz figüranı.
En acısı da şu:
Herkes konuştu.
Herkes bildiğini sandı.
Herkes yorumladı.
Ama kimse sormadı:
“Bu çocuk bugün ne öğrendi?”
Ve sonuç:
Boş muhabbetle geçen yıllar,
dedikoduyla örselenmiş çocuklar,
ve sonunda hep bir ağızdan söylenen o cümle:
“Olan çocuklara oldu.”
Evet.
Oldu.
Çünkü yetişkinler susmayı, sınır koymayı ve işini yapmayı öğrenemedi.
Belki de asıl ders şuydu:
Okul sadece çocuklar için değil,
büyüyememiş yetişkinler için de bir sınavdır.
Ve bazıları bu sınavdan
"çok konuşarak"
kaldı.
Bursu Küçük, Yalanı Büyük Veli Tipolojisi
Bir de şu tür var: Çocuk %50 burs alır, veli bunu %80 diye anlatır. Yetmez… Çocuğa da ezberletir. “Sorarlarsa %80 de.” Çocuk matematik bilmiyor belki ama yalanı ezberlemiş oluyor. Eğitim sistemi çalışıyor yani yanlış yerden.
Bu artık sosyal statü performansı. Burs, destek değil; prestij aksesuarı. Gerçek oran önemsiz, algı önemli. Çünkü mesele başarı değil, vitrin. Çocuğun emeği değil, velinin imajı.
En acı tarafı ne biliyor musun?
Çocuk daha 9–10 yaşında şunu öğreniyor:
- Gerçek söylenmez
- İmaj gerçeğin önündedir
- Yalan sorun değil, işe yarıyorsa normaldir
Sonra bu çocuk büyüyünce “Neden özgüveni yok?”, “Neden dürüst değil?”, “Neden sürekli onay arıyor?” diye şaşırıyorlar.
Şaşırmayın. Siz öğrettiniz.
Düşük burs almak utanılacak bir şey değil.
Ama çocuğa yalanı öğretmek karakter erozyonudur.
Bu artık veli hırsı değil, ahlak deformasyonudur.
Bazı veliler çocuk yetiştirmiyor.
Algı yöneticisi yetiştiriyor.