Okul dediğin yer artık sadece çocukların eğitim aldığı bir alan olmaktan çıktı; adeta yetişkinler için de ayrı bir sosyal deney sahasına dönüştü. Eskiden “çocuğum ne öğreniyor” diye soran velilerin yerini, “kim kime ne dedi, kim kime nasıl baktı”yı titizlikle takip eden bir kitle aldı.
Yeni dönem veliliğin en gözde uğraşlarından biri de: veliyi veliye şikâyet etmek.
Bir veli düşünün… Sabah çocuğunu bırakıyor, ama aklı okulda kalmıyor; okulun WhatsApp grubunda, koridor sohbetlerinde, hatta kapı önündeki bakışlarda bile. Öğretmen bir çocuğa biraz daha fazla gülümsedi mi? Not edildi. İki çocuk sarıldı mı? “Acaba neden?” diye sorgulandı. Birine doğum günü için ayrı bir ilgi mi gösterildi? Hemen bir rapor hazır.
Hatta öyle ki, bazı veliler artık doğrudan yönetime gidip, çocuğuyla ilgili bir konudan çok başka bir veliyi şikâyet etmeyi de görev edinmiş durumda. Kimin kiminle konuştuğu, kimin nasıl selam verdiği, kimin hangi veliyle yakın olduğu… Adeta okul yönetimi değil de sosyal ilişkiler denetleme kurulu.
Ortada büyük bir mesele varmış gibi konuşuluyor ama mesele çoğu zaman o kadar küçük ki, büyütülmese kimsenin aklına bile gelmeyecek türden.
En ilginci de şu: Çocuklar çoğu zaman bu kadar karmaşık düşünmüyor. Onlar oyun derdinde, arkadaşlık derdinde. Ama yetişkinler, çocukların dünyasını kendi kurdukları şüphe senaryolarıyla zorlaştırmayı başarıyor.
Belki de biraz durup düşünmek gerekiyor:
Gerçekten çözülmesi gereken bir sorun mu var, yoksa biz mi sorun yaratıyoruz?
Çünkü bazen en büyük problem, ortada hiçbir problem yokken “bir şeyler var” diye ısrar etmektir.
Ve insan ister istemez soruyor:
Biz hangi tür bir okulun yönetimine, bu kadar “acil” ve “hayati” meseleleri konuşmak için gidiyoruz?
Eğitim kurumuna mı, yoksa gündelik dedikoduların resmiyet kazandığı bir başvuru merkezine mi?
Asıl mesele ise en sonda duruyor:
Bir veli, enerjisini ve zamanını başkalarının hayatını didiklemeye değil, kendi çocuğunun gelişimine ayırmak zorundadır. Çocuğun akademik durumu, duygusal ihtiyaçları, değer eğitimi, özgüveni ve karakteri… Bunlar ihmal edilirken yapılan her gereksiz şikâyet, aslında sorumluluktan kaçmanın başka bir yoludur.
Velilik; takip etmek değil, rehberlik etmektir. Dedikodu üretmek değil, çözüm üretmektir. Başkalarını sorgulamak değil, önce kendi sorumluluğunu yerine getirmektir.
Gerçekten ilgilenilmesi gereken şey bellidir:
Başkasının çocuğu değil, kendi çocuğun.