Canım Kadın,
Birçok kadın özgüveni, bazı insanlara doğuştan verilmiş özel bir yetenek sanıyor.
Sanki özgüvenli kadınlar hiç korkmuyor, hiç hata yapmıyor, hiç reddedilmiyor ya da hiç yetersizlik hissetmiyor gibi...
Oysa gerçek bambaşka.
Özgüven; kusursuz insanların sahip olduğu bir özellik değil, kendine rağmen yoluna devam edebilen insanların zamanla inşa ettiği bir iç güçtür.
Çünkü özgüven, her şeyi yapabileceğine inanmak değildir.
Yapamasan bile yeniden deneyebileceğini bilmektir.
Hata yapsan bile değerinden hiçbir şey kaybetmediğini fark etmektir.
Düşsen bile yeniden ayağa kalkabileceğine güvenmektir.
Bir düşün...
Gün içinde kendinle nasıl konuşuyorsun?
Aynaya baktığında gözün önce güçlü yanlarını mı görüyor, yoksa eksiklerini mi?
Bir hata yaptığında kendine anlayış mı gösteriyorsun, yoksa en ağır eleştirileri yine sen mi yapıyorsun?
Bilinçaltı çalışmalarında sıkça gördüğümüz bir şey vardır:
İnsan, kendisi hakkında neyi tekrar ederse zamanla ona dönüşmeye başlar.
Sürekli eksiklerini konuşan bir zihin, eksiklik hissini büyütür.
Sürekli yetersizliklerini düşünen bir zihin, cesaretini küçültür.
Çünkü beyin odaklandığı şeyi büyütür.
Bu yüzden özgüven yolculuğu çoğu zaman dışarıdan değil, içeriden başlar.
Kendini başkalarıyla kıyaslamayı bıraktığın gün başlar.
Çünkü senin yarışın başka kadınlarla değil.
Dünkü halinledir.
Sosyal medyada gördüğün hayatlar, başarılar, ilişkiler ve görüntüler senin hikâyen değildir.
Sen kendi yolunun yolcususun.
Ve her kadın kendi mevsiminde çiçek açar.
Bir başkasının baharına bakıp kendi kışını küçümsemek, kendine yapılacak en büyük haksızlıklardan biridir.
Bir başka tuzak da mükemmeliyetçiliktir.
Birçok kadın özgüven eksikliği yaşadığını düşünür.
Oysa aslında yaşadığı şey mükemmel olma baskısıdır.
Her şeyi doğru yapmak...
Hata yapmamak...
Herkesi memnun etmek...
Kimseyi hayal kırıklığına uğratmamak...
Ne kadar ağır bir yük değil mi?
Ama hayat kusursuz insanları değil, cesur insanları ödüllendirir.
Çünkü gelişim hata yaparak olur.
Deneyerek olur.
Bazen yanılarak olur.
Kendine izin vermediğin sürece büyüyemezsin.
Ve unutma Canım Kadın;
Kendine söylediğin her söz, bilinçaltına gönderdiğin bir emirdir.
Eğer gün boyunca;
"Yetersizim."
"Başaramam."
"Ben zaten hep yanlış yapıyorum."
diyorsan, zihnin bu komutları gerçek kabul eder.
Ama kendine şunu söylemeye başladığında her şey değişir:
"Öğreniyorum."
"Gelişiyorum."
"Her gün biraz daha güçleniyorum."
İşte o zaman bilinçaltın da yeni bir yol oluşturmaya başlar.
Bir de bedenini unutma.
Çünkü beden ve zihin birbirinden ayrı çalışmaz.
Omuzların düşükken, sürekli içine kapanırken, gözlerini kaçırırken beynin bunu bir tehdit sinyali olarak algılar.
Ama dik durduğunda, nefesini derinleştirdiğinde, yürüyüşünü değiştirdiğinde beynine şu mesajı gönderirsin:
"Ben güvendeyim."
Bazen özgüven, önce bir duruşla başlar.
Sonra bir düşünceye dönüşür.
Ardından bir alışkanlık olur.
Ve zamanla karakterinin parçası haline gelir.
Bugünün Özgüven Egzersizi
Bir kağıt al ve kendin hakkında sevdiğin 10 özelliği yaz.
Ama sadece dış görünüşünle ilgili olmasın.
Karakterini de yaz.
Belki merhametlisin.
Belki güçlüsün.
Belki mücadelecisin.
Belki sadıksın.
Belki insanlara umut oluyorsun.
Belki düştüğün yerden tekrar kalkabiliyorsun.
Sonra aynanın karşısına geç ve listedeki her maddeyi yavaşça oku.
Başta garip gelebilir.
Ama yıllardır eleştirdiğin kendine ilk kez dostça bakmayı öğreniyorsun.
Canım Kadın,
Özgüven bir gecede oluşmaz.
Küçük seçimlerin, küçük adımların ve kendinle kurduğun yeni ilişkinin sonucunda büyür.
Kendine biraz daha şefkat göster.
Hatalarını kişiliğinle karıştırma.
Yanlışların senin kim olduğunu değil, sadece ne öğrendiğini gösterir.
Ve unutma...
Sen değerli olmak için kusursuz olmak zorunda değilsin.
Sen zaten değerlisin.
Şimdi bunu hatırlaman gerekiyor.
Bugün kendine biraz daha yumuşak davran.
Kendini eleştirmek yerine desteklemeyi seç.
Çünkü özgüven, kendinle savaşmayı bıraktığın yerde filizlenmeye başlar.
Bugün bu yazıyı ihtiyacı olduğunu düşündüğün ya da çok sevdiğin bir kadına gönder. Belki onun da kendine yeniden inanmayı hatırlamaya ihtiyacı vardır.