Canım Kadın,

Bazen hayatına biri girer...

Sana huzur veren değil...

Sana ihtiyaç duyan biri.

Ve sen bunu sevgi sanırsın.

Onun yaralarını sararken, kendi kalbinin de iyileşeceğine inanırsın.

Çünkü fark etmeden yıllardır aynı hikâyeyi yaşıyorsundur.

Hep eksik olanı tamamlarsın.

Hep kırık olanı onarmaya çalışırsın.

Hep yükü ağır olanın yükünü omuzlarsın.

Sonra bir gün yorulursun...

Ve "Neden hep ben?" diye sorarsın.

Cevabı belki de seçtiğin insanlarda değil...

Onları seçme nedenindedir.

Canım Kadın,

Bazı kadınlar sevilmek için çabalamaz...

Ama gerekli olmak için çabalar.

Çünkü çocuklukta öğrendikleri sevgi dili budur.

"Ben işe yararsam değerliyim."

"Ben toparlarsam kalırım."

"Ben vazgeçmezsem sevilirim."

Sonra büyürler...

Ve fark etmeden, onları gerçekten sevecek insanlara değil...

Onlara ihtiyaç duyacak insanlara yönelirler.

Çünkü tanıdık olan güvenli hissettirir.

Oysa huzur, ilk başta yabancı gelir.

Canım Kadın,

Bir insanın hayatını düzeltmek senin görevin değildir.

Kimsenin yaralarını iyileştirmek zorunda değilsin.

Çünkü değişmek isteyen insan, kendi adımını kendi atar.

Sen ne kadar seversen sev...

Ne kadar beklersen bekle...

Ne kadar emek verirsen ver...

Bir insan, hazır olmadığı hiçbir değişimi yaşayamaz.

Ve sen, başkasının iyileşmesini beklerken kendi hayatını erteleyemezsin.

Bazen sevgi sandığın şey...

Sadece sorumluluk alışkanlığıdır.

Bazen bağlılık sandığın şey...

Vazgeçemediğin bir kurtarıcı rolüdür.

Ve bazen "Onsuz yapamam." dediğin kişi...

Aslında onsuz kalmaktan değil, onsuz kendini değersiz hissetmekten korktuğun kişidir.

Canım Kadın,

Gerçek sevgi, seni sürekli mücadele etmek zorunda bırakmaz.

Sürekli ispat istemez.

Sürekli fedakârlık beklemez.

Gerçek sevgi, iki insanın birbirini taşımasıdır.

Birinin diğerini sırtında ömür boyu taşımaya çalışması değil.

Çünkü ilişki, bir tedavi merkezi değildir.

Kimse kimsenin terapisti, kurtarıcısı ya da hayatını düzene sokacak kahramanı olmak zorunda değildir.

Sen sadece sevebilirsin.

Ama kimsenin hayatını onun yerine yaşayamazsın.

KÜÇÜK BİR EGZERSİZ

Bugün sessizce bir kâğıt al.

Hayatında çok emek verdiğin bir ilişkiyi düşün.

Sonra şu sorulara dürüstçe cevap ver:

"Bu ilişkide en çok neyi kurtarmaya çalıştım?"

"Sevildiğimi mi hissettim, yoksa sadece gerekli olduğumu mu?"

"Eğer hiçbir şeyi düzeltmek zorunda olmasaydım, yine de bu kişinin yanında kalmak ister miydim?"

Cevaplarını yaz.

Yargılama.

Sadece fark et.

Çünkü farkındalık, değişimin başladığı ilk yerdir.

Canım Kadın,

Hayatta bazı insanlar senin sevgine değil...

Senin fedakârlığına ihtiyaç duyar.

Bunu sevgi sanma.

Çünkü sevgi, seni tüketmez.

Sürekli kendinden vermeni istemez.

Unutma...

Sen bu dünyaya kimseyi kurtarmak için gelmedin.

Sen, kendi hayatını yaşayabilmek...

Kendi kalbini onurlandırabilmek...

Ve seni olduğun gibi seven insanların yanında huzuru bulabilmek için geldin.

Bazen en büyük cesaret, birini iyileştirmeye çalışmak değil...

Onun kendi yolculuğunu ona bırakabilmektir.

Çünkü sen, başkalarının yaralarını sararken kendini unutacak bir kadın değilsin.

Sen de sevilmeyi, değer görmeyi ve yük değil, yoldaş olmayı hak ediyorsun.

Bugün bu yazıyı ihtiyacı olduğunu düşündüğün ya da çok sevdiğin bir kadına gönder. Belki onun da, kimseyi kurtarmak zorunda olmadığını hatırlamaya ihtiyacı vardır.


Fatma Dayaüç