Üniversite sınavının sonuçlanmasıyla birlikte gençler için yeni bir heyecan başlarken, aileler
açısından başka bir hesap daha masaya geliyor: Barınma maliyeti. Bir öğrencinin başka bir
şehirde üniversite okuyabilmesi için yalnızca eğitim giderlerini değil, yurt, kira, ulaşım, yemek
ve diğer yaşam masraflarını da karşılaması gerekiyor. 2026-2027 eğitim öğretim yılı
öncesinde özel yurt fiyatlarında ortaya çıkan tablo ise barınma sorununun artık eğitim
hayatının en önemli ekonomik başlıklarından biri haline geldiğini gösteriyor.
Son fiyat araştırmalarına göre İstanbul, Ankara ve İzmir'de özel yurt ücretleri aylık yaklaşık 25
bin liradan başlayarak oda tipi, konum ve sunulan hizmetlere göre 80 bin liraya kadar
çıkıyor. Bu rakamlar, yalnızca aylık ödeme açısından değil, yıllık toplam maliyet açısından da
aile bütçeleri üzerinde ciddi bir yük oluşturuyor. Üç büyükşehirde özel yurtların yıllık
maliyetinin yaklaşık 250 bin liradan başlayıp 800 bin liraya kadar çıkabildiği belirtiliyor.
Barınma artık üniversite tercihinin bir parçası
Geçmişte öğrenciler üniversite tercihlerini daha çok bölüm, üniversitenin akademik yapısı ve
mezuniyet sonrası iş olanaklarına göre yapıyordu. Bugün ise bunlara bir başka soru ekleniyor:
“Bu şehirde nasıl barınacağım?”
Özellikle İstanbul, Ankara ve İzmir gibi büyükşehirlerde üniversite kazanan öğrenciler için
barınma maliyeti, eğitim tercihlerini doğrudan etkileyebilecek düzeye ulaşmış durumda.
Çünkü üniversiteye yakın ve ulaşım olanakları güçlü bölgelerde bulunan yurtların fiyatları
daha yüksek olabiliyor.
İstanbul'da bazı yurtlarda iki kişilik odaların 40 bin lira seviyesinden başladığı, tek kişilik
odaların ise 55-60 bin liraya kadar çıktığı görülüyor. İstanbul Teknik Üniversitesi'nin Maslak
ve Ayazağa çevresindeki bazı yurtlarda tek kişilik odaların 60-80 bin lira seviyesine ulaştığı
belirtiliyor.
Ankara'da da benzer bir tablo var. Altı kişilik ranzalı odalarda fiyatlar yaklaşık 20 bin liradan
başlarken, tek kişilik odalarda ücret 55 bin liraya kadar çıkabiliyor. İzmir'de ise özel yurt
fiyatlarının yaklaşık 22 bin liradan başlayıp 65 bin liraya kadar yükseldiği görülüyor.
Yıllık hesap daha çarpıcı
Aylık 80 bin liralık bir yurt ücretinin yıllık karşılığı, 10 aylık konaklama üzerinden bile 800 bin
liraya ulaşıyor. Buna yemek, ulaşım, kitap, kırtasiye, kişisel harcamalar ve sosyal yaşam
giderleri eklendiğinde öğrencinin bir eğitim yılı için ailesinden talep ettiği bütçe çok daha
yukarı çıkıyor.
Üstelik bazı yurtlarda yemek ve çamaşır gibi hizmetlerin ayrıca ücretlendirilmesi, görünen
fiyat ile gerçek barınma maliyeti arasındaki farkı büyütebiliyor. Günlük yemek ve çamaşır
hizmetleri için ek ödemeler yapılabildiği bildiriliyor.
Bu nedenle ailelerin yalnızca “Yurdun aylık fiyatı ne kadar?” sorusunu değil, “Bu ücretin
içinde neler var?” sorusunu da sorması gerekiyor.
Her şehirde tablo aynı değil
Türkiye'nin bütün şehirlerinde barınma maliyeti aynı seviyede değil. Büyükşehirlerdeki
yüksek fiyatlara karşılık Eskişehir ve Konya gibi öğrenci kentlerinde daha uygun seçenekler
bulunabiliyor.
Eskişehir'de üç ve dört kişilik odaların yaklaşık 10-15 bin lira bandında olduğu, Konya'da ise
dört kişilik odalarda fiyatların yaklaşık 10-12 bin liradan başlayabildiği belirtiliyor.
Bu farklılık, üniversite tercihlerinde yaşam maliyetinin de akademik kriterler kadar dikkate
alınması gerektiğini ortaya koyuyor. Aynı bölümün farklı şehirlerde bulunması durumunda
aileler artık yalnızca üniversitenin eğitim kalitesini değil, barınma ve yaşam maliyetini de
hesaplamak zorunda.
Devlet yurtlarının önemi daha da artıyor
Özel yurt fiyatlarının yükselmesi, öğrenciler açısından devlet yurtlarının önemini daha da
artırıyor. Çünkü devlet yurdunda kalabilmek, özellikle dar ve orta gelirli ailelerin bütçesi
açısından büyük bir rahatlama sağlayabiliyor.
Ancak burada da temel mesele yalnızca yurt sayısı değil, öğrencinin üniversitesine
ulaşabileceği mesafede yeterli kapasitenin bulunması. Öğrencinin yurtta yer bulamaması
halinde özel yurt veya kiralık konut seçeneklerine yönelmesi, aile bütçesini ciddi biçimde
zorlayabiliyor.
Bu nedenle üniversite eğitiminin erişilebilirliği yalnızca üniversite kontenjanlarıyla
ölçülmemeli. Öğrencinin eğitim gördüğü şehirde güvenli, sağlıklı ve ekonomik koşullarda
barınabilmesi de yükseköğretim politikasının temel unsurlarından biri olmalı.
Barınma bir lüks değil, eğitim hakkının parçası
Üniversiteye girmek gençler için yıllarca süren emeğin sonucudur. Fakat sınavı kazanmakla
sorun bitmiyor. Öğrencinin okuyacağı şehirde nerede kalacağı, ne kadar kira veya yurt ücreti
ödeyeceği ve günlük yaşam giderlerini nasıl karşılayacağı da eğitimin devamlılığı açısından
büyük önem taşıyor.
Özel yurt fiyatlarının bazı şehirlerde 80 bin liraya ulaşması, barınmanın artık sıradan bir
öğrenci gideri olmaktan çıktığını gösteriyor. Bu tablo, özellikle düşük ve orta gelirli aileler
açısından fırsat eşitliği sorununu da gündeme getiriyor.
Çünkü aynı üniversiteye girmeye hak kazanan iki öğrenciden biri ailesinin ekonomik gücü
sayesinde istediği şehirde rahatça yaşayabilirken, diğer öğrenci yüksek barınma maliyeti
nedeniyle eğitiminden vazgeçmek veya daha düşük maliyetli seçeneklere yönelmek zorunda
kalabiliyor.
Sonuç olarak üniversite eğitiminin gerçek maliyeti yalnızca harç, kitap veya ulaşım giderinden
ibaret değil. Günümüzde en büyük kalemlerden biri barınma.
Önümüzdeki dönemde yapılması gereken, öğrencilerin barınma sorununu yalnızca kayıt
dönemlerinde gündeme gelen geçici bir mesele olarak görmemek. Kamu, üniversiteler ve
özel sektör iş birliğiyle daha fazla ve daha erişilebilir yurt kapasitesi oluşturulması,
öğrencilerin bütçesini rahatlatacak modeller geliştirilmesi gerekiyor.
Çünkü gençlerin üniversiteye ulaşabilmesi kadar, üniversitede okuyabilmesi de ekonomik
olarak mümkün olmalı. Eğitimde fırsat eşitliği, sınıfta başlayan değil; öğrencinin o sınıfa
ulaşmasını sağlayan barınma koşullarıyla başlayan bir süreçtir.
ZAFER ÖZCİVAN
Ekonomist-Yazar
[email protected]