Hayatım boyunca bulunduğum her alanda çalışmayı, üretmeyi, sorumluluk almayı ve gerektiğinde mücadele etmeyi seçtim. Basında, iş dünyasında, sivil toplumda ve mesleki yaşamımda hep insanların sorunlarına dokunan bir yerde durmaya çalıştım. Siyasete bakışım da bundan farklı olmadı.
Bugün Cumhuriyet Halk Partisi çatısı altında siyaset yapma kararım, ani verilmiş bir karar değildir. Aksine uzun zamandır yaşadığım, gözlemlediğim ve düşündüğüm birçok konunun doğal sonucudur.
Ben siyaseti makam sahibi olmak için değil, söz sahibi olmak için önemsiyorum. Özellikle kadınların hayatına doğrudan dokunmayan, onların yaşadığı ekonomik, sosyal ve hukuki sorunları görmeyen bir siyasetin eksik olduğuna inanıyorum.
Türkiye’de kadın olmak hâlâ kolay değil. Kadınlar bir yandan ekonomik hayatın içinde ayakta kalmaya çalışıyor, bir yandan çocuklarının geleceği için mücadele ediyor, diğer yandan şiddet, eşitsizlik, işsizlik ve fırsat adaletsizliğiyle karşı karşıya kalıyor.
Bütün bunların karşısında kadınlara yalnızca “daha güçlü olun” demek yetmez. Kadınların gerçekten güçlenebileceği sosyal, ekonomik ve siyasi mekanizmaları oluşturmak gerekir.
İşte benim CHP’de bulunma nedenlerimden biri de budur.
Cumhuriyet Halk Partisi, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş değerlerini taşıyan, kadınların toplumsal yaşamda eşit yurttaş olarak yer almasını tarihsel olarak savunan bir siyasi gelenekten geliyor. Cumhuriyetin kadınlara kazandırdığı hakların yalnızca geçmişte elde edilmiş kazanımlar olarak değil, bugün korunması ve geleceğe taşınması gereken değerler olduğunu düşünüyorum.
Benim için Atatürk’ün kadınlara açtığı yol, sadece bir tarih anlatısı değildir. Bugün de siyaset yapan her kadın açısından büyük bir sorumluluktur.
Bu nedenle CHP Karşıyaka Kadın Kolları Başkanlığı görevini yalnızca bir unvan olarak görmüyorum.
Bu görev benim için bir çalışma sorumluluğudur.
Karşıyaka’nın mahallelerinde yaşayan kadınlara ulaşmak, onların sorunlarını dinlemek, yalnız kalan kadınların yanında olmak, genç kadınların siyasette daha fazla yer almasını sağlamak ve kadınların karar alma mekanizmalarında daha güçlü temsil edilmesine katkı koymak istiyorum.
Kadın Kollarının yalnızca toplantı yapan, seçim dönemlerinde sahaya çıkan bir yapı olmasını doğru bulmuyorum.
Benim hayalimdeki kadın örgütlenmesi; yılın 365 günü çalışan, mahallesini bilen, kadınların kapısını çalan, öğrencinin, annenin, emeklinin, çalışan kadının, esnafın ve iş arayan genç kızların sorunlarını bilen bir yapıdır.
Karşıyaka gibi eğitim seviyesi, toplumsal bilinci ve Cumhuriyet değerlerine bağlılığı yüksek bir ilçede kadınların siyasete çok daha güçlü katkı sağlayabileceğine inanıyorum.
Ama bunun için insanlara ulaşmak gerekir.
Siyaset masa başında değil, sokakta yapılır.
Kadınların ne yaşadığını anlamadan kadın politikası yapılamaz.
Ben gazetecilikten ve yıllardır içinde bulunduğum çalışma hayatından şunu öğrendim: İnsanları dinlemeden onları temsil edemezsiniz.
Bu nedenle önümüzdeki dönemde kapısı açık, ulaşılabilir ve sahada olan bir Kadın Kolları oluşturmak istiyorum.
Sadece CHP’li kadınlarla değil, Karşıyaka’da yaşayan bütün kadınlarla konuşmak istiyorum.
Çünkü kadınların yaşadığı sorunların siyasi parti üyelik kartı yoktur.
Bir kadın ekonomik sıkıntı yaşıyorsa, şiddet görüyorsa, çocuğunun eğitim masraflarını karşılayamıyorsa veya iş bulamıyorsa onun hangi partiye oy verdiğini sormadan yanında durabilmeliyiz.
Ben siyasetin tam olarak böyle yapılması gerektiğine inanıyorum.
CHP’ye gelişimin temelinde de bu anlayış bulunuyor.
Birlikte çalışmanın, ortak aklın ve Cumhuriyet değerleri etrafında yeniden güçlü bir toplumsal dayanışma oluşturmanın Türkiye için önemli olduğuna inanıyorum.
Elbette hiçbir siyasi yapı kusursuz değildir.
CHP’nin de kendisini sürekli yenilemesi, toplumun değişen beklentilerini doğru okuması ve gençlere, kadınlara daha fazla alan açması gerektiğini düşünüyorum.
Ben de eleştiren ama aynı zamanda elini taşın altına koyanlardan olmak istiyorum.
Kenardan konuşmak kolaydır.
Asıl mesele sorumluluk almaktır.
Bugün Karşıyaka Kadın Kolları Başkanlığı görevini üstlenirken kendime verdiğim söz de budur:
Kimseyi dışlamadan çalışmak.
Kadınları birbirine rakip değil, birbirinin gücü olarak görmek.
Genç kadınların önünü açmak.
Mahalle örgütlenmesini güçlendirmek.
Ve siyasetin kadınların gündelik hayatında gerçek bir karşılığı olmasını sağlamak.
Önümüzde uzun bir yol var.
Ben bu göreve bir makamın başlangıcı olarak değil, bir mücadelenin yeni aşaması olarak bakıyorum.
Çünkü kadınların siyasette daha güçlü olduğu bir Türkiye, aynı zamanda daha demokratik, daha adil ve daha güçlü bir Türkiye olacaktır.
Ben CHP’ye bunun için geldim.
Kadın Kolları Başkanlığı görevini de bunun için kabul ettim.
Şimdi konuşma değil, çalışma zamanı.
Dilek Köktaş Gündoğdu
CHP Karşıyaka Kadın Kolları Başkanı