Canım Kadın,
İnsan bazen birini tanımak için uzun yıllara ihtiyaç duyduğunu düşünür.
Oysa çoğu zaman bir insanın dünyasını anlamak için neyi konuştuğuna bakmak yeterlidir.
Çünkü insan en çok içinde taşıdığını dışarıya döker.
Sürekli başkalarını konuşan biri, çoğu zaman kendi hayatından uzaklaşmıştır.
Sürekli başkalarının hatalarını, eksiklerini ve yanlışlarını anlatan biri, aslında kendi iç dünyasıyla baş başa kalmaktan kaçıyor olabilir.
Çünkü insanın dikkati neredeyse enerjisi de oradadır.
Kimi insanlar günlerini dedikoduyla geçirir.
Kim ne yaptı...
Kim ne dedi...
Kim neden ayrıldı...
Kim neden başarısız oldu...
Ve fark etmeden kendi hayatlarını yaşamaya ayırmaları gereken zamanı başkalarının hikâyelerine harcarlar.
Bazı insanlar ise sürekli kendilerinden bahseder.
Kendi başarılarından...
Kendi sorunlarından...
Kendi ihtiyaçlarından...
Dünyanın merkezinde yalnızca kendileri varmış gibi yaşarlar.
Oysa gerçek olgunluk, ne sürekli başkalarını konuşmakta ne de sürekli kendini anlatmaktadır.
Gerçek olgunluk, hayatı anlamaya çalışmaktadır.
Bir fikri...
Bir değeri...
Bir gelişimi...
Bir çözümü...
Bir hayali konuşabilmektedir.
Çünkü gelişen insanın zihni insanlarla değil, anlamlarla meşguldür.
Kimin ne yaptığıyla değil, kendisinin neye dönüştüğüyle ilgilenir.
Canım Kadın,
Bir süre sonra konuştuğun konular karakterinin aynasına dönüşür.
Sürekli şikâyet eden biri zamanla şikâyetin içinde yaşar.
Sürekli eleştiren biri zamanla huzurunu kaybeder.
Sürekli yargılayan biri zamanla sevgiyi kaybeder.
Ama öğrenen insan gelişir.
Üreten insan büyür.
Düşünen insan derinleşir.
Bu yüzden kendine şu soruyu sormanı istiyorum:
Gün içinde en çok neyi konuşuyorum?
İnsanları mı?
Olayları mı?
Yoksa fikirleri, hedefleri ve hayallerimi mi?
Çünkü zihnin hangi konuya odaklanıyorsa hayatın da yavaş yavaş o şekli almaya başlar.
Şimdi küçük bir egzersiz yapalım Canım Kadın.
Bir kâğıt al ve son bir haftada en çok konuştuğun konuları yaz.
İsimler mi var?
Şikâyetler mi var?
Yargılar mı var?
Yoksa hedefler, projeler, hayaller ve öğrenmek istediğin şeyler mi?
Sonra kendine şu soruyu sor:
"Konuşmalarım beni büyütüyor mu, yoksa aynı yerde tutuyor mu?"
Bu sorunun cevabı sana şu an bulunduğun yerden çok, gideceğin yeri gösterecektir.
Ve unutma Canım Kadın...
İnsan bazen sustuğu şeylerle büyür.
Daha az dedikodu, daha çok farkındalık...
Daha az yargı, daha çok anlayış...
Daha az insan konuşmak, daha çok hayat konuşmak...
Çünkü konuştuğun şey yalnızca neyle ilgilendiğini değil, kim olmaya dönüştüğünü de gösterir.
Bugün zihnini besleyen konular seç.
Seni büyüten sohbetler seç.
Ve enerjini, sana hiçbir şey katmayan konuşmalarda tüketme.
Bugün bu yazıyı ihtiyacı olan ya da sevdiğin bir kadına gönder.