Türkiye'de milyonlarca emeklinin merakla beklediği düzenleme, Türkiye Büyük Millet Meclisi
Plan ve Bütçe Komisyonu'nda kabul edildi. Buna göre en düşük emekli aylığının 20 bin liradan
23 bin 552 liraya çıkarılmasını öngören madde komisyondan geçti. Şimdi gözler TBMM Genel
Kurulu'na çevrildi. Düzenleme Genel Kurul'da da kabul edilip yasalaşırsa, yeni maaşlar
temmuz ayından itibaren emeklilerin hesaplarına yatacak.
Bu haber ilk bakışta milyonlarca emekli için sevindirici görünüyor. Çünkü son yıllarda hayat
pahalılığı, yüksek enflasyon ve artan yaşam maliyetleri nedeniyle emekliler geçim sıkıntısını
en fazla hisseden kesimlerin başında geliyor. Pazara çıkan da markete uğrayan da eczaneye
giden de cebindeki paranın her geçen gün biraz daha az şey satın alabildiğini görüyor.
Emekliler yıllarca çalışıp prim ödedi. Kimi fabrikalarda alın teri döktü, kimi tarlada emek
verdi, kimi memur olarak devletine hizmet etti. Şimdi ise en büyük beklentileri, emeklilik
dönemlerinde insanca yaşayabilecekleri bir gelire sahip olmak. Bu nedenle maaş artışları
sadece ekonomik değil, aynı zamanda sosyal bir konu olarak da değerlendiriliyor.
23 bin 552 liralık en düşük emekli aylığı, önceki tutara göre yaklaşık 3 bin 552 liralık bir artış
anlamına geliyor. Elbette bu artış küçümsenecek bir rakam değil. Özellikle düşük maaş alan
emekliler için aylık bütçeye önemli bir katkı sağlayabilir. Ancak asıl soru şu: Bu artış hayat
pahalılığı karşısında ne kadar yeterli olacak?
Bugün kiralar birçok şehirde emekli maaşını aşmış durumda. Büyük şehirlerde ortalama bir
ev kiralamak isteyen vatandaşın karşısına 20-30 bin lirayı bulan rakamlar çıkıyor. Elektrik, su,
doğal gaz faturaları her ay düzenli olarak ödenmek zorunda. Gıda fiyatları ise neredeyse her
hafta değişiyor. Et, süt, peynir, yağ, sebze ve meyve gibi temel ihtiyaç ürünleri aile bütçesini
zorlamaya devam ediyor.
Bir emekli için yaşam sadece mutfaktan ibaret değil. Sağlık harcamaları da önemli bir yük
oluşturuyor. İlaç katkı payları, özel hastane fark ücretleri, ulaşım giderleri ve diğer zorunlu
harcamalar düşünüldüğünde maaşın büyük bölümü daha ayın ilk günlerinde eriyip gidiyor.
Bu nedenle birçok emekli, yapılan zamların enflasyon karşısında kısa sürede etkisini
kaybettiğini düşünüyor. Maaş artışı cebe girmeden birçok ürünün fiyatı yeniden yükselince,
elde edilen kazanç büyük ölçüde eriyor. Vatandaşın en çok dile getirdiği sözlerden biri de
"Maaşa zam geliyor ama market fiyatları daha hızlı artıyor." oluyor.
Öte yandan devlet açısından da konu oldukça hassas. Türkiye'de emekli sayısı her geçen yıl
artıyor. Emeklilere yapılacak her maaş düzenlemesi bütçeye milyarlarca liralık ek yük
getiriyor. Devlet bir yandan vatandaşın alım gücünü korumaya çalışırken, diğer yandan kamu
maliyesindeki dengeyi gözetmek zorunda kalıyor. Bu nedenle emekli maaşlarına ilişkin
kararlar ekonomik olduğu kadar mali disiplin açısından da önem taşıyor.
Uzmanlar ise sadece maaş artışlarının tek başına kalıcı çözüm olmayacağını ifade ediyor. Asıl
önemli olanın enflasyonun kalıcı şekilde düşürülmesi olduğunu belirtiyorlar. Çünkü fiyat

artışları kontrol altına alınmadığı sürece maaşlara yapılan zamlar kısa süre içinde etkisini
yitiriyor. Enflasyon düştüğünde ise vatandaşın satın alma gücü daha uzun süre korunabiliyor.
Emeklilerin bir başka beklentisi de maaşlar arasındaki adaletin güçlendirilmesi. Uzun yıllar
yüksek prim ödeyenlerle daha düşük prim ödeyenler arasındaki farkın zaman içinde azalması,
bazı emekliler tarafından eleştiriliyor. Bu nedenle sosyal güvenlik sisteminde daha adil ve
sürdürülebilir bir yapının oluşturulması gerektiği yönünde görüşler dile getiriliyor.
Komisyondan geçen düzenleme yasalaşırsa milyonlarca emekli temmuz ayından itibaren
daha yüksek maaş alacak. Bu artış özellikle en düşük aylığı alan vatandaşlar için ekonomik
açıdan bir nebze rahatlama sağlayabilir. Ancak tek başına maaş artışı, hayat pahalılığı
sorununu tamamen ortadan kaldırmaya yetmeyecektir.
Türkiye'nin önünde hem emeklilerin yaşam standartlarını yükseltecek hem de ekonomik
dengeleri koruyacak uzun vadeli çözümler üretme görevi bulunuyor. Üretimin artması,
enflasyonun kalıcı olarak düşmesi, istihdamın güçlenmesi ve sosyal güvenlik sisteminin
sürdürülebilir hale gelmesi, emeklilerin geleceği açısından büyük önem taşıyor.
Sonuç olarak, en düşük emekli aylığının 23 bin 552 liraya çıkarılması önemli bir sosyal destek
adımıdır. Ancak emeklilerin gerçek anlamda rahat bir nefes alabilmesi için maaş artışlarının
yanı sıra fiyat istikrarının sağlanması, alım gücünün korunması ve ekonomik istikrarın
güçlendirilmesi gerekiyor. Emekliler sadece daha yüksek maaş değil, aynı zamanda
maaşlarının değerini koruyabildiği bir ekonomik ortam istiyor. Çünkü huzurlu bir emeklilik,
yalnızca cebe giren parayla değil, o paranın ne kadar alım gücüne sahip olduğuyla ölçülüyor.
ZAFER ÖZCİVAN
Ekonomist-Yazar
[email protected]