Bir otomobil düşünün. Direksiyonun başında bir kişi sağa çevirmeye çalışırken, yanındaki kişi
direksiyonu sola çeviriyor. Arkadaki biri frene basarken, öndeki gaza yükleniyor. Böyle bir
araç güvenli şekilde yol alabilir mi? Elbette hayır. Sonuçta araç ya yerinde sayar ya da
kontrolden çıkar.
Ekonomi de buna çok benzer. Bir ülkede ekonomiyi ilgilendiren kurumlar aynı hedef
doğrultusunda hareket etmiyorsa, biri başka yöne, diğeri başka yöne çekiyorsa istenilen
sonuçlara ulaşmak oldukça zorlaşır. Çünkü ekonomi sadece para basmak ya da vergi
toplamak değildir. Ekonomi; üretim, yatırım, istihdam, ihracat, eğitim, enerji, tarım ve sanayi
gibi birçok alanın birlikte uyum içinde çalışmasını gerektirir.
Vatandaşın cebini ilgilendiren her ekonomik gelişmenin arkasında onlarca kurumun aldığı
kararlar bulunur. Merkez bankası fiyat istikrarını sağlamaya çalışırken, başka bir kurum
harcamaları hızla artırıyorsa ya da başka bir kurum piyasayı bozacak uygulamalara
yöneliyorsa ekonomi kendi içinde çelişkiler yaşamaya başlar.
Örneğin bir taraftan enflasyonu düşürmek için faiz artırılıyor olabilir. Ama aynı dönemde
kamu harcamaları kontrolsüz şekilde artıyor, gereksiz teşvikler veriliyor veya piyasaya fazla
para sürülüyorsa uygulanan para politikasının etkisi zayıflar. Bir kurum fren yaparken diğer
kurum gaza basmış olur.
Benzer durum tarım politikalarında da görülebilir. Çiftçinin üretimini artıracak destekler
zamanında verilmezken, gıda fiyatlarını düşürmek için yalnızca ithalata ağırlık verilmesi uzun
vadede yerli üreticiyi zor durumda bırakabilir. Bugün fiyatlar geçici olarak düşse bile yarın
üretim azalacağı için fiyatlar yeniden yükselebilir.
Sanayi politikalarında da kurumlar arasında uyum büyük önem taşır. Sanayiciyi yatırım
yapmaya teşvik eden bir uygulama varken başka bir kurumun yüksek maliyet oluşturan
kararlar alması yatırım iştahını azaltabilir. İş insanı önünü göremezse yeni fabrika kurmak
yerine beklemeyi tercih eder.
Ekonomide güven, en az para kadar değerlidir. Vatandaş, yatırımcı ve üretici devlet
kurumlarının aynı hedefe yöneldiğini görmek ister. Çünkü belirsizlik arttığında herkes daha
temkinli davranmaya başlar. Şirketler yatırım kararlarını erteler, vatandaş harcamalarını
azaltır, yabancı yatırımcı ise başka ülkeleri tercih edebilir.
Farklı kurumların birbirinden kopuk hareket etmesi zaman kaybına da yol açar. Bir kurumun
aylarca uğraşarak elde ettiği olumlu sonuç, başka bir kurumun yanlış kararıyla kısa sürede
ortadan kalkabilir. Bu da hem kamu kaynaklarının boşa harcanmasına hem de ekonomide
verimsizliğin artmasına neden olur.
Bugünün ekonomisi ekip çalışması gerektiriyor. Nasıl ki bir futbol takımında kaleci başka
plan, orta saha başka plan, forvet başka plan uygulayamazsa devlet kurumlarının da ortak
hedef etrafında birleşmesi gerekir. Takım oyununda herkes aynı hedefe koşar. Ekonomide de
başarı ancak ortak akılla mümkündür.
Kurumlar arasındaki koordinasyon yalnızca büyük yatırımlar için değil, günlük hayat için de
önemlidir. Pazardaki sebze fiyatından kiralara, elektrik faturalarından kredi faizlerine kadar
pek çok gelişme kurumların uyumlu çalışmasıyla doğrudan ilişkilidir.
Bir ülkede maliye politikası, para politikası, sanayi politikası, tarım politikası ve ticaret
politikası birbirini desteklediğinde ekonomi daha güçlü hale gelir. Üretim artar, istihdam
büyür, enflasyonla mücadele kolaylaşır ve ekonomik büyüme daha sağlıklı bir zemine oturur.
Uzmanlar da sık sık "politika uyumu" kavramına dikkat çekiyor. Bunun anlamı, tüm
kurumların aynı hedef doğrultusunda hareket etmesidir. Enflasyon düşürülecekse herkes bu
hedefe katkı sağlayacak kararlar almalıdır. Üretim artırılacaksa tüm destekler bu amacı
güçlendirmelidir. İhracat büyütülecekse eğitimden ulaştırmaya kadar birçok alanda aynı
vizyon benimsenmelidir.
Elbette kurumların farklı görüşlere sahip olması doğaldır. Her kurum kendi uzmanlık
alanından değerlendirme yapar. Ancak önemli olan, karar alma sürecinde ortak bir yol
haritası oluşturabilmektir. Farklı fikirler zenginliktir; fakat uygulamada ortak hedef şarttır.
Sonuç olarak ekonomi, birbirinden bağımsız çalışan parçaların değil, uyum içinde hareket
eden kurumların başarısıyla güçlenir. Aynı hedefe yönelen kurumlar hem vatandaşın güvenini
artırır hem de yatırım ortamını iyileştirir. Böyle bir ortamda üretim büyür, iş imkanları artar,
fiyat istikrarı güçlenir ve ekonomik kalkınma daha sağlam temeller üzerine kurulur.
Kısacası ekonomide başarı, sadece doğru karar almakla değil, doğru kararların aynı anda ve
aynı yönde uygulanmasıyla mümkündür. Aynı hedefe odaklanan kurumlar ülkeyi ileri
taşırken, farklı yönlere çekilen bir ekonomik yapı ise hem zaman hem kaynak kaybettirir.
Güçlü ekonomi için en önemli şartlardan biri, kurumlar arasında sağlam koordinasyon ve
ortak hedef anlayışının kalıcı hale gelmesidir.
ZAFER ÖZCİVAN
Ekonomist-Yazar
[email protected]