Finansal piyasaların gelişmesi, yatırım araçlarının çeşitlenmesi ve tasarruf sahiplerinin farklı getiri
arayışlarına yönelmesi, yatırım fonlarını ekonominin önemli aktörlerinden biri hâline getiriyor. Ancak
fon piyasasının büyümesi, yalnızca yeni fonların kurulmasıyla değil, rekabetin adil koşullarda
yürütülmesi, düzenlemelerin öngörülebilir olması ve yatırımcı güveninin korunmasıyla mümkündür.
Sermaye Piyasası Kurulu'nun (SPK) fon rekabetine ilişkin uyum takvimini güncellemesi de bu açıdan
değerlendirilmelidir.
SPK'nın 26 Ekim 2026 tarihli düzenlemesiyle, Yatırım Fonlarına İlişkin Rehber'in 4.3'üncü maddesinde
yer alan kademeli uyum hükümleri kaldırıldı. Daha önce 31 Ekim ve 30 Kasım 2026 tarihlerinde ara
uyum aşamaları, 31 Aralık 2026 tarihinde ise tam uyum öngörülüyordu. Yeni düzenlemeyle portföy ve
yatırım sınırlamalarına tam ve nihai uyum için son tarih 31 Ocak 2027 olarak belirlendi. Böylece fon
yönetim şirketlerine hazırlıklarını tamamlamaları için ilave zaman tanınmış oldu.
Rekabetin zemini eşit olmalı
Fon piyasasında rekabetin sağlıklı işlemesi, benzer faaliyetlerde bulunan kuruluşların ortak kurallar
çerçevesinde hareket etmesine bağlıdır. Ancak her kuruluşun teknik altyapısı, insan kaynağı, portföy
yapısı ve operasyonel kapasitesi aynı değildir. Yeni düzenlemelere uyum sağlamak bazı kuruluşlar için
daha kolayken diğerleri açısından daha kapsamlı hazırlık gerektirebilir. Uyum süresinin güncellenmesi,
bu farklılıkların yönetilmesine yardımcı olabilir.
Bununla birlikte, ek süre verilmesini rekabet açısından kendiliğinden olumlu bir gelişme olarak
değerlendirmek doğru olmaz. Takvimin gereğinden fazla esnetilmesi, düzenlemelerin hedeflediği
dönüşümü geciktirebilir. Belirli kuruluşların fiilen avantaj elde etmesi de rekabetin eşitliği konusunda
soru işaretleri yaratabilir. Önemli olan, yeni takvimin bütün katılımcılar için açık, tutarlı ve
öngörülebilir biçimde uygulanmasıdır.
Portföy yönetiminde yeni hazırlık dönemi
Portföy ve yatırım sınırlamaları, fonların risklerinin kontrol altında tutulması ve yatırım stratejilerinin
belirli esaslara göre yürütülmesi bakımından önem taşır. Bu sınırlamalara uyum sağlamak, bazı
fonların varlık dağılımlarını yeniden değerlendirmesini ve yatırım kararlarını gözden geçirmesini
gerektirebilir.
Fon yöneticilerinin son tarihe kadar beklemek yerine gerekli hazırlıklara şimdiden başlaması bu
nedenle önemlidir. Çok sayıda fonun aynı dönemde benzer varlıklarda işlem yapması, piyasa
likiditesini ve fiyat oluşumunu etkileyebilir. Planlı hareket edilmesi, olası dalgalanmaların
azaltılmasına yardımcı olabilir. Uyum süreci yalnızca mevzuat gerekliliklerini yerine getirme işi değil,
aynı zamanda risk yönetimini güçlendirme fırsatı olarak görülmelidir.
Düzenlemenin bir başka boyutu da kamu kurumları ve iştiraklerinin para ve sermaye piyasası
araçlarına ilişkin istisnalarıdır. Rehberde bu istisnaları tanımlayan hükmün, ilgili tebliğdeki hükümler
saklı kalmak üzere kaldırılması, uygulamanın kapsamı ve tutarlılığı açısından ayrıca önem
taşımaktadır. Bu noktada piyasa katılımcılarının yürürlükteki mevzuatı dikkatle izlemesi gerekir.
Yatırımcı güveni rekabetin temelidir
Fon piyasalarının en değerli unsuru güvendir. Yatırımcılar fon seçerken yalnızca geçmiş getirileri değil;
risk düzeyini, yönetim kalitesini, maliyetleri, likidite koşullarını ve açıklanan bilgilerin güvenilirliğini de
değerlendirmelidir. Düzenlemelerdeki değişikliklerin zamanında ve anlaşılır biçimde duyurulması,
yatırım kararlarının sağlıklı verilmesine katkı sağlar.
Özellikle küçük tasarruf sahiplerinin doğru bilgiye erişimi büyük önem taşır. Büyük yatırımcılar
profesyonel danışmanlık ve çeşitlendirme imkânlarından daha fazla yararlanabilirken küçük
yatırımcılar çoğu zaman sınırlı bilgiyle karar vermek zorunda kalabilir. Bu nedenle rekabetin
geliştirilmesi, yalnızca fon şirketlerinin faaliyet alanını genişletmek anlamına gelmemeli; yatırımcıların
haklarını koruyan şeffaf bir piyasa yapısını da beraberinde getirmelidir.
Takvim değişir, sorumluluk değişmez
31 Ocak 2027 tarihi, fon sektörü açısından yeni bir hazırlık ve sorumluluk döneminin son sınırıdır. Fon
yönetim şirketleri bu süreyi operasyonel eksiklerini gidermek, portföylerini değerlendirmek ve risk
yönetimi sistemlerini güçlendirmek için kullanmalıdır. Düzenleyici kurumlar ise uygulamanın eşit
koşullarda yürütülmesini ve yatırımcıların yeterli bilgiye ulaşmasını sağlamalıdır.
Sonuç olarak, uyum takviminin güncellenmesi tek başına fon piyasasını daha rekabetçi hâle getirmez.
Asıl başarı, verilen sürenin verimli kullanılması ve düzenlemelerin amacına uygun biçimde
uygulanmasıyla ölçülecektir. Finansal piyasalarda kalıcı rekabet, kuralların gevşetilmesinden değil,
adil ve tutarlı uygulanmasından doğar. Çünkü güçlü bir fon piyasasının temelinde yalnızca yüksek
getiri beklentisi değil, güven, şeffaflık ve hesap verebilirlik vardır.
ZAFER ÖZCİVAN
Ekonomist-Yazar
[email protected]