Canım Kadın,

Hatırla...

Tek başına atlattığın o zorlu günleri...

Belki bir hastane köşesinde beklediğin o uzun saatleri...

Belki bir otogarda, elinde valizinle nereye ait olduğunu bilemeden oturduğun anları...

Belki bir deniz kenarında, dalgaların sesine karışsın diye gözyaşlarını içine akıttığın akşamları...

Ya da bir parkın bankında, kalabalıkların arasında yapayalnız hissettiğin o günleri...

Hatırla.

Nasıl atlattın?

Nasıl dayandın?

Nasıl nefes almaya devam ettin?

Nasıl yeniden ayağa kalktın?

Çünkü o günlerde senden başka kimse yoktu.

Kimse senin yerine o acıyı yaşamadı.

Kimse senin yerine o korkularla yüzleşmedi.

Kimse senin yerine geceleri yastığa başını koyduğunda zihninden geçenleri susturmadı.

Bunların hepsini sen yaptın.

Üstelik çoğu zaman bunu yaparken de kimseye yük olmamaya çalıştın.

Herkesin her derdine koşarken sen...

İçten içe ağladın.

Sakladığın gözyaşlarını hatırla.

Bir arkadaşın üzülmesin diye güçlü görünmeye çalıştığın günleri...

Ailen dağılmasın diye sustuğun zamanları...

Bir başkası kırılmasın diye kendi kalbini görmezden geldiğin anları...

Herkese yetişmeye çalışırken kendinden nasıl uzaklaştığını hatırla.

Çünkü birçok kadın fark etmeden aynı tuzağa düşüyor.

Kendini herkesin kurtarıcısı sanıyor.

"Ben olmazsam ne yapar?"

"Bu süreçte yalnız kalır."

"Bensiz ayakta duramaz."

"Ben destek olmazsam dağılır."

diye düşünüyor.

Ve zamanla başkalarının hayatını taşırken kendi hayatını yaşamayı unutuyor.

Oysa gerçek şu ki Canım Kadın;

İnsan sandığından çok daha güçlüdür.

Tıpkı senin güçlü olduğun gibi.

Sen o günlerde nasıl bir yol bulduysan...

Sen nasıl düştüğün yerden kalktıysan...

Sen nasıl karanlığın içinden geçip bugünlere geldiysen...

Başkaları da kendi yollarını bulabilir.

Başkaları da kendi gücünü keşfedebilir.

Başkaları da kendi yaralarını sarabilir.

Bunun anlamı sevgisiz olmak değildir.

Bunun anlamı umursamamak değildir.

Bunun anlamı insanları yalnız bırakmak hiç değildir.

Bunun anlamı, herkesin kendi hayatının sorumluluğunu taşımasına izin vermektir.

Çünkü bazen yardım etmek ile yük taşımak birbirine karışır.

Destek olmak ile kendini feda etmek birbirine karışır.

Sevmek ile kendini tüketmek birbirine karışır.

Ve kadın, ne zaman bu sınırı kaybederse, kendi enerjisini, sağlığını, huzurunu ve hatta kimliğini kaybetmeye başlar.

Canım Kadın,

Bugün kendine şu soruyu sor:

Ben gerçekten yardım mı ediyorum?

Yoksa birilerinin yükünü taşımayı görev mi sanıyorum?

Çünkü bazı insanlar sen onları taşıdığın için değil, kendi ayakları üzerinde durmayı öğrenebildikleri için güçlenirler.

Bugünün Farkındalık Egzersizi

Sessiz bir yere geç.

Gözlerini kapat.

Hayatında sürekli kurtarmaya çalıştığın bir kişiyi düşün.

Derin bir nefes al.

Ve içinden şu cümleyi yavaşça tekrar et:

"Onun gücüne güveniyorum. Onun kendi yolunu bulabileceğine inanıyorum. Onun hayatının sorumluluğunu sevgiyle ona geri bırakıyorum. Ben kendi hayatıma dönmeyi seçiyorum."

Bu cümleyi üç kez söyle.

Sonra bedeninde oluşan hafifliği fark et.

Çünkü bazen en büyük şifa, taşımayı bıraktığımız yüklerle gelir.

Ve unutma Canım Kadın...

Sen birilerinin yükünü taşımak için dünyaya gelmedin.

Sen de dinlenebilirsin.

Sen de yorulabilirsin.

Sen de yardım isteyebilirsin.

Sen de kendi hayatını yaşayabilirsin.

Belki de artık bırakman gereken şey insanlar değil;

Onları taşımak zorunda olduğuna dair o eski inançtır.

Kendine biraz daha yer aç.

Kendine biraz daha şefkat göster.

Ve bu kez herkese verdiğin emeğin birazını da kendine ver.

Çünkü sen de en az kurtarmaya çalıştığın insanlar kadar değerlisin.

Ve asla unutma...

Sen yaptıysan tek başına...

Sen atlattıysan iyi kötü o günleri yalnız başına...

Herkes yapabilir.

Bu kalsın aklında..

Bugün bu yazıyı ihtiyacı olan ya da sevdiğin de olabilir bir kadına gönder. Belki onun da duymaya ihtiyacı olan şey tam olarak budur.

Fatma Dayaüç