Canım Kadın,
Hayat boyunca birçok insan tanıyoruz.
Kimileri kalbimize dokunuyor, kimileri yara açıyor, kimileri ise bize çok değerli dersler bırakıyor.
Zamanla şunu fark ediyoruz; insanların söyledikleri kadar, davranışları da kim olduklarına dair izler taşıyor.
Çünkü karakter çoğu zaman büyük sözlerde değil, küçük davranışlarda kendini gösterir.
Örneğin bazı insanlar vardır; ilk tanıştığında sana fazlasıyla yakın gelirler. Sürekli iltifat eder, sürekli onaylar, sürekli iyi görünmeye çalışırlar. Oysa samimiyet ile aşırı nezaket arasında ince bir çizgi vardır. Gerçeklik çoğu zaman gösterişsizdir.
Bazı insanlar ise başkalarının başarılarını küçümsemeyi alışkanlık haline getirir. Sürekli eleştirir, sürekli kusur bulur, sürekli eksik ararlar. Çünkü kıskançlık çoğu zaman hayranlığın gölgesinde saklanan bir yetersizlik hissidir.
Ama bir de sessiz insanlar vardır.
Yaptığı iyiliği anlatmayan...
Yardım ederken alkış beklemeyen...
Varlığını hissettirip gölgesini büyütmeyen...
İşte asalet çoğu zaman sessizlikte saklıdır.
Cesur insanları da yanlış tanıyoruz bazen.
Cesur olmak korkusuz olmak değildir.
Cesur olmak; korktuğunu kabul edip yine de adım atabilmektir.
Titreyen dizlerle yürümeye devam edebilmektir.
Çünkü gerçek cesaret, korkunun yokluğu değil; korkuya rağmen hareket etmektir.
Bir insanın dünyasını anlamak istiyorsan konuştuğu konulara da bak.
Sürekli insanları konuşanlar vardır.
Dedikodu, eleştiri, kıyaslama...
Çünkü zihni sürekli dışarıdadır.
Ama bazı insanlar fikirlerden, hayallerden, projelerden ve gelişimden konuşur.
Onların dünyası başkalarının hayatı değil, kendi yolculuklarıdır.
Bilinçaltı çalışmalarında sıkça karşılaştığımız bir gerçek vardır:
İnsan en çok içinde taşıdığı şeyi dışarı yansıtır.
Suçlayan insanlar genellikle kendi yaralarıyla yüzleşmekten kaçanlardır.
Sürekli suçlu arayanlar çözüm üretmekte zorlanırlar.
Ama güçlü insanlar bilir ki hayat her zaman adil olmayabilir.
Yine de yük taşımak yerine bırakmayı seçerler.
Affetmek yapılanı onaylamak değildir.
Kendini o yükün altında ezilmekten kurtarmaktır.
Bilgelik de böyledir.
Gerçekten bilen insanlar her şeyi bildiklerini iddia etmezler.
Çünkü bilgi arttıkça insan ne kadar az şey bildiğini fark etmeye başlar.
Bu yüzden bilgeler konuşmaktan çok dinler.
Kanıtlamaktan çok gözlemler.
Ve ne zaman susacaklarını bilirler.
Bir de mutluluk meselesi var Canım Kadın...
Dikkat ettiysen gerçekten huzurlu insanlar başkalarının hayatlarını yönetmeye çalışmazlar.
Kim ne yaptı?
Kim ne giydi?
Kim kiminle?
Kim ne kazandı?
Bunlarla çok ilgilenmezler.
Çünkü kendi hayatlarını yaşamaktan meşguldürler.
Mutluluk çoğu zaman başkalarının hayatına bakmayı bıraktığında başlar.
Ama bu yazının en önemli kısmı şu:
İnsanları okumaya çalışırken kendini okumayı unutma.
Çünkü bazen dışarıda gördüğümüz şeyler, içimizdeki yaraların aynası olabilir.
Başkalarını anlamak güzeldir.
Ama kendini anlamak dönüşümdür.
Bugünün Farkındalık Egzersizi
Bir kağıt al ve şu soruları cevapla:
* İnsanlarda en çok neyi eleştiriyorum?
* İnsanlarda en çok neyi takdir ediyorum?
* Hangi davranışlar beni tetikliyor?
* Hangi özellikler bana ilham veriyor?
Sonra cevaplarına dikkatlice bak.
Çünkü çoğu zaman başkalarında gördüğün şeyler, kendi bilinçaltının sana gönderdiği mesajlardır.
Canım Kadın,
İnsanları tanımak hayatın bir parçasıdır.
Ama asıl yolculuk kendini tanımaktır.
Kalbini yormayan insanları seç.
Sana huzur veren ortamlarda kal.
Karakteri sözlerinden değil, davranışlarından oku.
Ve unutma...
İyi insanlar kusursuz değildir.
Ama tutarlıdırlar.
Güven verirler.
Yanında olduğunda kendin gibi hissettirirler.
Hayatına kimi alacağını seçerken sadece sana ne hissettirdiğine değil, sende neyi ortaya çıkardığına da bak.
Çünkü doğru insanlar seni küçültmez.
Kendi ışığını hatırlatırlar.
Bugün bu yazıyı ihtiyacı olduğunu düşündüğün ya da çok sevdiğin bir kadına gönder. Belki onun da insanları anlamaya çalışırken kendini yeniden hatırlamaya ihtiyacı vardır.