İzmir Barosu’ndan Valiliğe: Varsayım üzerine haklar kısıtlanamaz

İzmir Barosu, halkın toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı ile ifade özgürlüğünü kullanabilmesi önünde engel oluşturduğu gerekçesiyle, İzmir Valiliği’nin, 19.08.2019 tarih ve 95035699-210.01.-E.42965 sayılı yazısı ile alınan, 19.08.2019 tarihinden itibaren 10 gün süre ile İzmir ili genelinde açık alanda gerçekleşebilecek yürüyüş, basın açıklaması, oturma eylemi, stant açma, çadır kurma, bildiri dağıtma, protesto gibi eylem ve etkinliklerin yasaklanmasına dair kararının iptaline ilişkin dava açtı.

İzmir Barosu’ndan Valiliğe: Varsayım üzerine haklar kısıtlanamaz
22 Ağustos 2019 Perşembe 10:39

İzmir Barosu tarafından İzmir Nöbetçi İdare Mahkemesi’ne sunulan iptal talepli dilekçede, 19.08.2019 tarihinde, Diyarbakır, Mardin ve Van Büyükşehir Belediye Başkanlarının, İçişleri Bakanlığı kararı ile görevlerinden alınması ve yerlerine kayyum atanması sonrasında yapılmak istenen protestoların, Valilik kararıyla yapılamadığı ifade edilerek, toplantı ve ifade özgürlüğüne ilişkin ulusal ve uluslararası mevzuat hatırlatıldı.

Kabul edilemez

Her ne kadar Valilik kararında, yasaklama gerekçesi olarak  birtakım şiddet içerikli eylemlerin gerçekleşebileceği ihtimalinden söz edilmişse de, bunun somut bir dayanağı olmadığı ifade edilen dilekçede “Bir varsayım üzerine, somut olgulara dayanmayan gerekçelerle, özgürlüklerin kullanılmasının kısıtlanması kabul edilemez. Doğma ihtimali bulunan bir riskin önlenmesi için özgürlüklerin kullanımının kısıtlanması yerine, gerekli ve yeterli tedbirlerin alınması, kamu otoritelerinin görevidir. Bu görevi yerine getirememelerinin sorumluluğunu da kişilere yüklemeleri mümkün değildir” denildi.

Somut delile dayanmıyor

İdari işlemin “sebep” unsuru bakımından hukuka aykırı olduğu ifade edilen dilekçede, yasaklama kararının gerekçesinin herhangi bir somut delile dayanmadığı, birçok olasılıktan bahsedilse de, hiçbiri için bir delil sunulamadığı dile getirildi.

İzmir Barosu dilekçesinde, kurulan idari işlemin kamu yararı gözetmediğini, tam aksine, kamu yararına karşı ihdas edildiğini ifade ederek, idarenin görevinin Anayasaca güvence altına alınan etkinlikleri yasaklamak değil, bu etkinliklerin gerçekleşmesini güvence altına almak için kamusal yetkiyi kullanmak olduğunu hatırlattı.

Gerekçelendirmek zorunda

10 günlük süreyle, bütün İzmir genelinde bir yasaklama kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğunun dile getirildiği dilekçede, “Valilik, eğer kamu açısından bir sorun teşkil ettiğini düşünüyorsa, her toplantı ve gösteri yürüyüşü için ayrı ayrı ve gerekçeleriyle birlikte karar vermek zorundadır” denildi.

Dilekçesinde, Valiliğin 10 gün süreyle ülkenin en kalabalık üçüncü şehri olan İzmir’in genelinde bir yasaklama kararı vererek, insanların toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkını ve dolayısı ile ifade özgürlüğünü kullanmalarını engellediğini dile getiren İzmir Barosu, kararın yürütmesinin durdurulması  talebinde de bulundu.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.