Facebook’taki Örenliler grubunda Ören’le ilgili bir anımı paylaştım.
Hani, “Bir söyle, bin ah işit” derler ya…
Aynen öyle oldu.
Benim yıllar önce hayran kaldığım, masmavi denizi, doğal güzellikleri ve düzenli gelişimiyle insanı kendine bağlayan o güzelim Ören, bakın ne hale gelmiş!
Paylaştığım, “Milas, Ören ve CHP’deki bölünme” başlıklı yazımın altına öyle yorumlar geldi ki, bazılarını sizlerle paylaşmadan edemedim.
Üstelik bu kez sözü ben değil, Ören’de yaşayan, Ören’i bilen insanlar söylüyor.
Ömer Dik ve Burhan Şapçı’nın yorumunu olduğu gibi, hiçbir imla hatasına dahi dokunmadan paylaşıyorum:
Burhan Şapçı:
“Ben 3 yıl önce 6 ay oturdum Ören’de.Yeni açılan benzinliğin yanında. Benzinliğin önden asfalt yola giriş çıkışını kapattılar arka taraftan toprak yoldan gelip giden araçların tozundan eşyalarımız mahvoldu, biz nefes alamaz olduk,15-20 metre yeri asfalt yapmadılar. Eşimi 5-6 yerinden arı soktu,saat 11 gibi fenalaştı,yakınımızdaki sağlık ocağının ve bitişiğindeki lojmanın zillerine bastık kimse bakmadı, ambulans lojmanın önündeydi. Milas’a gitmek zorunda kaldık. İnternet bağlatamadık, hiç bir kargo gelmiyor. Taşındık,çok sevdiğimiz halde..”
Ömür Dik:
“Gerçekten o cennet güzel ören unutuldu yazı kışı diye bir şey yok hiç bir yatırım yok denildiği gibi kanalizasyon denildi 2025 bitecek 2027 üç ay kaldı daha 100/50 tamamlanmış yollar kazıldı toz toprak ,en yakın hastane 1 saatlik insanlar kalp krizinden ölüyor, işin kötüsü sağlık ocağında kırık bir adet tekerlekli sandalye var,neresinden tutsanız elinizde kalıyor. Sosyal aktive deseniz hak getire çocukların oyun parkı bile yok ,vergilerimiz ödüyoruz hizmet bekliyoruz.Hastane ,yol,kapalı düğün salonu, çocuklarımıza oyun parkı,kışın sosyalesebilecegimiz mekân istiyoruz insanca yaşamak istiyoruz .Menteşe belediyesi her gün bir mahallesinde aktive yapıyor biz de istiyoruz.Yaziniz için de ayrıca teşekkür ederim”
İşte mesele tam da burada…
Bu iki yorum, aslında Ören’de yaşanan sıkıntıların küçük bir özeti gibi.
Elbette vatandaşın iktidardan beklediği hizmetler var.
Sağlık hizmetleri başta olmak üzere devletin sorumluluğunda olan konuların takipçisi olmak gerekir.
Ama…
Ören’de yalnızca merkezi hükümetten beklenen hizmetler konuşulmuyor.
Milas Belediyesi’nden beklenen hizmetler konusunda da ciddi şikâyetler var.
Yol…
Kanalizasyon…
Sosyal alan…
Çocuk parkı…
Sağlık hizmetlerine ulaşım…
Kışın yaşam…
Ve daha neler neler…
Bir turizm beldesi düşünün.
Denizi muhteşem.
Doğası muhteşem.
İnsanları güzel.
Ama insanlar artık “Burada nasıl daha güzel yaşarız?” diye değil, “Buradan nasıl gideriz?” diye düşünmeye başlıyorsa, durup bir dakika düşünmek gerekiyor.
Ören’den kaçış başladıysa, bunun nedenlerini konuşmanın zamanı gelmiştir.
Yıl 2026…
Ve hala Ören’de insanların en temel belediye hizmetlerinden birini beklediğini okuyorsak, burada bir sorun var demektir.
Kanalizasyon gibi bir beldenin olmazsa olmazı olan bir hizmet yıllardır tamamlanmayı bekliyorsa, vatandaşın sormaya hakkı var:
“Biz ne zaman hizmet alacağız?”
Benim derdim bağcıyı dövmek hiç değil…
Ben üzüm yemek istiyorum.
Çünkü Ören bizim.
Milas’ın…
Muğla’nın…
Ege’nin…
Türkiye’nin en güzel beldelerinden biri.
Ören’in kaderine terk edilmesini, insanların birer birer buradan uzaklaşmasını istemiyorum.
O yüzden buradan açıkça çağrı yapıyorum:
Sağlık Bakanlığı’na…
Milas Belediyesi’ne…
Muğla Büyükşehir Belediyesi’ne…
Ören’i bir kez daha görün.
Sadece yazın değil…
Kışın da görün.
Sahile bakmayın sadece.
Arka sokaklara girin.
Vatandaşın evine, mahallesine, yoluna, sağlık ocağına kulak verin.
Ve sevgili Milas Belediye Başkanı Sayın Fevzi Topuz…
Bir gün programınızı biraz değiştirin.
Ören’e gidin.
Vatandaşın karşısına oturun.
Onları dinleyin.
İnanın…
İnsanların sizden istediği belki de öyle büyük şeyler değil.
Bir yol…
Bir sağlık hizmeti…
Bir kanalizasyon…
Bir çocuk parkı…
Bir sosyal alan…
Ve en önemlisi:
“Biz de bu ülkenin, bu ilçenin, bu güzel beldenin insanıyız” diyebilmek…
Ören bunu hak ediyor.
Çünkü Ören, sadece bir turizm beldesi değil.
Ören, insanların yaşamak için seçtiği bir cennet.
Cennetlerin kaderi ise kendi haline bırakılmak değil, korunmak ve güzelleştirilmektir.
Yoksa bir gün geriye dönüp baktığımızda…
“Bir zamanlar Ören diye bir cennet vardı” demek zorunda kalırız.