09 Eylül 2025 tarihinde açıklanan, 2026-2028 dönemini kapsayan Orta Vadeli Program’ın (OVP) basın duyurusunda, programın temel amaçları ve bu temel amaçlar doğrultusunda Türkiye'nin dengeli, sürdürülebilir ve kapsayıcı büyüme hedeflerine ulaşması için ön koşul olan yapısal değişiklikleri hayata geçirecek temel politika alanları belirtilmiştir.
Bu politikalardan makroekonomik ve finansal istikrarın kalıcı hale getirilmesi ile ilgili düşüncelerimi geçen haftaki yazımda paylaşmıştım.
Bu hafta ise,
1) Araştırma-geliştirme ve yenilik kapasitesinin artırılması,
2) Yeşil ve dijital dönüşüm odaklı teknolojik gelişimin desteklenmesi konularındaki görüşlerimi aktaracağım.
Araştırma-Geliştirme ve Yenilik Kapasitesinin Artırılması:
Bu konu, ülkemizin çözmesi gereken temel sorunların başında gelmektedir. Yaratıcı çalışmaların yeni uygulamalar ortaya çıkarması, böylece katma değeri yüksek ürünlerin üretilmesi; mevcut ürünleri geliştirilmiş, iyileştirilmiş mal ve hizmetlere dönüştürülmesi gerçekten çok önemlidir.
Ancak, bunun gerçekleştirilmesi için:
Üniversitelerin özerk olması,
Kamu ve özellikle özel sektörün önünü görüp araştırma ve geliştirme (Ar-Ge) harcamalarına ayırdığı payları artırması,
Bu kurumlardaki kadroların liyakatli kişilerden oluşması,
Bu bağlamda üniversite ile özel ve kamu sektör işbirliğinin geliştirilmesi,
TÜBİTAK’ın bu konudaki çalışmalarını yoğunlaştırması gerekmektedir.
Yurt dışındaki araştırma üniversiteleriyle Türkiye’de ortak programlar ve projeler geliştirerek; kimya, ilaç- tıbbi cihaz, makine, elektronik, tekstil, mobilya, gıda, tarım gibi alanlarında yatırım ve üretimi teşvik etmek yerinde olacaktır.
İkinci Dünya Savaşı öncesi, Hitler Almanyası’ndan kaçan birçok bilim insanının modern Türkiye’nin kurulmasında çok büyük katkılarda olmuştur.
Diğer taraftan, Türk öğrencilerin yurtdışında eğitim görmeleri de teşvik edilmelidir. Örneğin, Çinli öğrenciler Amerika Birleşik Devletleri, İngiltere, Kanada ve Avustralya gibi ülkeleri tercih ederek özellikle Bilim, Teknoloji, Mühendislik ve Matematik alanlarında eğitim almaktadır. Yurt dışında eğitim gören öğrencilerin önemli bir kısmı, eğitimlerini tamamladıktan sonra Çin hükümeti tarafından ülkeye geri dönmeleri için teşvik edilmekte ve edindikleri bilgi ve deneyimleri ulusal kalkınmaya katkı sağlamak için kullanmaktadır.
Atatürk, birçok Türk gencini eğitim için yurt dışına göndermemiş miydi?
Türkiye’de 2023 yılında gayri safi yurt içi Ar-Ge harcamaları, GSYİH’nin %1,32 iken Avro Bölgesi’nde bu oran %2,25’dir. Örneğin İsveç’te % 3,57’dir. Daha da dikkat çekici olan, 1950 yılında işgal altında olduğu için asker gönderdiğimiz Güney Kore’de bu oran %4,9’dur.
Yeşil ve Dijital Dönüşüm Odaklı Teknolojik Gelişimin Desteklenmesi:
Ormanlarını yangından koruyamayan,
Yangınların söndürülmesi için yeterli uçak, helikopter ve teçhizata sahip olmayan,
Arazilerini çağın gereklerine uygun sulama yöntemleri ile sulamayan,
Yörenin iklimine uygun bitki yetiştirilmesini teşvik edemeyen,
Tarımda üretim yerine ithalatı önceleyen,
Yenilenebilir enerji kapasitesini yeterince geliştiremeyen,
Endüstride atık oluşumunu azaltmayan,
Nehirleri, gölleri ve yer altı sularını hızla kirleten ve kurutan,
Akıllı binaları geçtik, yeterince depreme dayanıklı binalar bile üretemeyen bir ülkede yeşil dönüşüm nasıl gerçekleşecektir?
Dijital dönüşüm, firma ve kurumların maliyetlerin düşürüp, işlemlerine hız kazandırdığı için mutlaka tam anlamıyla gerçekleştirilmesi gereken ve ertelenmesi için hiçbir bir neden bulunmayan bir dönüşümdür.
Tüm bunların sağlanabilmesi;
Eğitimde ve üretimde teknolojinin devlet eliyle desteklenmesi şarttır.
Bunun için laboratuvarları ve zengin kütüphaneleri olan özerk üniversiteler,
Bağımsız devlet ve özel sektör kurumları,
Bu kurumlarda istihdam edilecek liyakatli çalışanlar ile planlama olmazsa olmazdır.