Urla Demircili Koyu’daki çevre katliamına yol açacak gemi sökümünü protesto için yapılan eylemlere katılanlara teşekkür ederek başlayayım…
Çünkü bazı teşekkürler, bu kentin vicdanının hala ayakta olduğunu gösterir.
Urla Belediye Başkanı Selçuk Balkan’a,
AK Parti İzmir Milletvekili Şebnem Bursalı Aksoy’a,
AK Parti İzmir Milletvekili Mahmut Atila Kaya’ya,
CHP Urla İlçe Başkanı Bahri Yalaz’a,
CHP Urla Örgütü’ne,
CHP İzmir Milletvekilleri Ednan Aslan ve Deniz Yücel’e,
İYİ Parti Urla Örgütü’ne,
sivil toplum kuruluşlarına
ve o koyu kaderine terk etmeyen tüm Urlalılara…
Yürekten teşekkür ederim.
Çünkü sizler, sadece bir koyu değil; çocuklarınızın geleceğini, bir vicdanı savunuyorsunuz.
Ama…
Aynı güçlü cümlelerle bir kınama da gerekiyor.
AK Parti Urla İlçe Başkanı Selim Kalemci ve teşkilatı…
Siz bu hikâyenin neresindesiniz?
Urla’da değil misiniz?
Demircili Koyu’nu katledecek gemiyi hiç görmediniz mi?
Yoksa görmezden gelmeyi mi tercih ettiniz?
Demircili Koyu bugün sadece bir koy değil; bir sınavdır.
Ve siz o sınava girmemeyi seçtiniz.
“Gökbey” isimli hurda gemi… Sessizce, izinsizce o cennet koyun bağrına çekildi.
Şimdi sökülmek isteniyor.
Yani…
Denizin ortasında bir çevre kumarı oynanıyor.
Ama bu kumarda kaybedecek olan sadece doğa değil; Urla’nın geleceği.
Bakın…
Ankara’dan fırsat bulduğu her an Urla’ya gelen bir isim var:
AK Parti İzmir Milletvekili Şebnem Bursalı Aksoy
Meclis’teki yoğun tempoya rağmen geliyor, o geminin dibine kadar gidiyor,
“Bu çevre kirletilemez. Buna izin veremeyiz. Urla halkının yanındayım” diye haykırıyor.
Peki yanında kim var?
Koskoca Urla AK Parti Teşkilatı’ndan…
Sadece bir meclis üyesi Ümit Aslan.
Her Pazar tüm Urla halkı Demircili Koyu’nda toplanıp, “Çevreyi, denizimizi kirletmeyiz…” diye haykırıyor.
Aralarında AK Parti Urla İlçe Teşkilatı’ndan tek bir kişi yok. Bu teşkilatta Urlalı yok mu diye merak ediyor insan.
Bu tabloyu tarih not eder.
Buradan açık açık soruyorum:
Sayın Selim Kalemci…
Demircili Koyu zehirlenirse mutlu mu olacaksınız?
Yoksa hesabınız şu mu: “Bırakalım zarar görsün… CHP ve protestoya katılanlar başarısız olsun, deniz kirlensin, doğa mahvolsun seçimde biz kazanırız”?
Eğer buysa…
Buna siyaset denmez.
Buna Pirus zaferi denir.
Pirus Zaferi gibi…
Kazanırsınız ama geriye kazanacak, yaşanacak bir yer kalmaz.
Urla sıradan bir ilçe değil.
Doğasıyla, deniziyle, temizliğiyle Türkiye’nin parlayan yıldızı.
Ve bugün o yıldızın üstüne bir hurda geminin gölgesi düşmüş durumda.
Tüm ilçe ayağa kalkmışken, siz hala susuyorsanız…
Bu sessizlik tarafsızlık değildir.
Bu sessizlik, tercihtir.
Şunu herkes bilsin:
Urla hepimizin.
Bu mesele CHP meselesi değil,
AK Parti meselesi değil,
İYİ Parti meselesi de değil…
Bu mesele,
“çocuklarımıza nasıl bir çevre, nasıl bir dünya ve deniz bırakacağız” meselesidir.
Ve son söz:
Bir koyu savunmak,
bir ilçeyi savunmaktır.
Bir ilçeyi savunmak,
bir geleceği savunmaktır.
O yüzden…
Demircili Koyu’nda tutulan o pazar nöbetleri, sadece bir eylem değil; bir onur meselesidir.
Kim bu onurun yanında durduysa teşekkürler.
Kim durmadıysa…
Merak etmeyin tarih onları da yazacak.