Menderes’te sandıktan yalnızca bir başkanvekili çıkmadı.
Bir siyasi yönetim anlayışı da sandığa gömüldü.
Ve şimdi herkes birbirine bakıyor sorumlu arıyor, mazeret üretiyor.
Oysa bakılması gereken yer belli: Ayna!
17 Ağustos 2026’da Menderes Belediye Başkanvekilliği seçimi, CHP ve YENİ Parti açısından tam anlamıyla bir siyasi beceriksizlik ve kriz yönetimi sınavına dönüştü.
Ve maalesef sınıfta kalanlar sadece adaylar değildi.
İl başkanlıkları da sınıfta kaldı.
Çünkü ellerinde tutabilecekleri bir belediye başkanlığını, rakiplerine adeta kendi elleriyle teslim ettiler.
RAKAMLAR HER ŞEYİ SÖYLÜYOR
İlk turda AK Parti adayı Asuman Şen 12 oy aldı.
YENİ Parti adayı Barış Gürsoy 10, CHP adayı Mehmet Ali Akar 5 oyda kaldı.
Bir bağımsız aday da 1 oy aldı.
Daha ilk turda ortaya çıkan tablo şuydu:
CHP ile YENİ Parti aynı hedefe yürümüyordu.
Oysa karşılarında 11 kişilik Cumhur İttifakı bloğu vardı.
CHP’nin 6, YENİ Parti’nin 9 üyesi bulunuyordu.
Toplam 15!
Cumhur İttifakı’nın 11 oyuna karşılık, CHP ile YENİ Parti’nin elinde 15 kişilik bir güç vardı.
Ama o 15, tek bir siyasi akla dönüşemedi.
Sonuç?
15’in gücü 10’a düştü.
11’in gücü ise 12’ye çıktı.
İşte siyasi başarısızlığın matematiksel özeti budur.
İkinci turda tablo daha da karıştı.
AK Parti 10, YENİ Parti 9, CHP 5 oy aldı.
Ardından CHP grubu salonu terk etti.
Gerekçe geçersiz oy tartışmasıydı.
Peki ya siyasi sonuç?
Salon boşaltılırken Menderes’in başkanvekilliği de rakibe doğru yürüyordu.
SALONU TERK ETMEK NEDİR?
Elbette haksızlık olduğunu düşündüğünüz bir durum varsa tepki göstereceksiniz.
Elbette itiraz edeceksiniz.
Ama siyaset, yalnızca tepki verme sanatı değildir.
Siyaset aynı zamanda kriz anında masada kalabilme, rakibin hamlesini okuyabilme ve elinizdeki gücü sonuna kadar kullanabilme sanatıdır.
CHP salonu terk etti.
Sonra geri döndü.
Bu arada üçüncü tur yapıldı.
Asuman Şen 13, Barış Gürsoy 10 oy aldı.
Dördüncü turda ise Asuman Şen 15, Barış Gürsoy 12 oyl aldı.
Ve Menderes Belediyesi AK Parti yönetimine geçti.
Şimdi soruyorum:
Bu sonuç bir başarı mıdır?
Elbette AK Parti açısından başarıdır.
Ama CHP ve YENİ Parti açısından?
Bunun adı siyasi hezimet değil de nedir?
SAYGILI VE ŞAHİN'İ KUTLUYORUM
Burada AK Parti İzmir İl Başkanı Bilal Saygılı ile MHP İzmir İl Başkanı Veysel Şahin’e hakkını teslim etmek gerekir.
Çünkü ellerinde 11 kişilik bir güç vardı.
Karşılarında ise 15 kişilik bir potansiyel vardı.
Ama onlar 11’i korumakla yetinmediler.
15’e ulaştılar.
Siyasette sonuç önemlidir.
Hele yerel siyasette sonuç, çoğu zaman bütün mazeretleri susturur.
Saygılı ve Şahin’i, azınlıktaki meclis güçlerini büyütüp başkanvekilliğini kazandıkları için kutlamak gerekir.
Üstelik bunu rakiplerinin kendi içindeki dağınıklığını çok iyi değerlendirerek yaptılar.
Bu, siyasetin ta kendisidir.
GÜMRÜKÇÜ VE GÜN NE YAPTI?
İşte asıl soru burada.
CHP İzmir İl Başkanı Utku Gümrükçü ile YENİ Parti İzmir İl Başkanı Çağatay Güç, Menderes krizini yönetebildiler mi?
Hayır!
Hem de hiç iyi yönetemediler.
Daha vahimi, birbirleriyle ortaklaşmak yerine seçim sonrasında birbirlerini suçlayan açıklamalar yaptılar.
Gümrükçü, Kılıçdaroğlu’nun YENİ Parti adayının desteklenmesini istediğini açıkladı.
YENİ Parti İl Başkanı Çağatay Güç ise CHP ile AK Parti arasında anlaşma yapıldığı iddiasını ortaya attı.
CHP ise böyle bir anlaşma olmadığını savundu.
Ortada ise koskoca bir gerçek duruyor:
Başkanlık gitti!
Siyasette bazen bir koltuğu kaybetmekten daha ağır bir şey vardır.
Koltuk sizin elinizdeyken, rakibinizin kazanmasına seyirci kalmak.
Menderes’te yaşanan tam olarak budur.
Siyaset mazeret üretme yarışması değildir.
Sorumluluk alma mesleğidir.
İl başkanları, işler yolundayken fotoğraf vermek için değil, işler karıştığında düğümü çözmek için vardır.
BİR FOTOĞRAF BİN SÖZDEN GÜÇLÜDÜR
Seçimin ardından CHP’li Meclis Üyesi Harun Bila’nın AK Parti Menderes İlçe Başkanlığı’na giderek Asuman Şen’i kutlaması ve AK Parti İzmir İl Başkanı Bilal Saygılı ile fotoğraf vermesi de elbette siyaseten tartışılacaktır.
Bu fotoğraf tek başına bir “anlaşma”nın kanıtı değildir.
Bunu açıkça söylemek gerekir.
Ancak siyasi açıdan çok güçlü bir görüntüdür.
Çünkü CHP ve YENİ Parti birbirini suçlarken, kazanan tarafın yanında CHP’li bir meclis üyesinin fotoğraf vermesi kamuoyunun sorularını daha da büyütür.
O halde yapılması gereken bellidir:
Kim, hangi turda kime oy verdi?
Kim kiminle görüştü?
Salondan çıkıldıktan sonra hangi temaslar yapıldı?
CHP neden geri döndü?
Dördüncü turda AK Parti’nin 15 oya nasıl ulaştığı nasıl açıklanacak?
Bunların hepsinin kamuoyuna açıkça anlatılması gerekir.
ŞİMDİ SÖZ İSTİFA MAKAMINDA
Mesele artık bir koltuk meselesi değildir.
Mesele siyasi sorumluluk meselesidir.
CHP İzmir İl Başkanı Utku Gümrükçü ile YENİ Parti İzmir İl Başkanı Çağatay Güç, ellerindeki 15 kişilik potansiyeli siyasi bir sonuca dönüştürememiştir.
Üstelik rakipleri 11 kişilik güçle gelip başkanlığı almıştır.
Bunun siyasi literatürde bir karşılığı vardır:
Başarısızlık!
Başarısızlığın da demokratik siyasette bir sonucu olmalıdır.
İstifa!
Çünkü il başkanlığı sadece makam değildir.
İl başkanlığı, gerektiğinde bedel ödeme makamıdır.
Başarılı olduğunuzda “Ben yaptım” diyorsanız, başarısız olduğunuzda da “Ben sorumluyum” diyebilmelisiniz.
Menderes’te başkanlık kaybedilmiştir.
Ve son söz…
AK Parti ile MHP, tam bir seçim ve demokrasi dersi verdiler CHP ve YENİ Parti'ye.
Azınlıkta oldukları mecliste çoğunluğu sağlayacak siyasi zemini buldular ve seçimi kazandılar.
Bilal Saygılı ve Veysel Şahin’i kutluyorum.
Ama CHP ve YENİ Parti’ye bir çift sözüm var:
Siyasette bazen rakibiniz sizi yenmez.
Siz kendi kalenizi boş bırakırsınız, rakibiniz gelir golü atar.
Menderes’te olan tam da budur.
Ve artık kimse “Neden kaybettik?” diye birbirini suçlamasın.
Önce aynaya baksın.
Çünkü Menderes’te kaybedilen yalnızca bir başkanvekilliği değildir.
Kaybedilen, yönetme becerisine duyulan güvendir.
Bu nedenle Utku Gümrükçü de Çağatay Güç de, siyasi sorumluluğun gereğini yerine getirip istifayı ciddi biçimde düşünmelidir.
Çünkü halkın karşısına çıkıp mazeret anlatmak kolaydır.
Asıl siyasi cesaret, “Bu sonuç benim sorumluluğumdur” diyebilmektir.