Bazı organizasyonlar vardır...
Program biter, fotoğraflar çekilir, herkes evine döner ve birkaç gün sonra unutulur.
Bir de öyle organizasyonlar vardır ki insanın zihninde değil, yüreğinde iz bırakır.
İzmir Konyalılar Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Aydoğan'ın hayata geçirdiği "İzmir-Konya Gönül Köprüsü Projesi" işte tam da böyle bir çalışma oldu.
Konya'ya sadece bir gezi yapmadık.
Aslında birbirimizi tanımaya gittik.
İzmir'den gelen sivil toplum kuruluşlarının başkanları, hemşehri derneklerinin temsilcileri ve meslek hayatlarında iz bırakmış gazeteciler olarak aynı sofraya oturduk, aynı şehirde dolaştık, aynı duyguları paylaştık.
Ve bir kez daha gördük ki...
Bu ülkenin en büyük zenginliği ne tarihi eserleri, ne ovaları ne de dağlarıdır.
Asıl zenginliği insanıdır.
Bu projenin bende bıraktığı en unutulmaz an ise ikinci gün yaşandı.
Bir folklor gösterisi izliyorduk.
Sahneye birbirinden pırıl pırıl genç kızlarımız çıktı.
Konya'nın meşhur Kaşık Havası başladı.
Derken Başkan Mehmet Aydoğan da ekibe katıldı.
Elindeki kaşıkları öylesine ustalıkla kullanıyor, öylesine doğal oynuyordu ki gözümü ayıramadım.
O an kendi kendime şunu söyledim:
"İşte bu projenin özeti burada."
Çünkü kültür sadece müzelerde sergilenen bir miras değildir.
Kültür; birlikte oynamaktır, birlikte gülmektir, birbirinin türküsünü söylemek, oyununu öğrenmek, sevincini paylaşmaktır.
Anadolu'nun bir ucundaki insanın diğer ucundaki insanın kültürünü sahiplenmesidir.
Bir çift kaşığın çıkardığı ritim bazen yüzlerce konuşmadan daha anlamlı olabilir.
O gün Konya'da kendimi yabancı hissetmedim.
Aksine yıllardır orada yaşıyormuş gibi hissettim.
Çünkü samimiyet vardı.
Çünkü içtenlik vardı.
Çünkü gönüller arasında kurulan köprü, şehirler arasındaki kilometreleri çoktan ortadan kaldırmıştı.
Bugün toplum olarak en fazla ihtiyaç duyduğumuz şey de tam olarak budur.
Birbirimizi dinlemek...
Birbirimizi tanımak...
Önyargılar yerine dostluklar kurmak...
Şehirleri yarıştırmak yerine kültürleri buluşturmak...
Çünkü kardeşlik, sloganlarla değil; aynı sofrayı paylaşınca, aynı ezgiye eşlik edince, aynı oyunda aynı ritimde buluşunca güçleniyor.
Belki de bu yüzden bu projenin adı çok anlamlıydı:
Gönül Köprüsü...
Çünkü gerçek köprüler betonla değil, sevgiyle kurulur.
Bu anlamlı projeyi hayata geçirerek sadece İzmir ile Konya arasında değil, gönüller arasında da kalıcı bir bağ kurulmasına öncülük eden Mehmet Aydoğan'a teşekkür etmek gerekiyor.
Dilerim bu güzel örnek yalnızca iki şehir arasında kalmaz.
Türkiye'nin dört bir yanında insanlar birbirlerinin kültürünü tanımaya, birbirlerinin türküsünü söylemeye, birbirlerinin sevincini paylaşmaya devam eder.
Çünkü bu ülkenin en büyük gücü, farklılıklarımız değil; o farklılıkları aynı gönülde buluşturabilme becerisidir.