BİR TARİHİ KENTİN ÜSTÜNE ÜÇ BEŞ KURUŞ KAZANMAK İÇİN YAPILAN İHANET.

İzmir'in Aliağa ilçesinde, Nemrut Limanı yakınlarında bulunan Kyme Antik Kenti, Batı Anadolu'nun en önemli Aiol yerleşimlerinden biridir. Antik kaynaklarda Aiolis'in önde gelen kentlerinden biri olarak anılan Kyme'nin kuruluşu, Yunanistan anakarasından Batı Anadolu'ya gerçekleştiği kabul edilen Aiol göçleriyle ilişkilendirilmektedir.

Antik yazarların aktardığı geleneksel tarihlendirmeye göre Aioller, MÖ 1120-1050 yılları arasında, özellikle Thessalia (Teselya) ve Boiotia (Boiotya) bölgelerinden hareket ederek Kuzeybatı Anadolu'ya ulaşmıştır. Bu göç hareketi, Troya Savaşı sonrasındaki nüfus hareketleri ve Miken uygarlığının çöküşünü izleyen Erken Demir Çağı'nın toplumsal değişimleriyle ilişkilendirilir.

1. Aiol göçlerinin Anadolu'ya ulaşması

Aioller, Antik Yunan dünyasının önemli topluluklarından biriydi. Thessalia ve Boiotia'nın yanı sıra Lokris ve Yunanistan'ın başka bölgelerinden gelen farklı toplulukların da bu göç hareketine katıldığına ilişkin antik anlatılar bulunmaktadır.

Göçlerin ardından Aiol topluluklarının yerleştiği coğrafya, zamanla Aiolis adıyla anılmaya başladı. Bu bölge genel olarak:

  • Kuzeyde ve iç kesimlerde Troas'ın güneyine uzanan alanları,

  • Gediz (Hermos) Nehri çevresini,

  • Bakırçay (Kaikos) havzasını,

  • Çandarlı Körfezi ve çevresini,

  • Midilli (Lesbos) Adası'nı kapsıyordu.

Aiol yerleşimleri yalnızca Anadolu kıyılarıyla sınırlı kalmadı. Midilli ve Tenedos (Bozcaada) gibi adalar da Aiol kültürünün yayıldığı önemli merkezler arasında yer aldı.

ResearchGate+2

2. Kyme'nin kuruluşu ve bölgedeki ilk yerleşimler

Strabon'un aktardığı bilgilere göre Aiollerin Anadolu'ya geçişinde Kyme çevresi önemli bir konuma sahipti. Bölgeye gelen Aiol toplulukları, burada yaşayan yerli halklarla karşılaştı. Antik kaynaklarda bu toplulukların başında Pelasglar gösterilmektedir.

Pelasgların özellikle Larisa (Larissa) çevresinde yaşadığı aktarılır. Aiol toplulukları, Larisa üzerinde hâkimiyet kurmadan önce Neonteikhos adı verilen bir kule yerleşimi oluşturdu. Bu yerleşim, bölgedeki askerî ve stratejik mücadelede önemli bir aşama olarak değerlendirilir.

Neonteikhos üzerinden sağlanan hâkimiyetin ardından Aiollerin Kyme kentini kurduğu anlatılır. Böylece Kyme, Kuzey Ege kıyılarında Aiol varlığının önemli merkezlerinden biri hâline geldi.

3. Kyme'nin kurucuları ve kuruluş tarihi

Kyme'nin kuruluşuna ilişkin antik anlatılarda Orestes'in soyundan gelen Aiol liderlerinin önemli rol oynadığı belirtilir. Agamemnon'un oğlu Orestes'in soyundan gelen Penthilos ve onun ardından gelen yöneticiler, Aiol göçlerinin öncüleri arasında gösterilir.

Bazı geleneklerde Kyme'nin kuruluşunda Kleuas (Clevas) ve Maleas (Maleus) isimli Aiol liderlerinden söz edilir. Bu kişilerin Lokris bölgesindeki Phrikonis Dağı ile bağlantılı oldukları aktarılır. Kentin bir diğer adı olan Kyme Phrikonis de bu gelenekle ilişkilendirilir.

Kyme'nin kuruluş tarihi konusunda Bizans tarihçisi Eusebios'un verdiği MÖ 1120 tarihi dikkat çekmektedir. Ancak bu tarih, arkeolojik bulgularla kesin biçimde doğrulanmış değildir.

4. Kyme, Aiol kentlerinin en büyüklerinden biriydi

Antik coğrafyacı Strabon (MÖ 64-MS 24), Kyme'yi Aiol kentlerinin en büyüğü olarak tanımlar.

Strabon'un anlatımında Kyme, Midilli Adası ile birlikte yaklaşık otuz Aiol kentinin metropolisi, yani önemli merkezlerinden biri olarak gösterilir. Bu durum kentin yalnızca yerel bir yerleşim olmadığını, aynı zamanda çevresindeki Aiol toplulukları üzerinde ekonomik, siyasi ve kültürel etkisi bulunduğunu ortaya koymaktadır.

Kent, özellikle şu özellikleriyle öne çıkmıştır:

  • Ticaret: Ege Denizi'ne açılan konumu sayesinde deniz ticaretinde önemli bir merkez olmuştur.

  • Liman: Çandarlı Körfezi'ne yakınlığı, deniz ulaşımı ve ticaret açısından avantaj sağlamıştır.

  • Siyasi güç: Çevresindeki Aiol yerleşimleriyle ilişkileri sayesinde bölgesel bir merkez konumuna yükselmiştir.

  • Kültürel etki: Aiol dünyasının dil, gelenek ve inançlarının geliştiği önemli yerleşimlerden biri olmuştur.

5. Kyme isminin kökeni ve Amazon efsanesi

Kyme'nin isminin kökeni konusunda mitolojik bir anlatı da bulunmaktadır. Antik gelenekte kentin adının, Amazonlar arasında gösterilen Kyme isimli kadın savaşçıdan geldiğine inanılır.

Amazon Kyme'nin kentin kurucusu olduğu yönündeki anlatı, antik dünyanın kuruluş mitolojisiyle bağlantılıdır. Kentte bulunan arkeolojik eserlerde Amazon figürlerinin sıklıkla tasvir edilmesi de bu mitolojik geleneğin Kyme'nin yerel kimliğinde önemli bir yer tuttuğunu göstermektedir.

Bununla birlikte Amazon Kyme'nin tarihsel bir kişi olduğu kanıtlanmış değildir. Bu anlatı, kentin kuruluşuna ilişkin mitolojik gelenek kapsamında değerlendirilmelidir.

6. Arkeolojik bulgular kuruluş tarihini doğruluyor mu?

Kyme'nin tarihsel geçmişine ilişkin en önemli tartışmalardan biri, antik kaynaklarda verilen kuruluş tarihi ile arkeolojik bulgular arasındaki farklılıktır.

Antik yazarlar kentin kuruluşunu MÖ 12. yüzyılın sonları ile MÖ 11. yüzyılın ortalarına kadar götürürken, bugüne kadar gerçekleştirilen arkeolojik araştırmalarda MÖ 8. yüzyıldan daha eskiye kesin olarak tarihlendirilebilen somut bulgular ortaya konulamamıştır.

Bu nedenle iki farklı tarihsel yaklaşım bulunmaktadır:

  • Antik kaynakların yaklaşımı: Kyme, Aiol göçleri sırasında, yaklaşık MÖ 1120'de kurulmuştur.

  • Arkeolojik yaklaşım: Kentin MÖ 8. yüzyıldan önceki varlığı henüz yeterli arkeolojik kanıtlarla doğrulanamamıştır.

2008 yılında Hesperia dergisinde yayımlanan ve Aiol göçlerini inceleyen akademik araştırmada da bu konu ele alınmıştır. Araştırma, antik kaynakların anlattığı geniş çaplı ve tek seferlik göç hareketlerinin arkeolojik kayıtlarla doğrulanamadığını, Aiol kimliğinin ve göç anlatılarının tarihsel süreç içerisinde şekillenmiş olabileceğini vurgulamaktadır.

7. Kyme'nin Batı Anadolu tarihindeki önemi

Kyme, Aiol yerleşimlerinin gelişmesinde oynadığı rol nedeniyle Batı Anadolu'nun antik dönem tarihinin önemli merkezlerinden biri olarak kabul edilmektedir.

Kentin bulunduğu coğrafya, Ege Denizi ile Anadolu'nun iç kesimleri arasında bağlantı kurulmasını sağlamıştır. Bakırçay havzası ve Çandarlı Körfezi çevresindeki konumu, Kyme'nin ticari ve stratejik önemini artırmıştır.

Kent, ilerleyen dönemlerde Pers, Helenistik ve Roma egemenlikleri altında varlığını sürdürmüştür. Antik dönemin farklı evrelerinde ekonomik ve kültürel faaliyetlerini devam ettiren Kyme, özellikle Aiol uygarlığının Batı Anadolu'daki izlerini taşıyan önemli arkeolojik alanlardan biri olmuştur.

Sonuç olarak: Kyme Antik Kenti'nin kuruluşu, geleneksel tarih anlatımında MÖ 1120'lere, yani yaklaşık 3 bin 100 yıl öncesine dayandırılmaktadır. Ancak bu tarihin antik kaynaklardan aktarılan bir kuruluş geleneği olduğu, arkeolojik verilerin ise şimdilik MÖ 8. yüzyıldan öncesini kesin biçimde doğrulamadığı göz önünde bulundurulmalıdır.

Başlıca kaynaklar ve ileri okuma:

  1. Aliağa Belediyesi – Kyme'nin Konumu ve Tarihçesi

  2. Hesperia – Separating Fact from Fiction in the Aiolian Migration (2008)

  3. Creating History and Identity in Asia Minor: The Case of Aeolian Kyme