Canım Kadın,

“Hiçlik” kelimesini duyduğumuzda bazen aklımıza yokluk, değersizlik ya da hiçbir şey olmamak geliyor.

Oysa hiçlik, kendini yok saymak değildir.

Belki de tam tersine, yıllardır “ben böyle olmalıyım”, “her şeyi kontrol etmeliyim”, “herkese kendimi kanıtlamalıyım” diyerek üzerine aldığın kimlikleri biraz olsun bırakabilmektir.

Çünkü insan bazen kendisi olmaktan çok, kendisi hakkında oluşturduğu hikâyeyi taşımaktan yorulur.

Güçlü olmalıyım.

Başarılı olmalıyım.

Herkes beni sevmeli.

Her şeyi ben halletmeliyim.

Kimseye muhtaç olmamalıyım.

Yanılmamalıyım.

İşte bazen hiçlik, bütün bu “olmalıyım”ların arasından sessizce çıkıp şunu söyleyebilmektir:

“Ben sadece benim.”

Tasavvufta hiçlik düşüncesi de insanın kendisini mutlak merkeze koymaktan uzaklaşmasıyla ilişkilendirilir. Bu, değersizleşmek değil; insanın kendi sınırlılığını fark ederek Allah’ın karşısındaki yerini hatırlamasıdır.

Belki de huzurun bir kısmı burada saklıdır.

Her şeyi bilmek zorunda olmadığını kabul etmekte.

Her şeyi kontrol edemeyeceğini kabullenmekte.

Her soruya hemen cevap bulmak zorunda olmadığını fark etmekte.

Ve bazı şeyleri Rabbine bırakabilmekte…

Canım Kadın,

Bazen hayatımızı o kadar çok yönetmeye çalışıyoruz ki yaşamayı unutuyoruz.

Bir şey olacak mı?

Ne zaman olacak?

Beni neden aramadı?

İnsanlar benim hakkımda ne düşünüyor?

Doğru kararı mı verdim?

Ya olmazsa?

Zihin sürekli cevap ararken insan kendi içindeki sessizliği duyamıyor.

Hiçlik belki de o sessizliğe biraz alan açmaktır.

Bir süre hiçbir şeyi düzeltmeye çalışmadan oturabilmek.

Kendini açıklamadan var olabilmek.

Bir şey başarmadan da değerli olduğunu hissedebilmek.

KÜÇÜK BİR HİÇLİK EGZERSİZİ

Bugün 10 dakika boyunca hiçbir şeyi çözmeye çalışma.

Telefonunu bir kenara bırak.

Sessiz bir yere otur ve sadece nefesini fark et.

Sonra kendine şu üç soruyu sor:

“Şu anda neyi kontrol etmeye çalışıyorum?”

“Bıraksam gerçekten ne olur?”

“Bunu Rabbime bırakmaya hazır mıyım?”

Aklına gelen cevapları değiştirmeye çalışma.

Sadece fark et.

Sonra birkaç derin nefes al ve içinden şunu söyle:

“Her şeyi bilmek zorunda değilim. Her şeyi kontrol etmek zorunda değilim. Ben üzerime düşeni yapar, gerisini Rabbime bırakabilirim.”

Canım Kadın,

Hiçlik, hayatın içinde görünmez olmak değildir.

Daha az değerli olmak hiç değildir.

Kendinden vazgeçmek hiç değildir.

Belki de hiçlik; kendini dünyanın merkezine koyma zorunluluğundan özgürleşmektir.

Her şeyi kendi gücünle taşımaya çalışmak yerine, gücünün yetmediği yerde durabilmektir.

Ve bazen insan, “Ben her şeyi hallederim” dediği yerden değil, “Benim de sınırlarım var” diyebildiği yerden iyileşmeye başlar.

Bugün kendinden hiçbir şey istemeden birkaç dakika geçir.

Ne daha güzel ol.

Ne daha güçlü ol.

Ne daha başarılı ol.

Sadece ol.

Çünkü belki de uzun zamandır ihtiyacın olan şey kendini yeniden inşa etmek değil; üzerine fazladan yüklediğin kimlikleri biraz olsun bırakmaktır.

Canım Kadın,

Sen yalnızca yaptıklarından, başardıklarından, sahip olduklarından ibaret değilsin.

Bazen hiçbir şey yapmadan da varsın.

Ve belki gerçek huzur, bunu gerçekten hissettiğin gün biraz daha yaklaşır.

Bugün kendine şunu hatırlat:

“Ben her şeyi kontrol etmek zorunda değilim. Ben her şeyi taşımak zorunda değilim. Üzerime düşeni yaparım, gerisini Rabbime bırakırım.”

Bazen insan kendini bulmak için daha fazlasına değil, biraz daha azına ihtiyaç duyar.

Biraz daha az kontrol.

Biraz daha az ispat.

Biraz daha az “olmalıyım”.

Ve biraz daha çok teslimiyet.

Bugün bu yazıyı ihtiyacı olan ya da sevdiğin bir kadına da gönder. Belki onun da bir süre hiçbir şey olmak zorunda kalmadan sadece kendisi olarak nefes almaya ihtiyacı vardır.