Canım Kadın,

Hiç ortada belirgin bir neden yokken içinin sıkıştığı, bir ortamda huzursuz olduğun ya da “Burada bir şey var ama ne olduğunu bilmiyorum” dediğin oldu mu?

Bazen zihnimiz henüz ne olduğunu anlamadan bedenimiz bir şeyleri fark eder.

Kalbin hızlanır.
Miden düğümlenir.
Nefesin değişir.
Omuzların gerilir.
İçinde bir huzursuzluk belirir.

İşte bedeninin içinden gelen bu sinyalleri fark etme ve anlamlandırma becerisine interosepsiyon denir.

Bedenimiz yalnızca dış dünyadan gelenleri algılamaz. İçeride olup bitenleri de sürekli takip eder.

Kalp atışımızı, nefesimizi, açlık ve tokluk halimizi, gerginliğimizi, sıcaklığımızı ve daha birçok bedensel durumu beynimizle birlikte değerlendiririz.

Bu yüzden bazen “İçimden bir ses bana git diyor” dediğimizde, aslında bedenimizin verdiği sinyalleri henüz kelimelere dökemiyor olabiliriz.

Ama burada önemli bir ayrım var:

Bedeninden gelen her sinyal kesin olarak gerçeği göstermez.

Geçmiş deneyimlerin, kaygıların, korkuların ve alışkanlıkların da beden duyumlarını etkileyebilir.

Yani mesele, her hissettiğine sorgusuzca inanmak değil.

Hissettiğini fark etmek ve ona merakla bakmak.

Canım Kadın,

Belki de yıllardır başkalarının ne hissettiğini anlamaya çalışırken kendi bedeninin ne söylediğini duymayı unuttun.

Birinin yüzündeki ifadeyi okudun.
Ses tonunu takip ettin.
Onu kırmamak için kendi ihtiyacını erteledin.

Peki ya sen?

Bedenin ne söylüyor?

KÜÇÜK BİR BEDEN FARKINDALIĞI EGZERSİZİ

Bugün birkaç dakika sessizce otur.

Gözlerini kapat ve bedenini baştan aşağı fark etmeye çalış.

Nefesim nasıl?

Kalbimde ne hissediyorum?

Karnım rahat mı, gergin mi?

Omuzlarım nasıl?

Bedenimin herhangi bir yerinde belirgin bir sıkışma var mı?

Sonra kendine yalnızca şu soruyu sor:

“Şu anda bedenim benden neye ihtiyaç duyuyor?”

Hemen cevap bulmaya çalışma.

Sadece dinle.

Çünkü bazen bedenin sana bir kararın cevabını değil, önce kendi ihtiyacını hatırlatır.

Canım Kadın,

Kendini tanımak yalnızca düşüncelerini bilmek değildir.

Bedenini de tanımaktır.

Neyin seni gerdiğini, neyin rahatlattığını, hangi ortamda kapandığını, hangi insanların yanında kendin gibi nefes alabildiğini fark etmektir.

Ama unutma; bedenini dinlemek, tıbbi belirtileri görmezden gelmek anlamına gelmez. Süregelen veya açıklanamayan fiziksel bir belirti varsa onu yalnızca “bedenimin mesajı” diye yorumlamak yerine bir sağlık profesyoneline danışmak gerekir.

Kendine dön.

Zihninin gürültüsünün içinde bedeninin sessiz dilini de duymayı öğren.

Çünkü bazen kendimize ulaşmanın yolu daha fazla düşünmekten değil, bir an durup gerçekten ne hissettiğimizi fark etmekten geçer.

Ve belki de “içimden bir ses geliyor” dediğin o anlarda kendine soracağın en güzel soru şudur:

“Bu ses bana ne yapmam gerektiğini mi söylüyor, yoksa önce kendimi duymamı mı istiyor?”

Bugün bu yazıyı ihtiyacı olan ya da sevdiğin bir kadına gönder. Belki onun da bir süredir duyduğu ama anlamlandıramadığı o iç sesi, bugün biraz daha yakından dinlemeye ihtiyacı vardır.