Canım Kadın,
Bazen yıllarca sustuğun bir şey, bir gün öfke olarak karşına çıkar.
“Ben neden bu kadar sinirliyim?” dersin.
Oysa belki de mesele öfkeli olman değildir.
Belki ilk kez kendini duymaya başlamışsındır.
Çünkü insan uzun süre başkalarını kırmamak, sorun çıkarmamak, güçlü görünmek ya da sadece hayatta kalmak için kendi ihtiyaçlarını geri plana attığında, bazı duyguların üzerini örter.
“Boş ver.”
“Şimdi sırası değil.”
“Büyütmeyeyim.”
“Ben hallederim.”
“Onun da bir nedeni vardır.”
Derken yıllar geçer.
Ve bir gün fark edersin ki başkalarının sınırlarına gösterdiğin anlayışı, kendi sınırlarına hiç göstermemişsin.
İşte farkındalık bazen çok konforlu bir yerden gelmez.
Önceden tolere ettiğin şeyler artık seni rahatsız etmeye başlar. Eskiden sustuğun bir söz canını yakar. Sürekli verdiğin bir ilişkide artık tükenirsin.
Ve içinden bir ses yükselir:
“Artık yeter.”
Canım Kadın,
Bu noktada öfkeni düşmanın gibi görme.
Öfke çoğu zaman bir sınırın aşıldığını, bir ihtiyacın uzun süre görülmediğini ya da kendinden fazla uzaklaştığını fark ettiren bir duygu olabilir.
Ama öfkeyi bastırmak kadar, onunla hareket etmek de çözüm değildir.
Mesele öfkeni yok etmek değil.
Onu dinleyip ne anlatmaya çalıştığını anlamaktır.
Çünkü öfkenin altında bazen kırgınlık vardır.
Bazen değersiz hissetmek.
Bazen çaresizlik.
Bazen yıllardır söylenememiş bir “hayır”.
Bazen de kendine defalarca verdiğin ama tutmadığın sözlerin ağırlığı.
KÜÇÜK BİR EGZERSİZ
Bugün seni öfkelendiren bir olayı düşün.
Hemen karşı tarafı suçlamadan kendine şu üç soruyu sor:
“Burada benim hangi sınırım aşıldı?”
“Ben aslında ne söylemek istiyordum ama söylemedim?”
“Bugün aynı durum tekrar yaşansa kendimi korumak için neyi farklı yapabilirim?”
Cevaplarını sansürlemeden yaz.
Sonra kendine şunu söyle:
“Duygumu kabul ediyorum. Ama davranışımı ben seçiyorum.”
Çünkü güç, öfkelenmemekte değil; öfkelendiğinde kendini kaybetmeden ne yapacağını seçebilmektedir.
Canım Kadın,
Belki de iyileşmenin bazı dönemlerinde daha hassas, daha tepkili ya da daha farkında hissedeceksin.
Bu, geriye gittiğin anlamına gelmez.
Bazen insan yıllarca taşıdığı yükü fark ettiğinde, önce onun ağırlığını hisseder.
Ama unutma; fark ettiğin şeyi dönüştürme ihtimalin vardır.
Kendini susturarak değil, kendini anlayarak.
Öfkene yön ver.
Sınırına sahip çık.
İhtiyacını duy.
Ve en önemlisi, kendini korumak için başkalarına zarar vermek zorunda olmadığını öğren.
Çünkü gerçek dönüşüm, “Ben artık hiç öfkelenmeyeceğim” demek değildir.
“Ben artık kendimi yok saymayacağım” diyebilmektir.
Bugün kendine dön Canım Kadın.
Belki de yıllardır seni rahatsız eden o ses, seni yıkmaya değil; seni kendine geri çağırmaya çalışıyordur.
Bugün bu yazıyı ihtiyacı olan ya da sevdiğin bir kadına gönder. Belki onun da kendi sesini yeniden duymaya ihtiyacı vardır.