Bazen bir şehri tanımak için yıllarca yaşamanıza gerek yoktur.
İki gün bile yeter…
Yeter ki gözünüz görsün, aklınız sorgulasın, vicdanınız da gördüğünü yazabilecek cesarete sahip olsun.
İzmir Konyalılar Federasyonu Başkanı Mehmet Aydoğan'ın uzun yıllardır hayalini kurduğu "İzmir-Konya Gönül Köprüsü Projesi", Konya Büyükşehir Belediyesi'nin desteğiyle hayata geçirildi. Proje kapsamında İzmir'den 50 sivil toplum kuruluşu federasyon başkanı ve 32 gazeteciyle birlikte iki gün boyunca Konya'yı ve bazı ilçelerini gezme, yapılan hizmetleri yerinde inceleme fırsatı bulduk.
Doğal olarak her gördüğümü, yaşadığım şehir olan İzmir ile kıyasladım.
Ve gördüm ki...
Bir kent düzenliyse, insanı da düzene uyuyor.
Bir kent temizse, insanı da temiz tutuyor.
Temizlik yalnızca belediyenin işi değildir.
Vatandaş da yaşadığı şehre sahip çıkıyorsa o kent gerçekten temiz kalabiliyor.
Konya bunun en güzel örneklerinden biri.
Parklar pırıl pırıl...
Caddeler tertemiz...
Yeşil alanlar bakımlı...
İnsanlar çöpünü yere atmıyor.
Biz ise İzmir'de her gün aynı manzarayı görüyoruz.
Büyükşehir Belediyesi ekipleri ellerinde süpürgeyle, faraşla sokakları temizliyor. Daha ekip birkaç adım ilerlemeden aynı yerlere yeniden çöpler atılıyor.
Sonra da "Belediye çalışmıyor" deniliyor.
Hayır...
Şehir sadece belediyenin değil, hepimizin.
Temizlemek belediyenin görevidir.
Temiz tutmak ise vatandaşın.
Bu konuda İzmirliler alınmasın ama Konya'dan öğreneceğimiz çok şey var.
Konya'nın en dikkat çekici yönlerinden biri de planlı büyümesi.
Susuzluk sıkıntısı yaşayan bir şehir olmasına rağmen her taraf yemyeşil parklarla donatılmış.
Yollar geniş...
En dar ana arter bile üç gidiş, üç geliş.
Ne kaldırım işgali var...
Ne ikinci sıra park eden araçlar...
Ne de yolu kendi malı gibi kullanan sürücüler.
Yollar araçların...
Kaldırımlar yayaların.
Bu kadar basit.
Ama biz bunu hâlâ başaramıyoruz.
Bir başka ayrıntı...
Belki de en çok ihtiyaç duyulan yerlerden biri olan umumi tuvaletler.
Şehrin birçok noktasında ücretsiz.
Üstelik tertemiz.
Tuvalet arama derdi yok.
Bulduğunuzda "Acaba temiz mi?" endişesi yok.
Çıkarken para isteyen de yok.
İnsan odaklı belediyecilik tam da budur.
Konya adeta dev bir şantiye.
Bir tarafta tramvay hatları...
Bir tarafta köprülü kavşaklar...
Diğer tarafta altyapı çalışmaları...
Ama bütün bu çalışmaların önündeki tabelalarda dikkatimi çeken çok önemli bir ayrıntı vardı.
Sadece şu yazıyordu:
"Konya Büyükşehir Belediyesi."
Ne belediye başkanının fotoğrafı...
Ne adı...
Ne de "Ben yaptım" anlayışı...
İşte gerçek belediyecilik tam da burada başlıyor.
Gezimizin son gününde aynı zamanda Dünya Belediyeler Birliği Başkanı olan Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay ile bir araya geldik.
Konya'nın başarısının sırrını tek cümlede anlattı:
"Konya yıllardır aynı anlayışla yönetiliyor. Görev değişince yeni gelen, öncekinin yaptıklarını yıkmıyor; üzerine yenilerini koyuyor. İsim ya da fotoğraf kullanmamamız da normal. Bu bizim görevimiz. Hizmeti ben değil, ekip olarak hepimiz yapıyoruz."
İşte bu söz...
Sadece not alınacak değil...
Çerçeveletilip belediye binalarına asılacak kadar değerli.
Çünkü bizde ne yazık ki seçimden sonra ilk yapılan iş çoğu zaman hizmet üretmek değil, önceki dönemin izlerini silmek oluyor.
Müdürler değişiyor...
Projeler rafa kalkıyor...
Başlanmış işler durduruluyor...
Sonra da yıllar kaybediliyor.
Oysa şehirler siyasi hesaplaşmaların değil, ortak aklın eseridir.
Gezi boyunca Konya için yapılan övgüler zaman zaman fazlasıyla abartıldı.
Hatta ben bile rahatsız oldum.
Ama Başkan Altay'ın verdiği cevap, tevazunun nasıl olması gerektiğini gösterdi.
"İnanın bu kadar iltifatı Konyalı hemşerilerimden bile almadım."
İşte gerçek özgüven budur.
Gösterişe ihtiyaç duymaz.
Ayrılırken Başkan Altay'a şunu söyledim:

"Sayın Başkan...
Belediyecilik konusunda size verebileceğim bir tavsiye yok.
Ama İzmir'e döndüğümde bizim belediye başkanlarına vereceğim çok tavsiye olacak."
Bugün o sözümü tutuyorum.
Konya çok uzak değil.
Biz trenle gittik.
Uzun sürdü.
Ama özel araçla beş-altı saatte ulaşılabiliyor.
Gidin...
Görün...
İnceleyin...
Sorun...
Öğrenin...
Bir şehrin insan hayatını nasıl kolaylaştırabileceğini yerinde görün.
Emin olun, bakış açınız değişecektir.
Ben de çok sevdiğim İzmirlilere aynı tavsiyeyi yapıyorum.
Konya'yı görün.
Orada insanların şehirlerine nasıl sahip çıktıklarını kendi gözlerinizle görün.
Belki o zaman hep birlikte şu gerçeği daha iyi anlarız:
Şehirleri sadece belediyeler güzelleştirmez.
Şehirleri, o şehirde yaşayan insanlar da güzelleştirir.
Son olarak, böylesine anlamlı bir projeyi hayata geçirerek İzmir ile Konya arasında gerçek bir gönül köprüsü kuran değerli dostum İzmir Konyalılar Federasyonu Başkanı Mehmet Aydoğan'a gönülden teşekkür ediyorum.

Bugün en çok ihtiyaç duyduğumuz şey; kutuplaşma değil, kardeşlik...
Ötekileştirme değil, dayanışma...
İşte bu proje tam da bunun adıdır.
Ayrıca Konya'da bizleri misafir değil, kardeş gibi karşılayan herkese, emeği geçen tüm belediye çalışanlarına ve Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay'a da içten teşekkürlerimi sunuyorum.
Çünkü bazı şehirlerden sadece güzel anılarla dönmezsiniz.
Bazı şehirlerden, alınması gereken derslerle dönersiniz.
Ve bana göre Konya, o şehirlerden biri.
