Türkiye’de uzun zamandır konuşulan bir konudur orta gelir tuzağı. Bir ekonomide kişi başı gelirinbelli bir seviyeye ulaştıktan sonra orada sıkışıp kalmasına orta gelir tuzağı denir. Yani, kişi başı ortalama gelir seviyesinin belli aşamadan sonra bir üst seviyeye çıkamamasıdır.Örneğin Türkiye’deortalama kişi başına düşen dolar bazındaki gelir, 10.000,00 ile 15.000,00 dolarlardadır.Türkiye maalesef senelerdirbu gelir seviyelerinde sıkışıp kalmıştır.
Şimdi deson zamanlarda yabancı raporlarındaorta enflasyon tuzağından söz edilmektedir. 2026 yılından itibaren de Türkiye’nin karşılaşacağı risklerden biri olarak gösterilmektedir.Orta enflasyon tuzağı, %200 enflasyon oranına ulaşmamakla birlikte ekonomide uzun yıllar yüksek seviyede enflasyon içinde yaşanması ve bir türlü tek haneli rakamlara inilmemesi halidir.
Türkiye, enflasyonu T.C.M.B. verilerine göre2021 yılında %36,08, 2022 yılında %64,27, 2023’de % 64,77 ve 2024 yılında %44,38 oranları arasında dolaşan,hiper enflasyona da koşmayan, ancak aşağıya da inmeyen, bulunduğu yerlerde emekleyen uzunca bir süre bu enflasyon patikasınısürdüren orta enflasyon tuzağında olan bir ülkedir. Enflasyon sorununu çözemeyen bir ülkede ne gelişmiş bir tarım, ne enerji, ne sanayileşme, ne eğitim ne de bir adaletli vergi politikası olur.
Zira orta enflasyon tuzağına yapışmış olan ülkemizdeHazine ve Maliye Bakanlığı ile T.C.M.B.’nin en önemli önceliği enflasyonu düşürmek olduğundan, ülkenin diğer alanlardaki rehabilitasyon ve kalkınma politikaları ikinci planda kalmaktadır. Oysa, fiyat istikrarı sağlanmış olsaydı ekonomideki diğer problemler daha rahat çözülecekti.
Maliye politikalarının para politikasını desteklememesi, hukuk alanında yaşanan aksaklıklar ve politik risklerin yanında kredi büyümelerinin yavaşlatılmaması, hane halkının enflasyon beklentisi, canlı olan talep enflasyonunu beslemeye devam edecek ve riskli politik ortamda yatırım ve üretiminin artmamasıbeklenen dezenflasyonist ortama ulaşılmasını engelleyecektir.
Diğer taraftan toplumun (iş insanı, akademisyen ve halk) birinciönceliği enflasyonun düşmesi değildir.Halk içintemel mesele gelirinin enflasyon oranında artıp hayatı idame ettirmesi,İş insanları içinise satış gelirinin enflasyon oranının üzerinde artmasıdır. Bu yüzdentoplumun enflasyonun indirilmesi yönünde hükümete çok yoğun baskısının olmadığını söyleyebiliriz.
Örneğin, sendikaların isteği daha ziyade ücretlerinin artırılması, sanayicinin beklentisi düşük faiz, kurlarda istikrar, finansmana erişim ve sanayi arsasıyaratılması gibi konulardır. İhracatçının ise, en temel beklentilerden bir tanesi kurların baskı altına alınmamasıdır.
Orta enflasyon tuzağı 1975 ile 2005 yılları arasında da yaşanmıştır, ancak çok iyi hatırladığımız üzere o yıllarda ücret ve taban ürün fiyatları enflasyon artışını karşıladığı için halk bu denli fiyat artışı karşısında yıpranmamıştır.
2026 yılında T.C.M.B.’nin enflasyon beklentisi % 16’dır ve bu daenflasyon tuzağının sürmesi anlamına gelmektedir. Oysa, enflasyon tuzağından çıkılması için enflasyon oranlarının acilen tekli rakamlara inmesi gerekmektedir.
Bunun için de, yapısal reformların gerçekleştirilmesi, politik istikrarın sağlanması, planlamanın yanı sıra liyakatli insanların iş başında olması gerekmektedir.