Canım Kadın,

Hayatında bazı insanlar vardır; onlarla konuştuktan sonra kendini daha iyi hissedersin.

Daha umutlu...

Daha cesur...

Daha sakin...

Daha çok kendin gibi.

Bir de bazı insanlar vardır; yanlarından ayrıldığında neden yorulduğunu bile anlayamazsın.

Sürekli şikâyet vardır.

Küçümseme vardır.

Kıyas vardır.

Dedikodu vardır.

Korkular, kaygılar ve "aman boş ver" cümleleri vardır.

Ve fark etmeden onların dünyasına göre düşünmeye başlarsın.

Çünkü insan, yalnızca söylediklerinden değil; sürekli maruz kaldığı duygulardan ve davranışlardan da etkilenir.

Canım Kadın,

Çevrendeki insanlar senin hayatını senin yerine yaşamaz.

Ama neyi normal kabul ettiğini, kendine nasıl baktığını ve hangi davranışları tekrar ettiğini etkileyebilir.

Kendine güvenen insanların yanında cesaretin büyüyebilir.

Üreten insanların yanında sen de üretmek isteyebilirsin.

Kendini geliştirmeye çalışan insanların yanında kendi potansiyelini daha fazla hatırlayabilirsin.

Sürekli şikâyet eden insanların yanında ise hayatındaki güzel şeyleri bile görmez hale gelebilirsin.

Bu yüzden mesele "herkesi hayatımdan çıkarayım" değildir.

Mesele, kime ne kadar yaklaştığını fark etmektir.

Çünkü herkes kötü değildir.

Ama herkes senin ruhuna, zihnine ve geleceğine iyi gelmek zorunda da değildir.

Bazen bir insanı sevmeye devam ederken onunla arandaki mesafeyi değiştirebilirsin.

Bazen bir sohbeti uzatmamayı seçebilirsin.

Bazen kendi hedeflerini sürekli küçümseyen birine daha az anlatabilirsin.

Ve bazen sadece şunu fark etmek bile yeterlidir:

"Ben bu insanlarla birlikteyken kendimin hangi haline dönüşüyorum?"

KÜÇÜK BİR EGZERSİZ: ÇEVRENİN AYNASI

Bugün hayatındaki beş kişiyi düşün.

İsimlerini yazmana bile gerek yok.

Sadece zihninde canlandır.

Sonra her biri için kendine şu soruları sor:

"Bu insanla görüştükten sonra kendimi nasıl hissediyorum?"

"Daha güçlü mü, daha yorgun mu?"

"Kendim olmaya daha mı yakın hissediyorum, yoksa kendimi saklıyor muyum?"

"Hayallerimi büyütüyor mu, küçültüyor mu?"

"Yanında kendimi değerli hissediyor muyum?"

Sonra çok önemli bir soru daha sor:

"Ben de onun hayatında nasıl bir insanım?"

Çünkü mesele yalnızca çevrendekileri değerlendirmek değildir.

Sen de bir başkasının hayatında güç veren, umut veren, büyümeye alan açan insan olabilirsin.

Canım Kadın,

Hayatına daha fazla insan doldurmak zorunda değilsin.

Bazen ihtiyacın olan şey daha kalabalık bir çevre değil, daha kaliteli bağlardır.

Seni olduğun halinle kabul eden ama daha iyisini yapabileceğine de inanan...

Başarını kıskanmak yerine seninle sevinen...

Düştüğünde seni yargılamak yerine kaldıran...

Sınırlarına saygı duyan...

Hayallerini küçümsemeyen...

Ve senin yanında kendisi de daha iyi bir insan olmaya çalışan insanlar.

İşte böyle ilişkiler insanın hayatında sadece arkadaşlık ya da yakınlık değildir.

Bir tür güven alanıdır.

Canım Kadın,

Hayat kısa.

Zamanını sürekli seni tüketen, küçülten ve kendinden uzaklaştıran ilişkilerde harcamak zorunda değilsin.

Sevgi, herkese sınırsız erişim vermek değildir.

Bazen sevgi, kendine iyi gelmeyen bir ilişkinin mesafesini değiştirebilmektir.

Bugün çevrene bir kez daha bak.

Kim seni kendine yaklaştırıyor?

Kim seni kendinden uzaklaştırıyor?

Kim senin ışığını büyütüyor?

Kim sana kendi ışığını kısmayı öğretiyor?

Ve sonra kendine şu sözü ver:

"Ben beni en iyi halime yaklaştıran insanlara daha fazla yer açacağım."

Çünkü doğru insanların yanında kendini kanıtlamak zorunda kalmazsın.

Kendini saklamak zorunda kalmazsın.

Küçülmek zorunda kalmazsın.

Tam tersine...

Kendin olabildiğin için büyürsün.

Bugün bu yazıyı ihtiyacı olan ya da sevdiğin, değer verdiğin bir kadına da gönder. Belki onun da hayatında kimin yanında kendisi olduğunu, kimin yanında kendinden uzaklaştığını fark etmeye ihtiyacı vardır.